in ,

Sylvia Plath: Hayatı Hakkında 11 Dikkat Çeken Bilgi

Sylvia Plath hayatı ve eserleri ile hâlâ konuşulmaya devam ediyor. İşte Sırça Fanus’un yazarı hakkında öğrenmeniz gereken bazı bilgiler!

Sylvia Plath Hayatı Bilgi

Amerikalı şair ve yazar Sylvia Plath hakkında söylenecek çok söz var. Sırça Fanus’un yazarının hayatı ve eserleri hakkında az bilinen detayları sizlerle buluşturuyoruz.

Yazdıklarıyla pek çok okuru etkileyen, alanında bir öncü olan ve bizleri bugün bile şaşırtmaya devam eden Sylvia Plath’ın hayatına göz atmaya hazır olun. Çalışmalarının çoğu, ölümünden sonra yayımlanan sanatçının pek de renkli bir yaşamı olduğunu söyleyemeyeceğiz.

Gençlik yılları pek çok başarıyı barındırsa da şairin yakasını bırakmayan depresyon ve hayatındaki sorunlar; onu intihara sürüklemişti. 1932’da Boston’da dünyaya gelen Sylvia Plath, kendi yaşamını 11 Şubat 1963 yılında sonlandırmayı tercih etti.

1. Sylvia Plath İlk Şiirini Henüz 8 Yaşındayken Yayımladı

Plath, ilk şiirini “Şiir” ismiyle yayımladı ve bu şiirine Boston Heralds’ın çocuk bölümünde yer verildi. Şiir şöyleydi:

“Duyuyor musun cıvıldayan çekirgeleri
Nemli çimlerin arasında.
O küçük, parlak ateş böcekleri
Parıldıyor geçtikleri sırada.”

Daha sonraları Plath’ın şiirleri The New Yorker, The Atlantic Monthkly ve Harper’s Bazaar gibi yayınlarda kendilerine yer buldular.

2. Babasının Oldukça Prestijli Bir Arı Uzmanı Olması Sylvia Plath’ın Arılar Hakkındaki Şiirlerine İlham Oldu

Sylvia Plath’ın babası Otto Plath, ergenlik yaşlarında Almanya’dan Amerika Birleşik Devletleri’ne göç etmiş ve büyüdükten sonra da böcekbilim dalında bir profesör olmuştu. Tüylü arılar konusunda akla gelen ilk isimlerden birisi olan Otto, 1934 yılında Tüylü Arılar ve Yaşamları isimli bir kitap çıkarmış, bu arıların yaşamlarını ve kraliçe arının kovan içerisindeki gücünü gözler önüne sermişti. Sylvia’nın çalışmaları üzerinde Otto’nun oldukça büyük bir etkisi vardı.

plath yazar

Otto, Sylvia henüz sekiz yaşındayken beklenmedik bir şekilde, teşhisi geç konan diyabetinin yol açtığı sorunlar yüzünden öldü. Sylvia hayatının geri kalanı boyunca bu kaybın yol açtığı acıyla boğuşup durdu. 1962 sonbaharında, yaratıcılığının zirvesindeyken, bir haftadan daha kısa bir sürede beş şiirden oluşan bir şiir silsilesi yazdı, bunlar “arı şiirleriydi.” Bu şiirler Ariel adlı koleksiyonunu bitirecek olan umut ve yaşam dolu çalışmalar olarak görülüyordu ama ölümünden sonra, son günlerinde kaleme aldığı, daha karanlık ve depresif olan “Kenar” ve “Kelimeler” gibi şiirlerle değiştirildiler. Sonuç olarak Arı Şiirleri Ariel’in içinde bir yerlere serpiştirildiler, bu şiirler onun genel tarzından oldukça farklıydı.

3. Sylvia Plath Çocuk Hikâyeleri de Kaleme Aldı

The It-Doesn’t-Matter-Suit

Öldükten sonra ona ait kâğıtların ve günlüğünün içerisinde bulunan çocuk hikâyeleri birleştirilerek bir kitap haline getirildi. Bu hikâyelerden birisi yedi kardeşten en küçüğü olan Max Nix ve onun hardal sarısı elbisesi hakkındaydı.

4. Sylvia Plath Başarılı Bir Genç Erişkinlik Dönemi Geçirdi

Plath çoğu zaman trajik bir figürmüş gibi gösterilse de gençlik çağında oldukça başarılıydı. Smith College’a gitti ve oradan da Cambridge’e giderek burslu olarak okudu. Üniversitedeyken yazılarıyla birçok ödül de kazandı.

