in ,

Matematiğin Tek Din Olduğu Bir Gezegenden Dünya’ya Bakış: Matt Haig’in “İnsanlar” Romanı – İnceleme

İnsanlar incelemesi sizlerle. Uluslararası çoksatar kitaplarla adını tüm dünyaya duyuran Matt Haig’in Edgar Allan Poe Ödülü’ne aday olan romanına yakın bakış.

İnsanlar İncelemesi - Matt Haig

İnsanlar incelemesi ile karşınızdayız. İngiliz yazar ve gazeteci Matt Haig’in bilimkurgu teması da taşıyan çoksatar romanına detaylı bir bakış atalım.

Kendi dilinde 2020’de yayımlanan Gece Yarısı Kütüphanesi’nin (The Midnight Library) uluslararası ününden sonra, yazarın ülkemizde baskısı bulunmayan kitapları ve henüz çevrilmemiş eserleri basılmaya başladı. Ben de böylece yıllardır merak ettiğim İnsanlar’ı (The Humans, 2013; Türkçede ilk baskı 2015, Kolektif Kitap; yeni baskı 2022, Domingo Yayınevi) okuma fırsatı buldum.

Matt Haig’in son on yılda yazdığı üç kurgu kitabı okudum. İnsanlar bu üç kitap arasında ilk yayımlanan olsa da benim okuduğum son kitaptı. Hemen söylemeliyim en çok zevk aldığım kitabı da bu oldu. İnsanlar, Zamanı Durdurmanın Yolları (How to Stop Time, 2017; Domingo Yayınları 2018) ve Gece Yarısı Kütüphanesi’ne göre daha eğlenceli ve daha zekice.

İnsanlar İncelemesi: Matt Haig, Bir Çoksatar Yazarı

İlk okuduğum kitabında Matt Haig’e karşı bir ön yargı geliştirmiştim. Kişisel gelişim sosuna bulanmış kurguların yazarı gibi gelmişti bana. İkinci kitapta bu ön yargı, bir yargıya dönüştü. Kitapları çok “hesaplı”ydı. Onca duygudan, onca insani meseleden bahsetmelerine rağmen bana “soğuk” gelmişti. İnsanlar’ı okurken de bunları düşündüm, hissettim ama daha az. Sanırım ben biraz huysuz bir okurum. Ne zaman yazar bana vaaz vermeye, roman kişilerinin ağzından kendi fikirlerini boca etmeye başlasa canım sıkılıyor. “Anlatma!” diye bağırmak istiyorum o zaman yazara, “göster!”

Matt Haig imza

Bir yazar elbette yaşama dair soru ve sorunlarını kurgularına dahil edecek, buna hakkı var. Diğer yandan o yazarın kurgu sanatına saygı göstermesi de şart. Bana hikayeler anlatmalı ve bu hikayelerden dersler devşirip devşirmemeyi bana bırakmalı. Hikayeler hiçbir şey için feda edilmemeli. Bir kurguyu sanat eseri yapan, her okuyanda farklı bakış açıları, farklı duygular, farklı düşünceler yaratmasıdır. Eğer yazar, hikayesinin etrafını kalın çizgilerle çizer onu genişlemeyen bir anlam temeli üzerine inşa ederse o eser zamana yenilir.

Matt Haig’in kurgu kitapları da yarına kalamayacak kitaplar. Çok hızlı okunuyorlar, eğlenceliler, derin bir şey okuyor hissi veriyorlar ve size onlarca alıntı yapma keyfi sunuyorlar ama geriye hiçbir şey kalmıyor.

Peki tüm bunlar onun üç kitabını okumama engel oldu mu? Hayır çünkü Matt Haig’de bir şey var. Çok zeki bir yazar. Çoksatar bir kitabın tüm gereklerini biliyor. Basit bir fikri ilginç işlemeyi, çok hızlı özdeşlik kurulan roman kişileri yaratmayı, kurgunun temposunu ve ritmini ayarlamayı çok iyi biliyor. Tüm bunların yanında size hayata dair kocaman tatlı bir cümle veriyor. Düşünüp uzaklara bakmanız için.

Yeterince Uzak Bir Bakış Açısı

Size yabancı bir topluluğa uzaktan bakmak, onlara sıradan gelen olay ve olgulara çok farklı bir açıyla bakmak demektir. Hataları ve güzellikleri çabucak fark edebilirsiniz.

İşte isimsiz anlatıcımız (isimsiz diyebilir miyiz, bilmiyorum, zira kendinden 8653178431 diye bahsetmişti bir kez) insanlara böyle bir açıdan bakıyor, yüzlerce ışık yılı uzaktan. Evet o bir uzaylı. Vonnadorya’dan mühim bir görev için Dünya’ya geldi.

