in ,

Dünyanın En Büyük Masalcılarından Hans Christian Andersen Hakkında 7 Gerçek

Hans Christian Andersen ile yakından tanışma zamanı. Andersen Masalları’nın yazarı, dikkat çekici hayatı ve unutulmaz eserleri ile özel bir ilgiyi hak ediyor.

Hans Christian Andersen Kimdir? Hakkında Bilgi

Hans Christian Andersen kimdir? Andersen Masalları denince akla gelen bu önemli kültür insanının hayatı ve eserleri hakkındaki detayları daha yakından tanıma zmaanı.

1805-1875 yılları arasında yaşamını sürdüren ünlü Danimarkalı yazar Hans Christian Andersen ismini hepimiz Çirkin Ördek Yavrusu, Thumbelina, Kibritçi Kız, Prenses ve Bezelye Tanesi gibi yaygın çocuk masallarından biliyoruz. Andersen’ın dünya çapındaki ününe rağmen, bu popüler masalların arkasında hayatı boyunca zorluklara göğüs geren ve bu zorlukları sanata çeviren güçlü bir figürün bulunduğunu pek az kişi bilir. Bu eksantrik edebi kişiliği daha yakından tanımak üzere hazırladığımız içeriğimizde Andersen’ın hayatı ile ilgili masal kitaplarında bulamayacağınız şaşırtıcı 7 bilgiyi sizlerle buluşturuyoruz.

Hans Christian Andersen Kimdir? Hakkında Bilgiler

1. Hans Christian Andersen’ın Bazı Masalları Kendi Hayatı ile İlgili Detaylar Barındırıyor

Akademisyenlere göre Çirkin Ördek Yavrusu masalı Andersen’ın kendisinin hissettiği yabancılaşma duygusunun bir yansımasıdır. Küçük bir çocukken ince sesi ve görünüşü nedeniyle çok fazla alaya maruz kalan yazar, çoğu zaman yalnız yaşamayı tercih etmiştir. İleriki yıllarda Hans adında dışlanan bir çocuk hakkında yazdığı bir masalı da mevcuttur. Çirkin ördeğin yaşadıklarına paralel olarak Andersen da yaşamının ilerleyen safhalarında kültürlü, dünya çapında bilinen, burjuva sınıfından çevresi olan bir “kuğu” olmuştur. Andersen’ın kendisi de Çirkin Ördek Yavrusu için, “Masal elbette kendi hayatımın bir bölümünü yansıtıyor,” yorumunu yapmıştır.

Hans Christian Andersen kimdir

Ayrıca yazarın kendi yaşadığı travmaları sembolize etmek için yoksulluk içinde büyümüş, babasını kaybetmiş, annesine destek olmak için çocuk yaşta fabrikalarda çalışmış sefil ve çaresiz durumlardaki karakterleri masallarına yerleştirdiği de kanıtlanmış bir bilgidir. Andersen hakkında bir eser kaleme almış olan eleştirmen Paul Binding, yazara ait masalların uzun yıllar boyunca cazibelerini kaybetmemiş olmalarının derinine The Guardian2Da şu sözlerle iniyor:

“Evet, Andersen’ın Çirkin Ördek Yavrusu, Kurşun Asker, Küçük Deniz Kızı gibi pek çok ünlü eseri kendi hayatındaki ikilemlerin ürünüdür ancak bu eserler kişiselliği dilde, gözlemde, detayda, karmaşık ancak berrak bir yapıda, evrensel çekiciliğin mükemmel süslü bir yapısı olarak kendi ayakları üzerinde durmak üzere tasarlanmış olarak bugün olduğu gibi sunmasaydı üzerimizde etki bırakmazdı.”