5. Sylvia Plath Mademoiselle Dergisi’nde Stajyerlik Yaptı

Smith College’a gittiği sırada kazandığı bir yarışmanın neticesinde dergiye çağrılan bir avuç misafir yazardan biri olmayı başaran Plath, 1953 yazı boyunca bu görevi üstlendi. Bu görev onun kariyerinde ve hayatında bir dönüm noktası oluşturdu. Sırça Fanus isimli romanı New York’ta geçirdiği bu sürenin üstü kapalı bir şekilde hikâyeleştirilmesinden oluşmaktadır.

sylvia plath Ted Hughes

Yaşadığı bu deneyimi “acılı, partili ve işle dolu” olarak nitelendirmekteydi. Ayrıca kitabında bir tecavüz sahnesini de detaylı olarak yazmıştı. O yaz kaleme aldığı günlükler de bu olayı destekler niteliktedir. Eve, Boston’a döndükten sonra bir depresyonun içine sürüklenmiş ve bir intihar girişiminden sağ çıkmıştı. Akıl hastanesine kaldırılsa da okuluna dönmüş ve onur derecesiyle mezun olmuştur.

6. Colossus (Dev) Plath Hayattayken Adıyla Yayınlanan Tek Büyük Kitaptır

Plath, 1960 yılında kocasıyla birlikte yaşadığı İngiltere başta olmak üzere ilk şiir kitabını yayımladı. Kitap çok fazla satmadıysa da iyi yorumlar aldı. Aslında Sırça Fanus o ölmeden bir ay önce, İngiltere’de yayınlanmıştı ama kitap Victoria Lucas takma adıyla çıktı çünkü yayıncı iftira atmak suçundan dolayı dava edilmek istememişti. Sırça Fanus, 1971 yılına dek Amerika Birleşik Devletleri’nde Plath’ın ismiyle basılmadı ama yayımlandığında da çok satanlar listesine girmeyi başardı.

7. Sylvia Plath’ın Kocası da Ünlü Bir Şairdi

Plath, Cambridge’de burslu okuduğu zamanlarda kendi jenerasyonunun en iyi şairlerinden birisi olarak gösterilen ve hayatının son 14 yılında krallığın resmi şairi unvanına layık görülen Ted Hughes ile tanıştı. Çift iki ay içerisinde evlendi. Evlenmek için her yıl James Joyce’un hayatının kutlandığı 16 Haziran gününü seçtiler. Her ikisi de gençti. Plath 23, Hughes ise 25 yaşındaydı. İkisi de birbirlerinin yazdıklarını okudular, eleştirdiler ve desteklediler. Plath kardeşine yazdığı mektupta şöyle söylemişti:

“Daha önce hiç olmadığı kadar güzel şiir yazıyorum ve çok iyi bir durumdayım çünkü dünya üzerinde kendime denk olabilecek bir adam bulduğum için kendimi güçlü hissediyorum.”

Sylvia Plath Eşi

Çiftin ilişkisi başlamıştı başlamasına ama oldukça dengesizdi. 1960 yılında Plath terapistine düşük yapmadan önce Hughes’ün onu dövdüğünü, aldattığını söylemişti. Birçok akademisyen Plath intihar ettiği zaman kocasının onu aldattığı kadının hamile olduğunu ve daha sonra kürtaj yaptırdığını söylemektedir. Plath’ın son beş ayında ikili ayrı yaşamaktaydı ve Plath iki çocuğuyla birlikte Londra’da yaşıyor, yazıyordu. Plath öldüğü sırada henüz boşanmadıkları için Plath’ın mülkleri ve yayınlanmamış eserleri kocası Hughes’e miras kaldı. Hughes, Ariel’ı yayımlamak istedi ama Plath’ın şiirlerinden bazılarını çıkardı. Yeni şiirler ekledi ve kitabın içerisindeki şiirlerin sırasını değiştirdi; kocasının kendi canını almakla lanetlenen Plath’ın şiirlerini giderek daha fazla depresyona girdiğini gösterecek şekilde sıraladığı da söylenenler arasında.

8. Sylvia Plath Kendisini Bir İkon Haline Getirecek Olan Şiirleri Ölmeden Hemen Önce Yazmıştı

Plath 11 Şubat 1963 sabahı; aylar süren kargaşanın, şiddetli depresyonun ve insanı hayrete düşüren bir yazma maratonunun sonunda intihar ederek hayata veda etti. O ve kocası ayrı yaşamaya henüz başlamışlardı ve evde bakması gereken iki küçük çocuğu vardı. Bu yüzden de şiirlerini Londra’nın o bıçak gibi soğuğunda, sabah dört ila sekiz arası yazdı. Bu maratonun sonucunda yazılan şiirleri Ariel isimli bir kitapta topladı ve bu şiirlerden en ünlüleri de Lazar Hanım (Lady Lazarus) ve Babacığım (Daddy) oldu.

