Büyülü Gerçeklik Nedir: Kapıları Aralayan Bir İhtimal Daha Var

Büyülü gerçeklik nedir? Edebiyatta bambaşka kapıları aralayan bu akımın en belirgin özellikleri nelerdir? Hangi yazarlar ve eserler bu akıma dahildir?

Gerçeklik algısı hepimizin gözünde, dimağında, duyularında her seferinde yeniden ve bambaşka şekiller alıyorsa mutlak bir gerçeklikten söz edilebilir mi? Peki ya olağanüstü görünen olay ya da olguların, bu öznel gerçeklikler dünyasında yeri olabilir mi? Test ederek veya soyut temsillerle ifade ederek emin olabildiğimiz gerçekliklerin varlığını pekâlâ kabul ediyoruz; fakat bunun ötesinde bir ihtimal daha var, o da büyülü gerçeklik.

Gerçek hayatı büyülü ve ilginç kılan, sanatın tuttuğu aynada her şeyin mümkün olabilmesidir. Ve bu aynada olağanüstü tüm durumlar, büyülü gerçeklik penceresinden evimize, odalarımızın içine süzülerek ansızın biricik gerçekliğimiz hâline gelebilir.

Edebiyatta sıra dışı olanın, sıradanlaştırıldığı bir teknik olarak ortaya çıkan büyülü gerçeklik, düşsel dünyayla somut dünya arasındaki çizgileri kaldırarak hayal gücünün özgürce hareket edebileceği, yeni bir olasılıklar alanı açar. Tekniğin kelimelerle başlayan serüveni, kimi zaman tiyatro sahnelerinde sergilenmiş, kimi zamansa beyaz perdeye konuk olmuştur. “Fantastik realizm” veya “büyülü gerçekçilik” olarak da bilinen teknik, gerçekliğin doğasını sorgulamaya yönelik olmaktan ziyade olağanüstüyü somut gerçekliğe yedirir. Böylece gerçek hayattan alınan imgeler, gizemli ve büyülü bir evrenin içinde yeni bir yorum kazanır.

Büyülü Gerçeklik Nedir?

Sıradan insanların öykülerine tuhaf ve sıra dışı unsurlar yerleştirmek yeni bir şey değil; nitekim araştırmacılar, Emily Bronte’nin tutkulu ve efsunlu Heathcliff karakterinden Franz Kafka’nın talihsiz Gregor’una kadar pek çok başkahramanda büyülü gerçeklik unsurlarının izini sürmüştür. Yine de bütün ve bilinçli bir teknik olarak “büyülü gerçeklik” kavramının edebiyata girmesi, yirminci yüzyılın ortalarına rastlamıştır.

1925 yılında Alman eleştirmen Franz Roh (1890-1965), günlük ve sıradan konuları ürpertici çağrışımlarla tasvir eden sanatçıların çalışmalarını ifade etmek için Magischer Realismus (Büyülü Gerçeklik) kavramını ortaya koyar. 1940’lara ve 50’lere gelindiğinde eleştirmenler ve bilim insanları, çeşitli sanat geleneklerinde artık bu ifadeyi kullanmaya başlamıştır. Georgia O’Keeffe’nin devasa bitki tabloları, Frida Kahlo’nun psikoloij otoportreleri ve Edward Hopper’ın derin şehir manzaraları, büyülü gerçeklik akımının birer temsili niteliğindedir.

Edebiyatta Yeni Bir Hareket

Edebiyatta büyülü gerçeklik, görsel sanatlardaki gizemli yansımasından farklı olarak, ayrı bir akım oluşturmuştur. Kübalı yazar Alejo Carpentier (1904-1980) 1949 yılında yayımlanan “İspanyol Amerika’sında İnanılmaz Gerçek Üzerine” adlı makalesinde “lo real marvilloso”, yani “inanılmaz gerçek” kavramını açıklar. Burada Carpentier, dramatik tarihi ve coğrafyasıyla Latin Amerika’nın, tüm dünya gözünde fantastik bir havaya sahip olduğuna dikkat çeker. 1955 yılında edebiyat eleştirmeni Angel Flores (1900-1992) ise büyülü gerçekliği; sıradan ve günlük hayatı, kalemlerinde muhteşem ve gerçek üstü bir hâle dönüştüren Latin Amerikalı yazarların eserlerini tasvir ederken “büyü gerçekliği” kavramına karşıt olarak kullanmıştır.

