in , ,

Yazarının Kaleminden: Şüphecinin El Kitabı

Şüphecinin El Kitabı yazarlarından Arsel Berkat Acar kitabın doğuş ve yazılış macerasını Kayıp Rıhtım okurları için kaleme aldı.

Yazarının Kaleminden: Şüphecinin El Kitabı

Tarih 30 Mayıs 2017 ve heyecanla Çağrı M. Bakırcı’nın diğer değerli yazarlarla birlikte kaleme aldığı Evrenin Karanlığında Evrimin Işığı kitabına göz atmak istiyordum. Kafede otururken fotoğrafını da çekip ‘Masanın üzerinde kitap, yanında kahve’ türünde Instagram trendine ben de yakalanmıştım.

Ardından aklıma bir fikir esmişti. Uzun süredir çalışmalarımı ben de günün birinde bir kitaba dönüştürmek istiyordum. Halihazırda bu konuda iki kitap çıkartmış deneyimli Çağrı varken, “Neden olmasın?” sorusu aklımı meşgul etmişti. Zaman alacaktı, sabretmem gerektiği anlamına geliyordu ve yapılacak çalışma kolay olmayacaktı.

Asıl Zor Nokta

Şüphecinin El Kitabı

Bilmeyenin gözünde, “Oturup bir şeyler karalayacaksın işte,” diye düşünebilir, ama bir kitap yazma serüveni çok daha farklı bir şey. Genellikle yazarların, “Nasıl başlayabilirim?” diye ilk sayfada tıkandıkları düşünebilir. Ama bence asıl zorluk noktayı nereye koymak istediğindir. Konuların akışı, birbirlerine olan bağlantıları, geriye ve ileriye dönük yazmaya çalışmak, bunlar beyin faaliyetlerini uç noktalarına kadar çalıştırmanıza neden olacak şeyler. Ancak şunu kesin bir ifadeyle söyleyebilirim ki, yorucu olduğu kadar da eğlenceli olabiliyor. Çünkü o ‘sizin’ eseriniz haline geliyor. Sizden çok daha sonrasında yaşayacak, kâğıt ve mürekkepten oluşan bir çocuk gibi.

2012 senesinde Maya Kehaneti’yle dünyamızın ya son bulacağı ya da yeni bir çağa giriş yapacağı her yerde yankılanıyordu (ki Mayalar bunu iddia etmemişti ama neyse, konumuz o değil, kitaptan bunları okuyabilirsiniz). Benim de tam Bilimsel Şüphecilik ile bolca ilgilendiğim bir seneydi, yani internette karşılaşılan binbir çeşit görsel ve yazılı iddiayla beraber astroloji ve ufoloji gibi yaygın iddialara bilimsel bir perspektiften bakıp eleştirisel bir şekilde ele alıyordum. Eskiden bu tarz konulara ilgi duyup bizzat inanmış olmam, halen bunlara inanan kişilere nasıl hitap edilmesi gerektiğime dair işimi kolaylaştırıyordu. O esnalarda yakından takip ettiğim Evrim Ağacı ile iletişim halindeydim ve ardından Çağrı’yla yaptığımız konuşmalara istinaden ekibine katıldım. Çok daha geniş ve kaliteli bir platforma sahipti ve kendi sayfalarımla ne kısalır ne uzardım diye düşünüyordum.

Tabii ilk başlarda sahtebilim dediğimiz (yani bilimsel görünümünde olan ancak altında ruhsal veya dini motivasyonları olan, bilimde terimleri kendi jargonlarıyla harmanlayıp kendi ‘gerçeklerini’ dikte eden ya da tatlı dille anlatan, kanıt-temelli olmaktan ziyade inanç-temelli olan ve bilimsel bazı gerçeklerin arasından kendine uygun olanlarını seçip kalanlarını eleyen bir akım olarak) konularla ilgilenirken bazı okurlar, “Oh be, sonunda birileri bu konulara da el atıyor!” diye açık kollarla karşılamadı. Aksine bir direniş hakimdi, bilimi takip eden ve sevenlerden bile. Çünkü sahtebilim öyle ikna edici ve inandırıcı yönlere sahip ki, insanlar nelerin doğru veyahut yanlış olduğunu ayırt etmekte zorlanabiliyordu. Bununla beraber mantık safsataları ve tartışma metotları dediğimiz şeyler de yer alıyordu. Anlayacağınız, böylesine karışık konuları kapsamlı bir şekilde kaleme almak büyük bir çabayı gerektiriyordu. Karşınıza bütün sahtebilim dünyasını alıyordunuz.

