in ,

Disintegration İncelemesi: Robotlar İnsanlığa Zulmediyor!

Birinci şahıs nişancı ve gerçek zamanlı strateji elementlerini harmanlayan bilimkurgu türündeki Disintegration oyununu inceledik.

Disintegration incelemesi

Ünlü Halo serisinin yaratıcılarından Marcus Letho tarafından kurulan, 30 kişilik yeni bağımsız oyun stüdyosu V1 Interactive’in birinci şahıs nişancı ve strateji elementlerini harmanlayan bilimkurgu türündeki ilk oyunu “Disintegration“ı inceledik.

Bu yıl yapılamasa ve geleceği tartışmalı olsa bile video oyun dünyası için E3’ün yeri çok ayrı. Özellikle tarihiyle. Büyük yapımların ilk defa duyurulduğu, sahne aldığı, çeşitli oynanışlarının gösterildiği, aynı zamanda bağımsız oyunların da yer aldığı, büyük oranda sanal ortamda takip edilen devasa bir etkinlik.

Bu oyun şöleninden iyisiyle kötüsüyle nice yapım geçti. Bazısı etkinliğin ardından arkasına aldığı devasa heyecan trenin hakkını verdi. Tarihte olumlu olarak yer etti. Bazısı da büyük beklentilerin koca ayakları altında çiğnendi. Çakılanlardan birisi, E3’te gösterildiğinde bilhassa görselliğiyle oyuncuların ağzı açık izlediği, çıkınca bekleneni vermeyecek korkusunu her daim taşısa bile belli bir kesimin kuşkusuz heyecanlandığı BioWare’in Anthem’i olmuştu. Çıktığında reklam bütçesini de kullanarak ses getiren yapım, bir o kadar hızlı yere çakıldı ve unutuldu.

Devasa ölçeklerde seyreden iyi görselliğe, güçlü teknolojiye sahip çevrimiçi nişancı, aksiyon oyunlarına oyuncular haklı olarak uzun zamandır kuşkuyla yaklaşıyor. Aralarında Titanfall 2 (bunun zamanında ne hakkı yendi be…), Division serisi gibi kaliteli işler olsa bile, birçoğu oynanış ve hikâye anlatımı konusunda sınıfta kalıyor.

Disintegration incelemesi

Yakın zamanda görece ufak bir geliştirici ekibiyle, yine de AAA oyun sıfatında piyasada yer alan hem bireysel hem de çok oyunculu modu barındıran, gerçek zamanlı strateji ve nişancı elementlerini birleştiren bilimkurgu-aksiyon oyunu Disintegration çıkışını gerçekleştirdi. Bakalım nasıl olmuş?

İnsanlık Elden Gidiyor!

Yakın bir gelecekte, insanlığın hayatta kalmasının tek umudu vücut parçalarından vazgeçerek beyinlerini koruyarak robotlarla bütünleşmektir. Çünkü Dünya kaynakları tükenmiş, insan bedeninin gereksinimleri karşılanamamaktadır. İnsan benliğinin kırıntıları kalmıştır geriye. Oyunun hikâye modunda, silah donanımlı uçan bisiklet tarzı (gravcycle) bir aracın usta pilotu Romer Shoal adlı karakteri yönetiyoruz.

Shoal ve onunla aynı inancı taşıyan direnişin amacı, ellerinde kalan son insanlık kırıntılarını korumaktır. Öyle ki gezegendeki aşırı güçlü Rayonne kuvvetleri, tam olarak robotlaşmayı savunmaktadır ve kalan ufak direnişi yok etmeyi amaçlar. Bilhassa ana kötü Black Shuck (adı ben belanız olacağım diye bağırıyor), bize zor zamanlar yaşatmayı kendine amaç edinmiştir. Kolaysa… Romer (yani biz) insanlığı kolay kolay bırakmayı düşünmeyiz!

Tek oyunculu modu üzülerek pek beğenmediğimi söyleyeceğim. Sanat eseri ne olursa olsun klişe kullanımı tek başına problem değildir. Gayet kullanılabilir. Önemli olan ‘nasıl’ serpiştirildiğidir. Çünkü belli başlı anlatım metodundan bambaşka bir anlatı ortaya çıkabilir. Ancak Disintegration adlı oyunun hikâyesindeki klişe sarmalı oyuncuyu boğacak, hiçbir yeniliğe izin vermeyen ve yenilik sunmayan bir yönde seyrediyor. Diyalogların da olabilecek en düz bir filmden ayrıksı bir yönü yok. Her bölüm arasında birçok ara sahne giriyor, ancak hiçbiri merak uyandırmıyor ve siz de zaten ne olacak heyecanını daha başında yitiriyorsunuz. Az çok benzer anlatıları deneyimlediyseniz, sonunu baştan bile görebilirsiniz.

