in ,

Ruhşen Doğan Nar: “Yazarın İlk Amacı Okurlara Ulaşmak ve Okunmak Değil midir?”

Ruhşen Doğan Nar söyleşisi yayında. Çoğunlukla bilimkurgu türünde kaleme aldığı eserlerle okurun karşısına çıkan yazar, hem yeni projelerini anlattı hem de yazın yolculuğu hakkındaki sorularımızı yanıtladı.

ruhşen doğan nar söyleşi

Ruhşen Doğan Nar söyleşisi sizlerle. Bir Gün Mutlaka Delireceğim, İçimdeki Robot ve Kıyamet Geliyorum Der kitaplarıyla tanınan, aynı zamanda Kayıp Rıhtım Aylık Öykü Seçkisi dahil olmak üzere katıldığı farklı seçkilerle okurun karşısına çıkan Nar’ın yazın yolculuğuna eşlik etme zamanı.

Genç yazar hem mutfakta bekleyen eserlerine hem de bugüne dek kaleme aldığı çalışmalarına dair detayları bizlerle paylaştı.


Söyleşi: Ünver Alibey


İçimdeki Robot’u keyifle okudum. Kısa, eğlenceli, çarpıcı öyküler… Ve şunu gördüm: Öykülerinizde mutlaka politik bir yan var. Neden?

Öncelikle teşekkür ederim. Evet, yazdığım birçok öyküde politik yönler oluyor. Hayata bakışım ister istemez yazdıklarımı etkiliyor. Çoğu yazarlarda olduğu gibi…

Siyasete her zaman ilgi duymuşumdur. Politik bir ailede büyümüş olmamın da bir etkisi mutlaka vardır. Türkiye’de hem dini hem de etnik açıdan azınlık durumunda olmak da insanı az çok politik bir hale getirebiliyor.

Ama siyaset hepimizi, yaşamımızı, hayatın her alanını, her gün hiç durmadan etkiliyor. Apolitik olmak bana kalırsa imkânsız. Hayat karşımıza sürekli ikilemler çıkarıyor. Her zaman bir tarafı seçmek gerekiyor. Örneğin, İstanbul Sözleşmesi gibi ya da sürekli gelen zamlar gibi.

İçimdeki Robot - Ruhşen Doğan Nar

Zamların da karıştığı öykünüzü kısa süre önce okudum. Ama blog sitenizde miydi emin değilim. İstanbul Sözleşmesi hangisinde?

Bitmek bilmeyen zamlardan bahseden bilimkurgu öyküm Kardeş Payı, Bilimkurgu Kulübü’nde yayımlandı. O öyküde göçmen karşıtlığına dair göndermeler de var.

İstanbul Sözleşmesi’ne dokunan bir öyküm yok. Fakat politik olmak, illaki üzerine bir şeyler yazmak değil. Hayatın içinde tavır almaktan bahsediyorum.

İstanbul Sözleşmesi’ne dair öykünüz henüz yok diyelim o zaman, ve blog yazarlığınıza geçelim. O nasıl başladı, nasıl gelişti?

Uzun zamandır bir internet sitesine sahip olma hayalim vardı. Öykülerimi, kitaplarım üzerine çıkan yazıları, incelemeleri, söyleşileri vb. paylaşabileceğim bir site. Sevgili dostum, öğretmen arkadaşım Mümin Deniz, internet sitesinin kuruluşuna çok destek verdi. Sağ olsun, onun sayesinde ruhsendogannar.com doğdu. Henüz site çok yeni, yavaş yavaş içerikleri ekliyorum. Gün geçtikçe daha dolu bir site olacağını düşünüyorum.

Rahat mı yazarsınız peki? Yoksa “writer’sblock” denen illetten muzdarip olduğunuz dönemler de oluyor mu?

Ne yazık ki rahat yazan biri değilim. Parça parça, yavaş yavaş yazmayı seven biriyim. Bu sebepten ötürü, çok uzun yazamıyorum. Genelde yazdıklarım kısa ürünler oluyor.