GÖZ ATIN  Çağdaş Türk Edebiyatı Eserleri İngilizceye Çevriliyor!

Büyülü Gerçekçilik

Bu başlangıç hareketleri, akımın edebiyat alanında tanınmasının, daha ziyade Latin Amerika merkezli olduğu gösterir. Flores’a göre büyülü gerçekliğin 1935’te Arjantinli yazar Jorge Luis Borges (1899-1986) tarafından kaleme alınan bir hikâyeyle başladığını öne sürer. Buna karşın akımın kaynağı için farklı coğrafyaları ve kalemleri işaret eden çok sayıda eleştirmen de bulunmaktadır. Yine de mihenk taşı niteliğindeki eserleriyle Latin Amerika büyülü gerçekliğinin temellerini Borges’in attığı, su götürmez bir gerçektir. Nitekim diğer İspanyol asıllı yazarlardan oluşan uzun bir liste, Latin Amerika’nın büyülü gerçeklikten ne denli etkilendiğini ortaya koyar: Isabel Allende, Miguel Angel Asturias, Laura Esquivel, Elena Garro, Romulo Gallegos, Gabriel Garcia Marquez, Juan Rulfo

Bu yazarlar arasında dünya edebiyatına adını, kelimenin tam anlamıyla “büyülü bir gerçeklik”le yazdıran Marquez, The Atlantic’e verdiği bir demeçte, “Sürrealizm, sokaklarda geziyor!” ifadelerinde bulunmuştur. Zaten yazarın dünya edebiyatında yer edinmiş özgün üslubu da buradan gelir. Kolombiya’nın yerli dokusuna kök salmış hayatında sıra dışı olay ve durumlar, her an gerçekleşmesi beklenen, günlük yaşamın sıradan bir parçasıdır.

Büyülü Gerçeklik: Uluslararası Bir Akım

Bugün büyülü gerçeklik pek çok ülke ve kültürde karşılık bulan, uluslararası bir akım niteliğinde görülüyor. Kitap eleştirmenleri, kitap satıcıları, yazar ajansları, yayımcılar ve yazarlar, akımı gerçekçi sahneleri fantezi ve efsaneyle donatmak için alternatif bir yol olarak benimsiyor. Büyülü gerçeklik unsurları, bu bağlamda dünya edebiyatında Kate Atkinson, Italo Calvino, Angela Carter, Neil Gaiman, Günter Grass, Mark Helprin, Alice Hoffman, Abe Kobo, Haruki Murakami, Toni Morrison, Salman Rushdie, Derek Walcott gibi yazarların eserlerinde can buluyor. Kendi edebiyatımızda ise Nazlı Eray, İhsan Oktay Anar, Latife Tekin, Orhan Pamuk, Murat Menteş, Oğuz Atay gibi yazarlarımız tarafından örneklendiriliyor.

GÖZ ATIN  Anansi Çocukları: Örümcek Tanrı'nın Evlatları

Yüzyıllık Yalnızlık - Gabriel García Márquez

Peki, bir eserde bu akıma özgü özellikleri nasıl belirleyebiliriz? Büyülü gerçeklik, hangi unsurlarıyla bizi “sıra dışı-gerçek” dünyasına davet eder?

İşte akımı temsil eden ve onu peri masallarından yahut benzer şekilde olağanüstü unsurların yer aldığı destanlardan ayıran altı özellik:

Büyülü Gerçeklik Özellikleri

1. Mantığın Sınırlarını Zorlayan Durumlar ve Olaylar

Pan’ın Labirenti

Laura Esquivel’in neşeli romanı Like Water for Chocolate’ta evlenmesi yasaklanan bir kadın, yemeğin içine büyü katar. Beloved adlı romanında ise Toni Morrison daha karanlık bir öyküyü dile getirir: Kaçak bir köle, uzun zaman önce ölmüş küçük bir çocuğun hayaletinin dolaştığı, perili bir eve girer. Bu öyküler, birbirinden oldukça farklıdır, ama her ikisi de her şeyin mümkün olduğu bir dünyaya kurulmuştur.

