Yuvarlandığım Mezarlar

Dracula 1. Sezon İncelemesi: İyi Dizi İzlemeyi Unutmuşken Çıkagelen Vampir

BBC ve Netflix ortak yapımı Dracula dizisi yayına girdi. O iyi vampirler, o güzel tabutlarıyla nihayet çıkıp geri geldiler. Bize de incelemesi düştü.

Sherlock’tan hatırlayacağımız Steven Moffat ve Mark Gatiss’in senaristliğini üstlendiği, Bram Stoker’ın “Dracula” romanından uyarlanan mini dizi geçtiğimiz hafta Netflix’te yayınlandı.

Dizi yaklaşık 90 dakikalık üç ayrı bölümden oluşuyor ve ilk bölüm The Rules of the Beast, ikinci bölüm Blood Vessel ve son bölüm de The Dark Compass isimleriyle çıktı. Kont Dracula’yı Claes Bang canlandırıyor ve çok geçmeden hemen söylemeliyim ki an itibariyle benim için bir vampir kendisinden başka biri olmaz, olamaz. Karizma, alaycılık ve aciziyeti bir arada oldukça iyi vermiş. Nihayet aşırı yakışıklı, kaslı, hayvan yiyerek vejetaryen beslenen vampirlerden kurtulduk ve höpür höpür kan içen bir vampirimiz oldu. Öyle ki bazı bölümlerde Dracula’yı iğrenç dahi buluyorsunuz ama tabii ağzını biraz silip Viktoryan Dönemi kıyafetlerini üzerine geçirince ayrı, gelsin iki bardak da benden içsin bile diyebilirsiniz.

Dizinin diğer önemli karakteri, hatta performansıyla zaman zaman Dracula’yı dahi geçen Agatha Van Helsing. Steven Moffat ve Mark Gatiss nasıl Sherlock’un karşısına oldukça başarılı bir karşı karakter/düşman olan Moriarty’yi çıkarttıysa aynısını bu dizide de Rahibe Agatha ile yapmışlar. Agatha ilk bölümden itibaren inancı sorgulaması ve bazen fazla iddialı tespitleri ile Dracula’nın sırlarını çözmeye kendini adıyor. Agatha’ya hayat veren Dolly Wells için de Claes Bang’e söylediklerimi aynen tekrarlamalıyım. Kontun karşısında nitelik ve tavır olarak böyle biri durmalıydı. Agatha ve Dracula arasında dizi boyunca kaçınma ve yaklaşma tarzında bir devamlılık var, ikili arasında hep hissedilen bir enerji mevcut. Hoş, bu sezon sonunda da kendini gösteriyor.

NOT: Buradan sonra yazacaklarım diziden bazı sürpriz bozanlar (spoiler) içerecektir. İzleme keyfinin kaçmaması adına ona göre devam etmenizi öneririm.

Dracula

The Rules of the Beast

Dizinin ilk bölümü olan The Rules of the Beast ile adından da anlayabileceğimiz üzere Dracula’nın hayatta kalma kurallarını gözlemliyoruz. Dizi sürekli zaman değiştiriyor ve ters köşeler yapıyor. Ben ilk bölümün atmosferinde direkt düşündüğüm şey ne kadar kitap uyarlaması olduğunu belli ediyor oldu. Çünkü çok akıcı bir biçimde dizi, sürekli karakterlerin birbirlerine olayları anlatmasıyla devam ediyor. Bu sırada da sahne geçişleri de aynı Sherlock’taki kadar yaratıcı ve keyifli. Işık ve renk kullanımı yine dizinin geçtiği dönemle çok iyi uyuşuyor. Gotik stil hem Dracula’nın şatosunda hem de giyimde pek güzel verilmiş. Sanat yönetmenliği oldukça başarılı.

GÖZ ATIN  Henry Cavill, The Witcher Sonrası Superman Rolünden Umudu Kesmedi

İlk bölüm Jonathan Harker adlı bir avukatın Kont’a danışmanlık yapmak için şatoya gelmesi ile başlıyor. Kont dizide karşımıza ilk çıktığında pek bir yaşlı ve çirkin. Ama avukat onu her gördüğünde kont daha da gençleşiyor ve avukat da aynı oranda yaşlanıp bilincini kaybediyor. Tüm bunları kontun elinden hortlak olarak da olsa kurtulan Harker’ın Rahibe Agatha’ya anlatmasından öğrendiğimizi söylemeden geçmeyeyim. Agatha, Harker’ın anlattıklarından yola çıkarak Kont hakkında veriler elde etmeye çalışıyor.