2. Hans Andersen’ın Orijinal Küçük Deniz Kızı Masalı, Aslında Disney Uyarlamasından Çok Daha Karanlık Bir Hikâye

küçük deniz kızı hans christian andersen

1837’de yazılmış olan Andersen’ın Küçük Deniz Kızı masalı çocuklara uygun hale getirilip yayınlanan Disney versiyonundan çok daha iç karartıcıdır. Orijinal öyküde, ismi verilmeyen ve bir prense âşık olan deniz kızına sonsuz ıstırap ve dilinin kesilmesi koşuluyla insan olma şansı sunulur. Deniz kızı aşkın yanı sıra, eğer prens de onu sevip evlenmek isterse sonsuz bir ruh elde edecektir. Prens bir başkasıyla evlendikten sonra, deniz kızı onu öldürmeyi planlar ancak bundan vazgeçip kaderine razı olur ve kendini denize atarak bir köpüğe dönüşür. Daha sonra ruhu eğer 300 yıl boyu iyilik yaparsa cennete gideceğini söyleyen öbür dünyaya ait yaratıklar tarafından karşılanır. Hikâyenin aslı bu şekildedir.

3. Kötü Çeviriler Yurt Dışında Yazarın İmajını Değiştirmiş Olabilir

UNESCO’ya göre Andersen, Vladimir Lenin’in hemen arkasından dünyada en çok dile çevrilen sekizinci yazardır. Eserleri 125 dile çevrilse de tüm çeviriler aslına uygun yapılmamıştır. Diana Crone Frank ve Jeffrey Frank’in modern çevirisi Andersen Masalları’na göre başlangıçtan itibaren hikâyelerin aslını bozan pek çok kalitesiz çevirisi mevcuttur. Bunun sonucunda Andersen’ın İskandinavya dışındaki ünü edebi bir dahi olmaktan ziyade ilgi çekici çocuk masalları yazmış tuhaf 19. yüzyıl yazarının ötesine gidememiştir.

4. Andersen, Charles Dickens’ın Evinde Misafirliği Abartıp Ev Halkında Rahatsızlık Yaratmıştı

Andersen, edebi kahramanı Charles Dickens ile 1847’de bir aristokrat partisinde tanıştı. Tanıştıkları günden itibaren sürekli iletişim içinde oldular ve bir on yıl kadar arkadaşlık etmelerinin üzerine Andersen, Dickens’ın İngiltere, Kent’teki evine geldi. Bu ziyaret başta en fazla iki hafta sürmek üzere planlanmıştı ancak Andersen beş hafta boyunca Dickens’ın evinde yatılı kaldı ve doğal olarak ünlü yazarın ailesi durumdan epey rahatsızlık duydu.

charles dickens

Misafirliğinin ilk sabahı Andersen ev sahibinin oğullarından birinin eve gelen erkek misafiri tıraş etmesinin eski bir Danimarka geleneği olduğunu iddia etti. Bu isteğe boyun eğmek yerine aile onu civardaki bir berbere gönderdi. Andersen aynı zamanda yaygara çıkarmaya da yatkın bir tipti. Bir keresinde kitaplarından biri hakkında yazılmış olan kötü bir eleştiri yüzünden kendini çimlere atıp feryat figan ağlamıştı. Andersen nihayet evden ayrıldığında Dickens bu hadise hakkında yazdığı notta, ”Hans Andersen bu evde beş hafta boyunca kaldı, aileme bu süreç yüzyıllar gibi gelmişti!” demişti. Daha sonraları Dickens, Andersen’dan gelen mektuplara cevap vermeyi bıraktı ve bu soğukluk arkadaşlıklarının bitmesinde oldukça etkili oldu.

5. Hans Christian Andersen, Canlı Gömülme Gibi Tuhaf Fobilere Sahipti

Andersen’ın pek çok fobisi vardı. Köpeklerden korkardı, domuzlarda bulunan bir parazit olan trişinden kaynaklı hastalık kapmaktan çekindiği için çatalla yemek yemekten kaçınırdı. Seyahat ederken yangın çıkar da kaçmam gerekir, diye çantasında mutlaka uzun bir urgan bulundururdu. Hatta yanlışlıkla ölü ilan edilip canlı canlı gömülmekten de son derece korkardı bu sebepten her gece yatağının başına, “Yalnızca ölü gibi görünüyorum, canlıyım!” yazan bir not bırakırdı.