2. Mitler ve Efsaneler:

Salvador Dali

Büyülü gerçekliğin tuhaf yanı, çoğunlukla halk kültüründen, dini kıssalardan, alegorilerden ve hurafelerden gelir. Batı Afrika kültüründeki ruhani çocuk abiku, Ben Okri tarafından kaleme alınan The Famished Road öyküsünü dile getirir örneğin. Genelde çeşitli yer ve zamanlardan anlatılagelen efsaneler, şaşırtıcı ve yoğun, karmaşık hikâyeler oluşturmak için art arda sıralanır. A Man Was Going Down The Road adlı romanda Gürcü yazar Otar Chiladze, bir Antik Yunan mitiyle Karadeniz yakınındaki kendi Avrasya memleketinin hengameli tarihinden yıkıcı olayları bir araya getirir.

3. Tarihi Bağlam ve Toplumsal Kaygılar:

Gerçek dünyadaki siyasal olaylar ve toplumsal eylemler; ırkçılık, seksizm, tahammülsüzlük ve diğer insanlık ayıplarını ortaya çıkarmak üzere fantastik unsurlarla birleşir. Örneğin Salman Rushdie’nin kaleme aldığı Geceyarısı Çocukları, Hindistan’ın bağımsızlığını kazandığı anda dünyaya gelen bir adamı anlatan bir destan niteliğindedir. Rushdie’nin başkahramanı, aynı saatte doğan binlerce başka çocukla telepatik iletişim kurabilmektedir ve hayatı, ülkesinin kaderindeki kilit olayları yansıtır.

4. Değiştirilmiş Zaman ve Sıralamalar:

Yüzyıllık Yalnızlık - Gabriel Garcia Marquez - Selin Çınar

Büyülü gerçekikte karakterler zamanda geriye doğru gidebilir, ileri bir tarihe sıçrayabilir veya geçmişle gelecek arasında dolanabilir. Gabriel Garcia Marquez’in 1967 yılında yayımlanan Yüz Yıllık Yalnızlık adlı romanında zaman mefhumunu nasıl kullandığına dikkat edin. Üslupta ani değişimler, her yerden çıkan hayaletler ve önseziler, olayların sonsuz bir döngüde tekerrür ettiği hissini verir okuyucuya.

GÖZ ATIN  Sandman 3: Düş Ülke Ön Siparişte!
5. Gerçek Dünya Mekânları:

Sürreal

Büyülü gerçeklik, uzay kâşifleri ya da büyücülerle ilgili değildir; nitekim Yıldız Savaşları ve Harry Potter serisi de bu yaklaşıma ilişkin örnekler değildir. The Telegraph’taki demecinde Salman Rushdie şöyle der: “Büyülü gerçeklikteki büyü, gerçeklik içinde derin köklere sahiptir.” Hayatlarındaki sıra dışı olaylara rağmen karakterler, sıradan yerlerde yaşayan sıradan kimselerdir yalnızca.

6. Gerçekçi Üslup: 

Büyülü gerçekliğin en yaygın özelliği, durgun anlatı üslubudur. Bu kalemde en tuhaf olaylar, heyecansız bir dille ifade edilir. Karakterler, kendilerini içinde buldukları gerçeküstü durumları sorgulamaz. Örneğin Our Lives Became Unmanageable adlı kısa romanda anlatıcı, kocasının ortadan kayboluşunu şöyle anlatır: “… avuçlarını uzatmış karşımda dikilen Gifford, atmosferdeki bir zerrenin ötesinde bir şey değildi artık; gri takım elbise içinde, çizgili ipek kravatıyla bir serap… Tekrar uzandığımda takım elbise buharlaştı, ardında yalnızca ciğerlerinden kalma eflatun bir parıltı ve yalnışlıkla gül sandığım, atan, pembe bir şey bıraktı. Bu, elbette kalbinden ibaretti.”

Kalıplara Sokulmaya Çalışılmaması Gerkeken Bir Tür: Büyülü Gerçeklik

Tıpkı görsel sanatlar gibi edebiyat da her zaman belli bir kalıba konamaz. Nobel Ödüllü yazar Kazuo Ishiguro, The Buried Giant adlı romanını yayımladığında kitap eleştirmenleri, kitabın türünü belirlemek için epey uğraşmışlardı. Kurgu, ejderha ve gulyabanilerin dünyasında geçtiğinden fantastik bir hikâyeyi andırıyordu. Ancak anlatı heyecansızdı ve peri masalı unsurları abartısız kullanılmıştı:

“Fakat bu tür canavarlar hayret uyandırmazdı… zira endişe duyacak daha başka şeyler vardı.”