Bu verileri de hemen şöyle sıralamak gerekirse:

– Kont Dracula ikna kabiliyeti çok yüksek biri ve kurbanlarının kanlarını emdiği zamanlarda onlara istediği hayalleri gördürebiliyor.

– Güneş kendini yakıyor. (Ah hayır teni elmas gibi parlamıyor, yanıyor.)

– Kont davet edilmediği yerlere giremiyor.

– Kont sadece belirli özelliklere sahip kişileri tercih ediyor. Bunun nedeni kanını emdiği insanların özellikleri alması. Öyle ki haçtan korkmasının nedeninin atalarının avam kesimin kanıyla beslenmesi ve tanrı korkusuna bu şekilde sahip olması olduğunu iddia ediyor.

– Başkalarının suretlerine bürünebiliyor.

Ve bu bilgilerle Agatha Kontu zapt edebiliyor gibi görünüyor.

Blood Vessel

Bu bölüm benim sezondaki favori bölümüm oldu. Tam olarak Sherlock’taki akıl oyunlarını yeniden izlemiş gibiydim. Bölüm, Kont’un kitaplar hakkında konuşması ile başlıyor ki bir edebiyat uyarlaması içinde böyle tiratlara yer verilmesi üst kurgu seven ben gibi insanları keyiflendiriyor. Ve Agatha’yı onu keyifle dinlerken görüyoruz. İkili bir satranç oyunuyla ikinci öyküye başlıyor; Kont anlattıkça Agatha onu çözmeye başlıyor ve oyunları da bir yandan devam ediyor.

Kontun ilk bölümde bir İngiliz avukatı yemesinin nedenini onun düzgün aksanı olduğunu anlıyoruz. Kont Transilvanya’dan ayrılıp hayatını İngiltere’de devam ettirme kararını veriyor ve bir gemiye biniyor. Ki gemide tesadüfen orada olan hiçbir yolcu yok, hepsi bir biçimde kontun işine yarayabilecek özellikteki insanlar. Ve her biri sırası ile ona yem oluyor. Ama tüm bunlar olurken de herkes 9 numaralı hiç açılmayan kamaradaki hasta yolcudan şüpheleniyor. Ve o an dinleyici olarak satranç oynayan Agatha anlıyor ki 9 numarada hastalanan kişi kendisi ve oynadığı o oyun Kontun kendinden beslenirken ona gördürdüğü bir rüya. Agatha’nın o farkındalık anı, açının değişip oyunun kocaman bir 9 sayısının içinde olması kısmı o kadar güzeldi ki.

GÖZ ATIN  HBO ve BBC Yapımı Fantastik Uyarlama "His Dark Materials"tan Yeni Fragman

Ama Agatha pes etmiyor ve kendi ölürken bir biçimde gemiyi de batırarak Kontu denizin altında yüz yıldan fazla bir zaman uyumaya mahkûm ediyor.

Dracula

The Dark Compas

Son bölüm benim hem sevdiğim hem de çok vasat bulduğum bir bölümdü. Sherlock’un hazin sonu gibi hatalar burada da aynıydı. Dizi beni epey yükseltmişti ama ardından bir sürü soru işareti ve aceleye getirilmiş bir sonla bıraktı.

Kont yıllar yıllar sonra denizden nihayet kurtulup geldiğinde Agatha onu bir doktor olarak karşılıyor. Aslında Agatha’nın aynısı olan bu kişininse onun nesiller sonraki yeğeni olduğunu anlamamız geç olmuyor. Ben isterdim ki Agatha bir şekilde hayatta kalmayı başarabilsin ya da Kontun karşısına çıkan kişi Agatha’nın aynısı olmasın. Velhasıl bu yeğen, Jonathan Harker (ilk bölümden hatırlayacağınız üzere) Vakfı’nın doktoru ve bu vakıf ordusu olan ve muhtemel karanlık işlere bulaşmış bir kurum. İşin kötüsü bu kısmın detayları son bölümde havada kalıyor.

Bu bölümdeki Kontun yeni dünyaya bakışı çok güzel düşünülmüştü. Çok bakımsız bir evdeki insanları yemek için konuk olan Dracula, evi çok lüks buluyordu. Yediği soyluların dahi bu kadar imkânlarının olmadığını söylüyor ve lüksün bu kadar sıradanlaştığını öngöremediği için içerliyordu. Dizide bunun gibi birçok tespit var ve bunları dinlemek oldukça keyifli.