6. Hans Christian Andersen, Hayatı Boyunca Cinsel Bir İlişki Yaşamamış Olabilir

Yazar oldukça uzun ve dolu bir hayat yaşamıştı. Ancak özel ilişkiden yana pek yüzü gülmemiş, kendi mutlu sonlu masalına hiçbir zaman ulaşamamıştı. Hayatının çeşitli dönemlerinde pek çok kadına ve genç erkeklere yazmış olduğu aşk mektuplarından çıkarılacağı üzere muhtemelen duyguları neredeyse hep karşılıksız kaldı.

peri masalları

Deseret News’in biyografi yazarı Bente Kjoel-bye konu hakkında, “Bence hiç cinsel deneyimi olmadı,” şeklinde kendi yorumunu belirtmiştir. Ancak Andersen şehvetli düşüncelere hiç de yabancı değildir. 61 yaşındayken Paris’te ilk defa bir randevu evine gitmiş, hayat kadınına ödeme yapmasına rağmen onun soyunmasını seyretmek dışında hiçbir şey yapmamıştır. Oraya ikinci gidişine dair güncesine şu satırları yazmıştır:

“Bir kadınla konuştum, 12 frank ödeme yaptım ve günahkar hiçbir işe girişmeden (düşüncelerim dışında) oradan ayrıldım.”

7. Andersen Danimarka’da “Ulusal Hazine” Olarak Görülüyor

Danimarka hükümeti, Andersen altmışlı yaşların sonlarındayken, en sonunda hayatını elinden alacak olan karaciğer kanseri semptomları göstermeye başladığında onu ulusal hazine ilan etti. Bunu takip eden sürede kendisine bir aylık bağlandı ve yazarın 70 yaşını kutlamak için Kopenhag’daki Kral’ın Bahçesi’ne heykelinin yapımına başlandı. Andersen 70. doğum gününü görecek kadar yaşadı ancak dört ay sonrasında hayatını kaybetti.

Hans Christian Andersen Evi Müze

Neredeyse yüz yıl sonra bile yazarın Kopenhag’daki şanına hürmet amacıyla yapılan ikinci büstüne, adının verildiği H.G. Andersen Caddesi’ne ve Langelinje Pier Caddesi’ndeki Küçük Deniz Kızı heykeline bakan herkes onun ne kadar önemli bir edebi şahsiyet olduğunu anlayabilir. Aynı zamanda Odense’deki çocukluk evine ve aynı şehirdeki Andersen’ın çalışmalarına adanmış müzeye ziyaretçilerin kabul edildiğini de buradan duyurmak isteriz.

Siz Andersen Masalları hakkında ne düşünüyorsunuz? Yazarın hayatı ve eserleri hakkında bizimle paylaşmak istediğiniz başka detaylar var mı? Yorumlarınızı Kayıp Rıhtım Forum’da bizimle paylaşabilirsiniz.

Kaynak: Mental Floss

Oyla!

Derya Küçükkiriş

1996 Burdur doğumluyum, ilk ve orta öğrenimimi de bu şehirde tamamladım. Hacettepe Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunuyum. Mezun olduğumdan bu yana Milli Eğitim Bakanlığı öğretmeniyim. Akrilik boya resimler yapmak ve ukulele çalmak amatör ilgi alanlarımdan. Edebiyatta, sinemada; sanatın herhangi bir alanında hikayeler hayatımı güzelleştiren en önemli unsur, okumak en büyük tutkum.

Ejderha İnsan Homo Iongi

Ejderha İnsan: Modern İnsanların En Yakın Akrabası ile Tanışın

2021 Locus Ödülleri Kazananları

2021 Locus Ödülleri’nde Kazananlar Duyuruldu