Oraya bu yüzden gitmiştim. Profesör Andrew Martin’ in keşfinin kanıtlarını yok etmek için. Yalnızca bilgisayarlarda değil, canlı insanlarda da saklı kanıtları yok etmek için. (s. 5, Haziran 2022, 3. Baskı)

Matematik Profesörü Andrew Martin’in keşfi insanlığı kısa zamanda çok ileri seviyeye taşıyacaktı. Artık insanlar sonsuz enerji sahibi olabilecek, yıldızlararası yolculuk yapabilecekti. Vonnadorya yetkilileri buna izin veremezdi. Şiddet ve hırsla şekillenmiş bu kibirli türün bu denli gelişmesi Vonnadoryalılar için kötü sonuçlar doğurabilirdi. Yılanın başı küçükken ezilmeliydi.

Profesör Martin’i öldürüp onun yerine geçen uzaylımız, onun eşinin, oğlunun, annesinin ve arkadaşlarının o mühim keşfe dair bir şey bilip bilmediklerini araştırır. Matematiğin tek din olduğu bir gezegenin sakini olan anlatıcımız Dünya ziyaretinin başlarında her şeyi farklı, anlaşılmaz, mantıksız, iğrenç ve ilkel bulur. Çabucak işini bitirip dönmek ister ama araştırması sırasında mecburen insanlarla yakınlaşmak zorunda kalır ve her yakınlaşma onu yavaş yavaş değiştirir. Merak etmeye başlar. Bencil, hırslı, ikiyüzlü ve şiddete meyilli olmalarına rağmen insanlarda farklı bir şey vardır. Kendi kendilerini yok etmemelerini sağlayan bir şey. Onlara güzel şiirler yazdıran, harika şarkılar yaptıran, başkaları için hayatlarını feda ettiren, her şeye rağmen içlerini yaşama sevinciyle dolduran özel bir şey.

Bu yabancının Dünya ziyaretinin, Ursula K. Le Guin tarzı derin çıkarımlar doğuran bir ziyaret olmadığını söylemek gerek. Yeni Andrew Martin’in başından geçenler çoğunlukla komik. Onun insanlara alışma sürecinde yaşadıklarını ve yaptığı tespitleri okumak çok eğlenceli.

İnsanlar prensip olarak delilerden hoşlanmıyorlar; iyi resim yapan deliler hariç, ama onlardan hoşlanmaları için de o insanların ölü olmaları gerekiyor. Ne var ki deliliğin Dünya’daki tanımı çok belirsiz ve tutarsız. Bir dönem tamamıyla aklı başında sayılan bir hareket bir diğerinde delilik işareti oluveriyor. İlk insanlar hiç sorun yaşamadan çıplak gezebiliyorlardı mesela. Hatta nemli yağmur ormanlarındaki bazı insanlar hala böyle geziyor. Yani deliliğin bazen zamanla, bazen de posta koduyla alakalı bir şey olduğu sonucunu çıkarabiliriz. (s. 33)

İnsan Olmak ve Klişeler

Yeni Andrew Martin; sevgi dolu, zeki, fedakar, cesur insanları gördükçe görevini yerine getirmekte zorlanır. Öldürmesi gereken kişilere merhamet etmeye başlar, vicdan azabı duyar, emirlere karşı gelir ve yavaş yavaş matematiksel kesinlikten duygu ve düşüncelerin kaosuna geçiş yapar. Ve aşkı bulur. Bedeniyle deneyimlediği hazlar ve zihniyle deneyimlediği hazlar birleşip onu aşka sürükler ve bu aşk onun insanlığa ve Dünya gezegenine bakışını çok güçlü bir şekilde değiştirir.

Ve hikâye ilgi çekiciliğini kaybeder. Kitap bir kişisel gelişim/kendine yardım kitabına dönüşür: Kendine değer ver, sen çok mühimsin, insan olmak harika bir şey, vs. vs. vs.

İnsanlar İncelemesi - Matt Haig

Bir insana tavsiyeler

    1. Utanç bir prangadır. Kendini azat et.
    2. Yeteneklerin hakkında endişelenme. Sevme yeteneğin var. Bu yeter.
    3. Diğer insanlara karşı nazik ol. Evrensel boyutta onlar sensin.
    4. İnsanlığı teknoloji kurtarmayacak. İnsanlar kurtaracak.
    5. Gül. Sana yakışıyor.

    1. (s. 261-267)

Hikâye kuvvetini bir alien’ın (yabancı/uzaylı) gözünden insanlığa bakma fikrinden alıyordu. Bu bakışın içinde harika eleştiriler vardı. Yüzlerce ışık yılı uzaktan bir uzay aracı bile kullanmadan gelebilen, matematiksel doğrulukla hareket eden, acıyı hissetmeyen, korkuyu bilmeyen bir varlığın, huzur içinde yaşadığı gezegenden Dünya denilen pislik çukuruna gelip onu kıyasıya eleştirmesi çok keyifliydi.

Kendine tapan insanlığın dışardan bir onaya ihtiyacı yok. Bir Vonnadoryalı bizi düzeltmek için çabalamalıydı. Ama o birkaç gün içinde bize hayran oldu. Gün geçtikçe bizden yeniden iğrenmesi daha makul olurdu.

