in ,

George Orwell Hakkında Bilmediğiniz 13 İlginç Gerçek

George Orwell hakkında bilinmeyenler! Hayvan Çiftliği ve 1984’ün yazarının yaşamına ve eserlerine dair gözden kaçan detaylar sizinle.

George Orwell Hakkında Bilmediğiniz 13 İlginç Gerçek

George Orwell mahlasını almadan önce Eric Arthur Blair, yaşadığı zamanda üst orta sınıfa ait bir İngiliz çocuğuna göre sıradan bir şekilde yetişmiş biriydi. Hayatını şimdi incelediğimiz zaman ise sıra dışı bir yaşam sürdüğünü görüyoruz.

Orwell genellikle tüm zamanların en iyi distopya klasiklerinden olarak anılan 1984 ve Hayvan Çiftliği adlı romanları ile biliniyor. Ancak roman yazmak hayatının ve kariyerinin sadece küçük bir kısmını oluşturuyor diyebiliriz. 1903 doğumlu George Orwell’ın hayatına ve eserlerine dair ilginç bulabileceğiniz durumlara gelin beraber göz atalım!

1. Küçükken Hazırlık Okuluna Gitti ve Oradan Nefret Etti

George Orwell, erkek çocukların gittiği Eastbourne şehrindeki St. Cyprian Okulu’na beş yıl devam etti. Such, Such Were the Joys adlı denemesine de bu okuldan esinlendi. Yazısında okul sahiplerinden tüm gücü kendinde toplamış korkunç canavarlar olarak bahsederken kurum için ileride de aynı şekilde devam edecek pahalı ve züppe bir okul diyordu. Orwell’ın ızdırabının şimdilerde abartıldığı düşünülse de o zamanlarda bu denemenin basılmayacak kadar hakaret içerdiği düşünülüyordu. Deneme 1968 yılında Orwell öldükten uzun zaman sonra yayımlandı.

2. Oldukça Muzip Biriydi

Sir Bernard Crick’in yazdığı ve Orwell’ın tamamlanmış ilk biyografisi olan George Orwell: A Life’a göre Orwell, sınavlara hazırlık yapılmasını sağlayan bir okula gidiyordu ve bu okuldan atılmıştı. Atılma sebebi ise şehir denetim görevlisine ölü bir fare ile doğum günü mesajı göndermesiydi. Ayrıca Eton College’da okurken binasının yönetici öğretmeni John Crace’in dış görünüşü ve İtalyan sanatına olan ilgisiyle dalga geçtiği bir şarkı yazmıştı.

Orwell gazetede yazdığı köşede çocukluk hobisinden de bahsetmişti. Reklamlara cevap verip satıcıları kandırıyordu. Orwell hobisi ile ilgili şunları aktarıyor:

“Reklamlara cevap yazarak çok eğleniyorsunuz. İlgilerini çekip bir tomar belgeyi art arda size göndermelerini sağlayarak bir sürü pul harcamalarına neden oluyorsunuz. Sonra da ilginizi çekmediğini anlıyorlar.”

3. Kariyerinin Büyük Bir Bölümünde Garip İşlerde Çalıştı

Pek çok insan gibi Orwell da faturalarını ödemek zorundaydı. Hayatının büyük bir kısmında yarı zamanlı işlerde çalışırken bir yandan da kitap yazdı. Burma’da (günümüzde Myanmar) Hint Emperyal Polis Teşkilatı’nda polis memuru, lise öğretmeni, kitapçıda satıcı, 2. Dünya Savaşı’nda BBC propagandacısı, editör ve savaş muhabiri olarak görev aldı.

George Orwell BBC

Ayrıca Paris’te bulaşıkçılık yapan Orwell, İngiltere’nin Kent şehrinde şerbetçiotu toplayıcılığı yaptı. Ancak bu iki iş, serseri gibi yaşarken ve deneyimlerinden bahsettiği ilk kitabı Down and Out in Paris and London’ı yazarken araştırma amacıyla yaptığı işlerdi.

4. Kendini Bilerek Tutuklattı

Yukarıda bahsi geçen anı yazısı için fakirlik kavramını araştırırken, 1931 yılında sarhoş ve aciz/yetersiz olma gerekçesiyle kendisini bilerek tutuklattı. Biyografi yazarı Gordon Bowker’a göre bunu yapmasının nedeni Orwell’ın hapis hayatını görmek, aralarına katıldığı serserilere ve kabadayılara yakın olmak istemesiydi.

George Orwell Hayatı Eserleri

O zamanlar Edward Burton takma adını kullanıyordu ve yoksul bir balık hamalı kılığına girmişti. Neredeyse bir şişe viski içip olay yaratınca doğal olarak tutuklandı. Ancak Orwell’ın umduğu gibi uzun bir hapis süresi olmadı ve kırk sekiz saat göz altında tutulduktan sonra serbest bırakıldı. Yaşadığı deneyimi yayımlanmamış Clink adlı denemesinde anlattı.