Büyülü Gerçeklik Nedir Özellikleri Nelerdir

Peki, bu durumda The Buried Giant fantastik bir eser midir, yoksa Ishiguro büyülü gerçeklik dünyasına mı girmiştir? Belki bunun gibi kitaplar, kendilerine özgü bir tür olarak değerlendirilmelidir.

Postmodern eserlere gittikçe daha çok ağırlık veren edebiyatımızda buna büyük ölçüde olanak sağlayan büyülü gerçekliğe dair yorumlarınızı ve öneri eserlerinizi Kayıp Rıhtım Forum’da bizimle paylaşabilirsiniz.

* * *

* Görünmez Kentler: Kentlere Yazılan Son Bir Aşk Şiiri

Kaynak: ThoughtCo




1995 yılında, dünyaya ilk defa dokunduğundan bu yana okuyor gözlerim, ellerim, kulaklarım ve hislerim. En çok doğayı okuyorum, sonra müziği, renkleri; ve edebiyat okuyup çeviriler yapıyorum, başka gözlerin bakışlarına dokunabilmek için. Dimağımın heybesinde biriktirdiğim kelimelerden masallar fısıldıyorum. Hayatı satır aralarına katık ediyorum; yağmurlu gökte vicdanı arıyor, mum ışığında güneşi buluyorum. Sabah günümü aydın eden kahve kokuları gece gözüme uyku sürüyor. Küçücük bir kutuda azıcık yaşıyorum, yetinmekle doyuyorum.

Büyülü Gerçeklik Nedir: Kapıları Aralayan Bir İhtimal Daha Var için 4 yorum

  1. Çok güzel bir yazı. Rabia Elif Özcan’a teşekkür ederim. Büyülü gerçekçiliğe dair aklımdaki soruların hepsi cevapladı. Yine de bana göre bu türde yazmak daha çok sezgiye dayanıyor. Sezgi değilse de kültürel bir yatkınlık belki. Yani ben şimdi otursam büyülü gerçekçi bir öykü yazmaya kalksam (otursam ve kalksam mı?) kötü bir taklitten öteye gitmez.

    Korkunç, bilim kurgusal, fantastik, romantik ya da gerçekçi bir öykü yazmak herhangi bir kültürden bağımsız artık. Tüm insanlığa mâl oldular. Ama büyülü gerçekçilik sanki hala Güney Amerika’ya ait.


  2. Kazuo Ishiguro ‘‘The Buried Giant’’ kitabına fantastik edebiyat diyenlere karşı çıkmıştı, daha derin bi eser olduğunu söylemişti. Ursula K. Le Guin’de ona parmak sallamıştı, fantastik edebiyatı böyle küçümseyemezsin diye. Kendi çapında bayağı fırtına koparmıştı o eser.
    Yazınızı beğendim ama büyülü gerçekçilik akımına hep mesafeli kalmışımdır. Cortazar büyük bir istisna tabi ki. Belki Calvino ve Borges biraz da Bolano. Neyse burada keseyim düşündükçe aklıma sevdiğim yazarlar geliyor hepsi de büyülü gerçekçiymiş :grinning:


  3. Güzel bir inceleme yazısı. Büyülü gerçeklik ile" sürrealizm"i de karıştırmamak lazım tabii. Gerçekten bu türde M. Asturias önemli bir isimdir. Her ne kadar romanlarını bitirmeye bir türlü muvaffak olamasam da. Saydığınız yazarların tümünün uslub ve konuları farklı olmakla birlikte yarattıkları atmosferlerde daima gerçekle-düş (hayal) arasındaki adeta yarı- şeffaf bir sınır vardır.


  4. Juglan dedi ki:

    Edebiyatımızda sayılan isimlerle birlikte Kaan Murat Yanık da “Butimar” kitabıyla fena bir çıkış yapmadı diye düşünüyorum.


Büyülü Gerçeklik Nedir: Kapıları Aralayan Bir İhtimal Daha Var

Büyülü gerçeklik nedir? Edebiyatta bambaşka kapıları aralayan bu akımın en belirgin özellikleri nelerdir? Hangi yazarlar ve eserler bu akıma dahildir?

Başa dönün