Disintegration incelemesi

Yine de hikâye üzerinden bu oyunu yerin dibine sokmak çok doğru bir yaklaşım olmaz, zira bu oyunun odak noktası değil. Biraz öylesine koyulmuş tadı veriyor. Gönül isterdi ki illa tek oyunculu modu koyulacaksa Titanfall 2 deneyimi yaşayalım. Yaşamadım. Bölümlerde düşman, mekân yahut görev çeşitliliği de oldukça az. Bunlar üzen detaylar. Yaratıcı mekanik tasarımının üzerine ne yazık ki kapsamlı bir oyun örülememiş. Oyunun tek oyunculu kısmı, Tom Clancy’s Rainbow Six Siege’deki gibi aslında bir oynanış eğitimi yönü taşıyor. Tabii verilen önem biraz daha üstünde, hâliyle beklenti artıyor.

Taktiksel Savaş

Oyunun en öne çıkan ve ayırıcı özelliği, şüphesiz hızlı nişancı aksiyonuyla, gerçek zamanlı stratejiyi birleştirmesi. Bu hibrid oynanış, türün sevenleri için bir merak yaratıyor. Hem kullandığımız gravcycle ile yerçekimine meydan okuyarak sahaya geniş bir gözden bakıyoruz hem de aksiyona bizzat katılıyoruz. Kendi karakterimizi kontrol etmemizin dışında, maksimum 4 kişiden oluşan yerdeki bir bölüğü komuta ediyoruz, ki zaten işin taktiksel strateji yönü de buraya devreye giriyor. Ekibimizin her üyesinin bir özelliği var, onları nasıl kontrol edeceğiz? Farklı becerileri, kendi karakterimizi nasıl kullanacağız? Bunlar oynanışını zenginleştiren unsurlar: Alan hâkimiyeti, taktik, nişan becerisi gibi farklı birçok odak gerektiriyor.

Disintegration’ın çok oyunculu bölümüne biraz daha olumlu yaklaşabilirim. Zira burada geçirdiğim vakitten daha fazla keyif aldım. Yer yer heyecanlı, geren anlar yaşadım. Temel olarak belirli yerleri ele geçirdiğimiz ve koruduğumuz ‘alan kontrolü’, beyin kutusu topladığımız ‘kolektör’, saldıran ve savunan taraflara ayrıldığımız güç çekirdeği ele geçirmeye çalıştığımız ‘geri alma’ olmak üzere üç farklı mod var. Bunların hepsi önceden de karşılaştığımız, yenilik sunmayan oyun modları. Ancak hâlihazırdaki yaratıcı oynanışla birleşince farklı bir deneyim sunduğunu söylemek gerekli. Biraz daha zenginleştirilirse gelecekte daha iyi olur. Çünkü şu anda oyunun tek ilgi çeken kısmı açıkçası çok oyunculu bölümü, ana yatırım buraya yapılmalı.

Disintegration incelemesi

Son Olarak

Disintegration, tek oyunculu kısmında hem hikâye anlatımıyla hem de düşman, mekân çeşitliliği gibi unsurlarla oldukça sığ kalan, tamamlanmamış hissi veren; diğer yandan çok oyunculu bölümünde içerik azlığı olsa bile keyif veren ortalama bir oyun olmuş. Gerçek zamanlı strateji ve birinci şahıs nişancı unsurlarıyla ilginç bir deneyim vadediyor, ancak bu yaratıcı mekaniğin etrafını örmekte, güçlendirmekte sınıfta kalıyor. Taktiksel yönünün de bekleneni pek veremediğini söylemek gerekli. Boyuna göre tuzlu fiyata sahip. Sunduğu itibarıyla yarı yarıya daha ucuza çıksa daha iyi olurmuş.

Yine de çok oyunculu bölümünde gelecek vadediyor ve şu anki hâliyle de keyifli anlar yaşatabiliyor. Eğer bu kısmı ilginizi çektiyse şans verebilirsiniz. Oynadıktan sonra Disintegration hakkındaki yorumlarınızı Kayıp Rıhtım Forum’da bizlerle paylaşabilirsiniz.

* * *

* Quantum League İncelemesi: Zaman Bükmeli Cümbüş

Oyla!

Cem Altınışık

1993 yılında Ankara’da doğdu. Çocukluğunun bir kısmını İzmir’de geçirdi ve şu an İstanbul'da yaşamakta. Psikoloji bölümünde eğitim gördü. Edebiyat, sinema, bilgisayar oyunları, müzik ilgisi ve bunları paylaşma sevgisiyle çeşitli kültür-sanat sitelerinde yazdı.

Fransa Koronavirüs Öpüşme Sahnesi

Fransa’da Pandemi ile Ara Verilen Öpüşme Sahneleri Geri Döndü: “Aşk Ölmedi”

Kuantum Bilgisayarı Honeywell

Dünyanın En Güçlü Kuantum Bilgisayarı Yolda Olabilir