5. Parmak Dövmeleri Vardı

Burma’da polis memuru olarak çalışırken Orwell parmaklarına dövme yaptırdı. Orwell’ı tanıyan Adrian Fierz biyografi yazarı Gordon Bowker’a dövmeleri anlattı ve dövmelerin küçük greyfurtlara benzeyen mavi noktalar olduğunu, her parmağında birer tane olduğunu söyledi.

Orwell’ın yazdığına göre, Burma’daki bazı kabileler dövmelerin kendilerini mermiden koruduğuna inanıyor. Bowker, Orwell’ın da batıl inançlara dayanarak bunları yaptırmış olabileceğini söylüyor ancak Burma’daki İngiliz düzeninden kendini ayrı tutmak istemesinin daha makul olduğunu belirtiyor. Ayrıca yazarın emperyalist sınıfın tam anlamıyla bir üyesi olmadığını, Budist rahiplerle ve topluma ters düşen İngilizlerle haşır neşir olduğunu da söylüyor.

6. Farklı Seviyelerde 7 Yabancı Dil Biliyordu

1944 yılında yine gazetedeki bir köşe yazısında George Orwell şunları yazmıştı:

“Şimdiye dek yedi dil öğrendim. Bunların iki tanesi ölü dildi. Bu yedi dilden sadece bir tanesini unutmadım ancak onda da çok iyi değilim.”

Orwell, okulunda kısa bir süre öğretmenlik yapmış ve daha sonra Brave New World’u (Cesur Yeni Dünya) yazan Aldous Huxley’den gençliğinde Fransızca öğrenmişti. Fransızcayı akıcı bir şekilde konuşan Orwell Latince, Yunanca, İspanyolca gibi diller üzerinde de çalıştı.

7. İspanya İç Savaşında Gönüllü Olarak Yer Aldı

Ernest Hemingway ve diğer sol görüşe meyilli kişiler gibi George Orwell da İspanya İç Savaşı’nda bulunmuştu. Orwell, 1936 yılında savaş çıktıktan hemen sonra gazete yazıları yazma amacıyla 33 yaşındayken İspanya’ya gitti. Ancak bunun yerine faşizmle savaşmak amacıyla Cumhuriyet milis kuvvetlerine katılan yazar, o sıralarda yapılabilecek tek mantıklı şeyin bu olduğunu söylüyordu. Ertesi yıl bir nişancı tarafından boynundan vurulsa da hayatta kaldı. Orwell, savaş döneminde yaşadıklarını Homage to Catalonia kitabında anlatıyor.

8. “Hayvan Çiftliği”nin El Yazması Patlama Yüzünden Neredeyse Yok Oluyordu

1944 yılında, Orwell’ın yaşadığı Londra’da bulunan 10 Mortimer Crescent’taki evine Alman yapımı bir bomba (doodlebug) düştü. Olay gerçekleştiğinde George, eşi Eileen ve oğulları Richard Horatio orada değildi ancak evleri harap olmuştu.

George Orwell Hayvan Çiftliği

O sıralar Tribune gazetesinde çalışan Orwell verilen öğle arasında eve döndü ve enkazın içinde kitaplarını, denemelerini ve özellikle Hayvan Çiftliği’nin el yazmasını aradı. Neyse ki aradığını bulan Orwell, aldığı her şeyi el arabası ile ofisine taşıdı.

9. “Muriel” Adında Bir Keçisi Vardı

İngiltere’nin Wallington şehrindeki evinde yazar, eşiyle beraber çiftlik hayvanlarına bakıyordu. Bu hayvanların arasında keçi Muriel da vardı. Orwell’ın Hayvan Çiftliği kitabında da aynı isimli bir keçi bulunuyor.

Bu keçi çiftlikte ahlaki bakımdan en iyi ve en zeki sayılı hayvanlardan biri olarak tasvir ediliyor.

10. “Soğuk Savaş” Terimini İlk Defa Kullanan Kişi Oldu

ABD ve Sovyetler Birliği arasındaki ilişkileri anlatmak için kullanılan Soğuk Savaş terimini ilk olarak Orwell’ın 1945 yılında yazdığı deneme You and the Atom Bomb’da görebiliriz. Orwell bu denemeyi Hiroshima ve Nagasaki’ye iki atom bombasının atılmasından sonra yazdı. Bir zamanlar fethedilemeyen bir devletin komşuları ile yaşadığı bitmeyen bir soğuk savaşı betimleyen yazar, şunları da yazdı:

“Eğer atom bombası, bisiklet ve saat gibi kolayca üretilebilen ucuz bir şey olsaydı bizi yeniden barbarlığa geri sürüklerdi. Öte yandan ulus egemenliğini ve merkezi polis devletlerini de sona erdirirdi. Savaş gemisi gibi üretmesi zor, nadir ve pahalı bir nesne söz konusu olursa eğer ‘barışın olmadığı bir barışı’ süresiz uzatma pahasına büyük ölçekteki savaşları önlemek daha mantıklı oluyor.”