Dracula

Harker Vakfı, Kont’u bir hapse alıyor ve üzerinde deneyler yapmak için zorla tutuyorlar. Ama Kont kendisine verilen tabletle hemen avukat tutuyor ve oradan kurtuluyor. Ben Kontun bu denli yeni dünyaya alışmasına ve kuralları öğrenmesine bayıldım. Karakterle bu huyları çok güzel uyuşuyordu. Ha bir de acil spora başlıyor, çünkü o artık bir modern dönem vampiri.

Burada onun avukatı rolünde Sherlock Holmes’ün ağabeyi Mycroft Holmes olarak izlediğimiz Gatiss de var ve Kont için yiyeceği insanları seçiyor. Tabii bu insanlar Dracula’nın dünyayı ele geçirmek için ihtiyacı olan özelliklere sahip insanlar. Ben bu fikri çok sevdim ama üstünde çok durulmamıştı. Gerçi bunda Dracula’nın hep karanlıkta ve yalnız olmasının da etkisi var. Dracula hiçbir zaman dünyayı ele geçiremez gibi geliyor dizide, çünkü o hala çok duygusal ve acı çekiyor. Öyle ki ilk bölümde üremeye çalışıyor, son bölümde de kendine bir gelin yaratıyor.

GÖZ ATIN  Netflix'te Hangi Ülkede, Ne Kadar İçerik Var?

En sonunda Doktor Van Helsing ve Rahibe Van Helsing iç içe giriyor ve Dracula’yı sonunda çözüyorlar. Kont’un haç, ışık, davet edilmeme korkularından hepsinin birer fetiş olduğunu söylüyor Agatha ona. Bunlar Kont’un ölümlü olduğunu düşünmesinin yolları, yok edilebilir olması ihtimalini kendi yaratıyor. Oysa Kont kan dışında tam anlamıyla yenilmez. Agatha bunu Kont’un ailesinin savaşçı olmasıyla bağdaştırıyor. Kont karanlığı kendi seçiyor çünkü fark edilmek istemiyor, ailesinin soylu tarihi yanında kendisinin bir anlamı yok ve o yaşamak istiyor. Ölümdense çok korkuyor. Kahramanca bir ölümden kaçtığı için bir vampir…

Ben vampir mitinin bu değişimine ba-yıl-dım! Başta da dediğim gibi Kont güçlü olduğu kadar da aciz, yalnız ve acılı. Dorian Gray gibi aynadaki yaşlı, çürüyen yüzüne her baktığında ölümü düşlüyor ve bir canavar olduğunu biliyor.

Ve en son sahnede Dracula, Doktor Van Helsing’in kanserli kanından içiyor ve Kont ona beraber oldukları bir hayal gördürüyor. Dracula güneşi gördükten dakikalar sonra ölmeye karar veriyor.

İzlenir mi?

Benim gerçekten çok çok beğenip hayran kaldığım üç diziden biri oldu. Zaten bir diğeri yine Sherlock. Üçüncüsü ise Tepedeki Ev’di. Dizi biraz hızlı ve havada bir sonla bitse de gerçekten çok başarılıydı. Oyuncular olsun, mekânlar ve sahne geçişleri olsun hatta jeneriği ve animasyonları da dâhil tüm bunlardan oldukça keyif aldım. Hem iyi karakterize edilmiş bir vampir izlemeyeli sizce de çok olmadı mı?

Sizler de diziyi izledikten sonra yorumlarınızı Kayıp Rıhtım Forum’da paylaşabilirsiniz.

İyi seyirler!

* * *

* Atiye 1. Sezon İncelemesi: Spiritüel Klişelere, Tesadüfler Yumağına Merhaba

* The Mandalorian 1. Sezon İncelemesi: Star Wars’un Köklerine Dönüyoruz




Sanat tarihi, Türk mitolojisi ve fantastik edebiyat meraklısı; sıklıkla okur, çizer, yazar.

Dracula 1. Sezon İncelemesi: İyi Dizi İzlemeyi Unutmuşken Çıkagelen Vampir

BBC ve Netflix ortak yapımı Dracula dizisi yayına girdi. O iyi vampirler, o güzel tabutlarıyla nihayet çıkıp geri geldiler. Bize de incelemesi düştü.

Başa dönün