9. Sylvia Plath Öldükten Sonra Pulitzer Ödülü Kazanan İlk Şair Oldu

pulitzer Ödülü

Tarihler 1982 yılını gösterdiğinde Plath öldükten sonra Pulitzer Ödülü’nü kazanan ilk şair oldu. Bu ödülü Ted Hughes tarafından bir araya getirilen The Collected Poems adlı kitabı ile kazandı. Hughes kitabın önsöz kısmında onun şiirlere bir usta edasıyla yaklaştığını yazdı ve şöyle ekledi:

“Eğer önünde duran odundan bir masa yapamasaydı, yaptığı bir sandalye ya da bir oyuncak için bile mutlu olabilirdi.”

10. Psikologlar Plath’ın Ölümünden Sonra Bir Fenomene Onun Adını Verdiler Ama Sonradan Pişman Oldular

“Depresyondaki şair” oldukça uzun zamandır bilinegelen bir yazar stereotipidir. Öyle ki 2001 yılında psikolog James C. Kaufman bu fikre “Sylvia Plath Etkisi” adını vermişti ve bu adlandırmanın herkes tarafından kullanılmasının önünü açmıştı.

Plath Çocuğu

Kaufman yakın zamanlarda bakış açısını değiştirdi ve bu olaya böylesine bir isim taktığı için pişman olduğunu, o zamanlar kendisinin “genç ve aptal” olduğunu belirtti. Kendisi artık yaratıcılığın sosyal adalet üzerindeki etkisini araştırıyor.

11. Sylvia Plath’ın Mezar Taşı Defalarca Tahrip Edildi

Plath’ın İngiltere’de, West Yorkshire’ın tepelerinde yer alan mezar taşına defalarca zarar verildi; ilk olarak evlilik soyadı silindi (bazıları bunu yapanların Ted Hughes’İn soyadını silmek isteyen feminist aktivistler olduğu düşünüyor) ve daha sonra mezar taşı tamamen tahrip edildi.

sylvia plath mezar taşı

“Mezar taşı ilk kez hazırlanırken kafamdaki tek soru Plath soyadını taşın üzerine nasıl yerleştireceğimdi,” diye yazmıştı Hughes 1989 yılında, mezar taşı yeniden değiştirildiğinde.

“Eğer geleneklere bağlı kalacak olsaydım mezarda yasal ismi olan Sylvia Hughes yazardı ama yıllar 1963 yılını gösterdiğinde Sylvia’nın Plath soyadıyla oldukça ünlendiğinin ve neler başardığının pekâlâ farkındaydım.”

Ölümünün üzerinden neredeyse altmış yıl geçmesine rağmen Sylvia Plath bugün bile bizleri etkilemeye devam ediyor. Arkasında bıraktığı miras yeni şairlere ve yazarlara sürekli ilham veriyor. Eleştirmenler hâlâ onun yazdıklarını eleştirmeye devam ediyorlar. Yazdıklarının onu ölümsüz kıldığı su götürmez bir gerçek.

Peki sizler Sylvia Plath’ın yaşamı ve eserleri hakkında ne düşünüyorsunuz? Favori Plath kitabınız hangisi? Yorumlarınızı Kayıp Rıhtım Forum’da bizimle paylaşmayı unutmayın.

* * *

* 17 Ünlü Yazarın Aldıkları En Sert Ret Mektupları

Kaynak: Mental Floss

Oyla!

Halil Oğulcan Karamağara

Bir sürpriz yumurtanın içinde, 1994 yılında, İstanbul'da düşmüşüm annemin karnına. Mesela ağlamamışım doğduktan sonra. Tabii sonradan arayı kapattım. Şu anda Tekirdağ, Namık Kemal Üniversitesinde İngiliz Dili ve Edebiyatı okuyor, kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Anime, dizi ve film izlemeyi çok severim. Okumayı da. Arada kendimi oyun oynamaya kaptırdığım da olmuyor değil. En çok da büyünce yazar olmak istiyorum.

Yıldızlar Arası Dinlenme Tesisi - Elif İşleyen

Yıldızlar Arası Dinlenme Tesisi: Elif İşleyen, Mizahla Bilimkurguyu Bir Araya Getiriyor

En Korkunç Film sinister

En Korkunç Film Belli Oldu: Bilim İnsanları Açıkladı