Bazen durgunluk dönemlerine girebiliyorum. Sanki bir daha hiçbir şey yazamayacakmışım gibi geliyor. Bir umutsuzluk çöküyor üstüme. Ama bir süre sonra ellerim kaşınmaya başlıyor, bir şeyler yazmak istiyorum ve bir bakıyorum, parmaklarım klavyede dans ediyor.

O bence writer’sblock değil ama… Siz aslında yazmadığınız zamanlarda okuyup dinleyip yazacaklarınıza ilham arıyorsunuzdur. Yani o dönemler yeni öyküye hazırlık aşaması olamaz mı?

Olabilir. Ama bazen iki-üç ay kadar devam edebiliyor bu durum. İster istemez bir korku oluşuyor insanda. Ya bir daha yazamazsam diye?

Neyse ki 2-3 ay arayla da olsa Ruhşen Doğan Nar öyküleri okumaya devam ediyoruz. Kısa ürünler derken öyküden bahsediyorsunuz sanırım. Sizden bir novella ya da bir roman hiç mi okuyamayacağız yani?

Klaros Yayınları’ndan çıkan kitabım Kıyamet Geliyorum Der, uzun öykü veya novella niteliği taşıyor. Önce ve Sonra adlı henüz yayımlanmamış bir kısa romanım var. Yüz sayfayı aşkın. Önümüzdeki günlerde daha uzun eserler yazmak istiyorum. Bakalım.

İtalya’dan yayınlanan Türk bilimkurgu antolojisini de konuşalım mı biraz? İtalyanlar’a “Aa, Türkler de bilimkurgu yazıyormuş,” dedirten bir çalışma oldu o… Epeyce de satmış. Futurchia (seçkinin adı buydu; Future ve Turchia’dan türetmişler) hakkındaki görüşlerinizi de öğrenmek isteriz.

Futurchia seçkisi, Türk Bilimkurgu Edebiyatı için çok değerli bir ilk. Türk bilimkurgu öykülerinden oluşan, yurt dışında yayımlanan ilk antoloji olma şerefini taşıyor. Yabancılara olduğu kadar kendi halkımıza da ’Türkler bilimkurgu yazabilir’ dedirtebilir.

Future Fiction Yayınevi’nin sahibi ve aynı zamanda bilimkurgu yazarı Francesco Verso’nun farklı ülkelerin bilimkurgu edebiyatlarını bir araya getirmesi, dünyaya tanıtması inanılmaz bir başarı. Amerika-İngiltere merkezli bilimkurgu edebiyatına, kültür emperyalizmine karşı mücadelesi takdire şayan…

Evet, Francesco Verso bu konuda çok iddialı. Değişik ülkelerden, Çin’den, Yunanistan’dan, Hindistan’dan derlediği bilimkurgu seçkilerini İtalyanlara ve Amerikalılara tanıttı. İtalya’da çıkan seçkinin Türkiye’de de yayımlanmak üzere olduğu müjdesini verelim mi okurlara, ne dersiniz?

Futurchia’nın, Artemis Yayınları sayesinde Türk okurlarına ulaşacağını söyleyelim. İtalya’da Türk Bilimkurgusunu tanıtan öykülerimizi merak eden okurlar için güzel bir kitap olacak. Şimdiden heyecanlıyım.

Artemis Yayınları’nın son yıllarda ülkemizde bilimkurgu için verdiği katkı inkar edilemez. Philip K. Dick ve Stanislaw Lem külliyatını tekrar basmaları büyük bir iş. Üstelik hem çevirileri hem de tasarımlarıyla yayımladıkları kitaplar gayet doyurucu. Şu anda tek eksik, Türk bilimkurgusuna çok fazla yer vermemeleri. Ancak o açığı da kapatmaya başladıklarını görüyorum.