Tüm bu sorunlara rağmen kitabı okuyup bitirmek tatlı bir deneyimdi. Matt Haig hikâyenin sarkabileceği yerleri çok iyi biliyor ve tam o noktaya yeni bir çatışma ekliyor. Bu da kitabı bitmeyen bir merakla okumanızı sağlıyor.

“İnsanlar” Kitabı: Çeviri, Editörlük, Kapak

Çeviri Elif Ersavcı’ya ait. Bayıldığımız bir çevirmen. İnsanlar’ı da harika çevirmiş. Çevirinin güzelliğine bir örnek:

Özgün metin:

In every life there is a moment. A crisis. One that says: what I believe is wrong. It happens to everyone, the only difference is how that knowledge changes them. In most cases, it is simply a case of burying that knowledge and pretending it isn’t there. That is how humans grow old. That is ultimately what creases their faces and curves their backs and shrinks their mouths and ambitions. The weight of that denial. The stress of it. This is not unique to humans. The single biggest act of bravery or madness anyone can do is the act of change.

Çevirisi:

Herkesin hayatında bir an var. Bir kriz. İnandığı şeylerin yanlış olduğunu söyleyen bir aksama. Herkesin başına geliyor; tek fark bu bilginin insanı nasıl değiştirdiği. Çoğunluk bilgiyi gömüp orada yokmuş gibi davranıyor. İnsanlar böyle yaşlanıyor işte. Yüzlerini kırıştıran, sırtlarını kamburlaştıran, ağızlarını ve azimlerini büzen şey bu. Bu inkarın ağırlığı. Gerilimi. Bu sadece insanlara özgü bir şey de değil. Herhangi bir varlığın gösterebileceği en büyük cesaret ya da delilik, değişme eylemi. (s. 251)

Kitabın son okuması da layığıyla yapılmış. Son zamanlarda neredeyse her kitapta karşıma çıkan harf hatalarıyla karşılaşmadım. Ümran Özbalcı’nın ellerine sağlık.

İnsanlar İnceleme Matt Haig Roman

Kapak tasarımı Andrew Smith’e ait. Adı “İnsanlar” olan bir kitabın kapağında bir köpek (Newton) ve yıldızlarla dolu bir gökyüzü olması manidar. Kitabın eğlenceli ve hüzünlü tonu ile uyumlu bir kapak.

Bonus:

Matt Haig Gibi Yazmak İsteyenlere Tavsiyeler:
  1. İyi bir “ya şöyle olsaydı ne olurdu” fikri bul:

Mesela içindeki her bir kitapta olası bir hayatımızın yazılı olduğu bir kütüphane olsaydı.

Ya da bir adam ölümsüz olsaydı ve kendi gibi ölümsüzlerden oluşan bir örgüte dahil olsaydı.

Örneğin bir uzaylı kılık değiştirerek aramıza katılıp bizim için mühim bir bilgiyi yok etmeye çalışsaydı.

  1. Fikrin genişlet ama ayrıntılara girme. Ayrıntılar mantık hatalarına yol açar.
  1. Herkesin sevebileceği ortalama bir karakter yarat.
  1. “Ya şöyle olsaydı” fikrinin kitap uzadıkça sarktığını fark edersen bir aksilik veya çatışma ekle.
  1. Aksilik veya çatışmayı düzelt.
  1. Tüm bunları yaparken çok mühim bir hayat dersi veriyormuş gibi yap.
  1. Bağlamından çıkarılsa bile ışıl ışıl parlayacak paylaşımlık cümleler yaz.
  1. Romanın tamamının kısa bölümler ve kısa cümleler halinde olmasına dikkat et.

İşte matthaigvari romanın hazır.

Not: İlk seferinde zorlanırsan 1, 3, 6 ve 8. maddeleri takip ederek bir çocuk kitabı yaz. O da iyi satar.

Siz Matt Haig imzalı İnsanlar romanını nasıl buldunuz? Yorum ve eleştirilerinizi Kayıp Rıhtım Forum’da bizimle paylaşabilirsiniz.

Bülent Özgün

Edebiyat ve sinema hayranı (bazen hangisini daha çok sevdiğini kendisi de bilmiyor), İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu, öğretmen; yazmayı, okumayı, konuşmayı, öğretmeyi ve bunların hepsi üzerine düşünmeyi seven bir ademoğlu. Bir hayaledici. Ne yazık ki hep böyle kalacak.

Black Panther 2 Gişenin Zirvesine Oturdu

Black Panther’ın Devam Filmi “Wakanda Forever” Gişenin Yeni Lideri Oldu

Aile Dizisi The Sopranos Türkiye Uyarlaması

The Sopranos’un Türkiye Uyarlaması “Aile” Geliyor: Başrollerde Kıvanç Tatlıtuğ ve Özge Özpirinçci Var