Skeptikler Kılavuzu Adlı Makaleden “Şüphecinin El Kitabı”na

Evrim Ağacı platformu üzerinden çeviri ve özgün makalelerimi paylaşırken bir adet konunun geneline bakan ‘Skeptikler Kılavuzu’ adında bir makale yazmaya karar vermiştim. Bu gerçekten anlatmak istediklerimin en ama en özet formuydu. 2017’de Çağrı’nın yeni kitabını elime aldığımda ise, aklıma esen o kitap yazma fikriyle, “Skeptikler Kılavuzu’nu ya gerçekten bir kılavuz boyutuna getirseydim, nasıl olurdu, dünya gezegeninden hemtürlerine ne gibi bir mesaj vermek isterdin?” diye düşünmüştüm.

Çağrı’yla bu konu üzerine konuştuğumda, “Yapalım!” demesiyle birlikte iş ciddiye binmişti. Onun akademik arka planıyla birlikte tatlı-sert ve acımasız-empatik bir şekilde düşüncelerimizi, fikirlerimizi, tartışmalarımızı birbirimizle paylaştık ve takip ile analiz tabloları oluşturduk, kurallar ve sınırlar belirledik, yazım şekilleri üzerine odaklandık ve revize üstüne revizelerle uğraştık (aman tanrım o revizeler hiç bitmemişti, ama buna değerdi). Evet, artık bir kitap yazıyorduk ve Türkiye’de büyük bir bilgi eksikliğine hitap edecektik. Kişisel gelişim, ruhsallık, astroloji, mucizevi tedaviler, esrarengiz varlıklar, gizli enerjiler, komplo teorileri, antik gizemler ve UFO şahitlerini ele alan kitapların yanında artık Bilimsel Şüpheciliği anlatan bir yerli eserimiz de olacaktı.

Başlıkları Belirlemek

İlk önce başlıkları belirlemek gerekiyordu. Ardından da hangi popüler iddiaları ele almak istediğimizi seçmemiz gerekiyordu (seçmek diyorum çünkü çok fazla iddia var!). Bilimden, metodolojiden, felsefeden, psikolojiden ve nice konulardan da bahsetmemiz gerekiyordu. Okurlara sadece, “UFO’lar gelmedi, uzaylılar yok, piramitleri biz inşa ettik, dağılabilirsiniz,” diye kuru kuru cümleler sunmak istemiyorduk. Derine inmeliydik, detaylara göz atmalıydık, belgeseller seyretmeli, dizi ve filmlere göz atmalı, kitaplar okumalı, tartışmalara göz atmalıydık. Evrim Ağacı’nın genel stili budur bence. Herkes örneğin kara deliklere dair çok benzer cümleler kullanacaktır. Biz ise konuyu farklı örneklemelerle ve yaklaşımlarla okurlarla buluşturmayı seviyoruz. Aksi takdirde, herkes aynı şekilde yazsaydı, bizzat bizim yazılarımızı açıp okumanızın ne gibi bir farklılığı olabilirdi ki? Bu stili kitabımızda da uyarladık ve Önsöz’de de dile getirdiğimiz birçok değerli isimlerden çeşitli konularda yardımlar aldık.

Sizlere her tarz duyguyu hissettireceğimize inanıyoruz; güleceksiniz, üzüleceksiniz, kızacaksınız, aklınız karışacak, zihniniz açılacak, umutsuz hissedecek ve uğruna savaşılacak şeylerin olduğuna inanacaksınız. Sizleri bu kitapla uzun bir yolculuğa çıkarmayı amaçlıyoruz. Bilimsel dilde uzun ve bol tekrarlamalarla dolu bir kitap olabilir, ama aynı zamanda bir hikâye kitabıdır: İnsan türünün hayal ve düşünce dünyasına dalış yapıyoruz.

Tabii yazdıkça da yazıyorduk; ilk önce 100 sayfa oldu, sonra 200, sonra 300, sonra 400… Bu iş nereye kadar gidiyordu derken bir türlü yazacaklarımızı o kadar kırpmaya ve özetlemeye rağmen sığdıramıyorduk, ancak en nihayetinde 2 senelik çabanın ardından karşınızda “Şüphecinin El Kitabı”nı bulmaktasınız. İşin burada sonlandığını da düşünmeyin, daha nice çalışmalarımız olacaktır. Bir işe başladık, ancak henüz noktasını koymadık…

Arsel Berkat Acar

* * *

* Şüphecinin El Kitabı Sizi Bilgi Çağında Gerçeği Bulmaya Davet Ediyor [Ön Okuma]

Oyla!

Konuk Yazar

Siz de Kayıp Rıhtım'da konuk yazar olabilirsiniz!

İletişim: info[email protected]

Warcraft 3: Reforged

Warcraft 3: Reforged Tepkilerle Beraber Çıkış Yaptı

ÇEKİLİŞ: Dursun Ali Yaz'dan "Para, Paranın Yazılmamış Tarihi"

ÇEKİLİŞ: Dursun Ali Yaz’dan “Para – Paranın Yazılmamış Tarihi”