Futurchia Turkuaz Düşler

Seçkinin Türkçedeki adı ne olacak, belli mi?

Evet, “Turkuaz Düşler…”

Güzelmiş. Turkuaz Türk çağrışımından dolayı sanırım. Hayırlı olsun. Katılacağınız yeni bir antoloji projesi var mı? Türkiye’de ya da yurt dışında?

Türkiye’den katıldığım bir proje var ancak henüz başlangıç aşamasında. Bu yüzden üzerine daha fazla şey söylemek için daha erken. Eğer proje başarılı olursa farklı bir antoloji bilimkurgu okurlarına merhaba diyecek. Yurt dışından ise şu anda katılım gösterdiğim bir proje yok.

Sadece bilimkurgu yazarı değilsiniz. Çocuklar için de yazıyorsunuz. Bence çocuklar için onlara tepeden-dışarıdan bakmadan yazabilmek büyük bir başarıdır. Mesela Cesur Şubat…

Öğretmen olduğumdan dolayı öğrencilerin neler okuduğu her zaman ilgimi çekmiştir. Neler okuduklarını hep merakla takip etmişimdir. Bir gün onların da okuyabileceği bir çocuk kitabı yazma hayalim vardı. Bilimkurgu ve çocuk edebiyatı yazarı, editör Aşkın Güngör’ün emeği sonucunda Cesur Şubat, Bu Yayınevi’nden çıktı. Hayalim gerçekleşmiş oldu.

Cesur Şubat’ı ben de severek okudum. Aşkın Bey’e bu güzel projeye destek olduğu içi teşekkürler. Bu Yayınevi’nin çocuk kitaplarınızı yayımlamaya devam edeceğini ümit ederim.

Bunu ben de ümit ediyorum.

Cesur Şubat

Francesco Verso’nun Futurchia yazarlarıyla gerçekleştirdiği paneli seyretmiştim. Orada siz yazarlar sırayla kendinizi tanıtıyordunuz. Ve Francesco sonunda, “Anladığıma göre Türkiye’de çoğu bilimkurgu yazarı aynı zamanda çocuklar için de yazıyor,” demişti.

Evet, panele katılan beş yazarın üçü çocuklar için yazıyor, doğru. Ben, Seran Demiral ve Funda Özlem Şeran…

O gün panele katılmayan altıncı yazar (Selin Arapkirli) ise çocuklar için dizi senaryosu yazıyor. Gerçekten de çok enteresan. Peki, sizce bunun sebebi nedir?

Türkiye’de Çocuk Edebiyatı gelişkin bir edebiyat dalı, bu yüzden birçok yazar ister istemez bu alana çekiliyor. Yerli bilimkurgu, fantastik vb. alanlarda kalem oynatan yazarlar için Çocuk Edebiyatı her zaman çekicidir. Yerli bir bilimkurgu eserinin ulaşacağı kitle özellikle geçmişte çok dardı. Oysa Çocuk Edebiyatı aracılığıyla yazar birçok okura ulaşabilir. Sonuçta, bir yazarın ilk amacı okurlara ulaşmak ve okunmak, değil midir?

* * *

Ruhşen Doğan Nar ve eserleri hakkındaki görüşleriniz neler? Söyleşide değinilen konulara dair ne düşünüyorsunuz? Fikirlerinizi Kayıp Rıhtım Forum üzerinden bizlerle paylaşabilirsiniz.

Oyla!

Konuk Yazar

Siz de Kayıp Rıhtım'da konuk yazar olabilirsiniz!

İletişim: [email protected]

Another Life 3 sezon netflix iptal

Netflix’in Bilimkurgu Dizisi “Another Life” 2. Sezonun Ardından İptal Edildi

Venüs Sinekkapanı Bitkisine Yapay Bir Nöron Yerleştirildi

Bir Bitkiye Yapay Nöron Yerleştirildi: Bilgisayarlarla Canlılar Arasında Organik Bağ Kurma Çalışmaları Sürüyor