11. Komünist Olduğu İleri Sürülen Charlie Chaplin ve Bazı Sanatçıları İhbar Etti

Orwell kendisini demokratik sosyalist olarak tanımlasa da komünistlere karşı pek bir sempatisi yoktu. 1949 yılında komünizme yakın olan kişilerin bir listesini hazırlayarak bu listeyi Birleşik Krallık Bilgi Araştırma Bölümü’nde çalışan arkadaşı Celia Paget’a iletti. Savaş bittikten sonra bu bölüm Avrupa çapında komünist karşıtı propaganda yapmak ile görevlendirildi.

Orwell’ın ilettiği bu listede Charlie Chaplin, birkaç aktör, yazarlar, akademisyenler ve politikacılar bulunuyordu. Bilgi Araştırma Bölümü’ne iletilmeyen isimler arasında ise Katharine Hepburn, John Steinbeck, George Bernard Shaw, Orson Welles ve Cecil Day-Lewis (Daniel Day-Lewis’in babası) gibi kişiler yer alıyordu.

Orwell’ın bu isimleri iletme amacı onları kara listeye almaktı çünkü onların pek de güvenilir olmadığını düşünüyordu. Biyografı yazarı Bernard Crick ise Orwell’ın bu kişileri yıkıcı oldukları için değil istihbarat operasyonlarına uygun olmadıkları için ihbar ettiğini belirtiyor.

12. Amerikan Moda Dergilerinden Nefret Ediyordu

Orwell, Tribune gazetesinde As I Please adlı köşe yazısını bir buçuk yıl kadar yazdı. Bu köşede savaştan, nesnel doğrudan, edebi eleştirilere kadar geniş çapta konular üzerinde çalıştı. 1946 yılında kaleme almış olduğu köşe yazılarının birinde de Amerikan moda dergilerini acımasızca eleştirdi.

Dergi kapaklarında yer alan modeller için, “İnce kemikli ve Antik Mısır’dakilere benzeyen yüz tipleri hâkim. Kertenkele elleri gibi tutma becerisi olmayan zayıf eller de oldukça genelgeçer oldu,” ifadelerini kullandı.

13. “1984”ü Yazarken Neredeyse Boğuluyordu

1947 yılında Orwell 1984 adlı romanını yazmaya ara verip oğlu ve yeğenlerini kuzey İskoçya’daki Corryvreckan Körfezi’ne bot turuna götürdü. Bu bölge aynı zamanda dünyanın en büyük üçüncü girdabının olduğu yer olarak biliniyor. Böyle bir bölgede yazarın ve ailesinin sandalı doğal olarak girdaba kapılarak alabora oldu ve dördü de denize düştü. Neyse ki hepsi kurtulmayı başardı.

George Orwell 1984

Orwell’ın ilk başta The Last Man in Europe ismini verdiği, ancak daha sonra 1984 olarak değiştirilen romanı ise tüberküloz nedeniyle ölmeden yedi ay önce 1949 yılında yayımlandı.

İşte distopyanın önemli yazarlarından George Orwell’ın yaşamı ve eserlerine dair bilinmeyen bazı gerçekler. Peki sizin en çok ilginizi çeken madde hangisiydi? Görüşlerinizi Kayıp Rıhtım Forum’da paylaşmayı unutmayın!

* * *

* Bir Fincan Güzel Çay | George Orwell

Kaynak: Mentalfloss

Oyla!

Melin Arda

1990 doğumluyum ve İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunuyum.Mitoloji başta olmak üzere edebiyat, müzik ve yabancı diller ile ilgileniyorum. Çeviri yapmak ve dizi/film seyretmek bu alanları bir araya getirdiği için oldukça keyifli geliyor. Bunları yaparak ve seyahat ederek farklı hayatları ve bakış açılarını görmeyi seviyorum.

1 Yorum BULUNUYOR


  1. Avatar for EmrecanDogan EmrecanDogan dedi ki:

    Çok demokratikmiş! :smiley: Yalnız sosyalizm’in, komünizm’e yakın olması gerekmiyor mu?

Quentin Tarantino Once Upon a Time in Hollywood

Quentin Tarantino, Once Upon a Time in Hollywood’u Romanlaştıracak

Disney Filmlerinin Yeni Vizyon Tarihleri Belli Oldu

Disney Filmlerinin Yeni Vizyon Tarihleri Belli Oldu