in ,

The Crown 4. Sezon İncelemesi: Kraliyet ve Hükümet Arasındaki Güç Oyunu

The Crown 4. sezon incelemesi sizlerle. Netflix’in Büyük Britanya’nın kraliyet tarihini anlattığı dizisinin yeni sezonunda nelerle karşılaştık?

the crown 4. sezon inceleme

The Crown 4. sezon incelemesi yayında. Netflix‘in, Büyük Britanya Kraliçesi II. Elizabeth’in dönemini anlatan biyografi dizisi, yeni sezonunda izleyicilere neler gösterdi?

The Crown 4. sezonunda, kraliyet ailesinin yakın geçmişine konuk oluyoruz. 1979’dan 1990 yılına kadar İngiltere ve hatta dünya tarihine damga vurmuş üç kadının güç ve hiyerarşi kaygılarını bir kez daha heyecanla yaşıyoruz.

Başrollerinde Olivia Colman, Helena Bonham Carter, Gillian Anderson ve Tobias Menzies gibi ünlü oyuncuların yer aldığı yeni sezonda Diana’yı Emma Corrin canlandırıyor. Dizinin 4.sezonu, Thatcher’ın başbakanlığını, kraliyet düğününü, William ve Harry’nin doğumu ve Falkland Savaşı’nı kapsıyor.

Gezegendeki Yıldızlar

Buckingham Sarayı ve 10 Downing Street’in kapılarını aralıyoruz.

Daha önce izlemiş olduğumuz sezonlardan farklı olarak ilk göze çarpan şey; gezegenler arasında güneş gibi parlayan Kraliçe Elizabeth’in yorgunluğu oluyor. Parlaklığına eşdeğer iki rakiple karşı karşıya kalıyor. Birinin yıldızının daha parlak olduğu bile söylenebilir: Diana.

Kraliçe ve Thatcer ne istediğini bilen iki güçlü kadın, aralarında sert rüzgârlar esiyor. Dünyanın en ünlü ailesine uyum sağlamak için çırpınan Leydi Diana’nın narinliği ise bu gerilime müthiş bir tezat oluşturuyor, sekiz bölümü soluksuz izlemenizi sağlıyor.

Demir Leydi vs. Kraliçe Elizabeth

The Crown 4. Sezon İnceleme

Thatcher’ın başbakan seçilmesine olumlu yaklaşan Kraliçe’nin fikirleri yaşanan olaylarla birlikte değişiyor. Devlet ve monarşi çatışmaya başlıyor. İki kadın arasındaki her sahne kraliyet ve hükümet arasındaki güç oyununu gözler önüne seriyor. Seçilmiş bir başbakana karşı monarşinin temsilcisi Elizabeth mükemmel bir tartışma partneri oluyor. Çevresindeki tüm kargaşanın arasında çoğunlukla mesafeli, ağırbaşlı bir duruş sergiliyor.

Kraliçe ve Başbakan arasındaki sürtüşmelerde kullanılan cümleler; ustaca oluşturulmuş başarılı bir senaryo örneği teşkil ediyor.

Winston Churchill kadar varlığını hissettirmiş Thatcher’ın, kraliyet tarafından uygulanan Balmoral testinde başarısız olması monarşiye olan bakışımızı değiştiriyor. Karşı karşıya kaldığı bu durum kesinlikle zorbalık olarak adlandırılabilir.

Tarihe adını Demir Leydi olarak yazdırmış, İngiltere’nin ilk kadın başbakanı Thatcher’ı, Anderson canlandırıyor. Onun konuşmasını dikkatli bir şekilde taklit ediyor. Ülke içindeki en güçlü kadınlardan biri olmasına rağmen kabine üyelerine yemek, eşine ütü yapışı; saçları, korkutucu çantaları, özenli reveransları, ağır mimikleri ile olağanüstü bir oyunculuk sergiliyor. Bununla birlikte ilham verici bir oyuncu seçimi kararı olduğunu kanıtlanıyor.

Taç Giyen Baş Ağırdır Ancak Ona Yakın Olanların Vay Haline

The Crown 4. Sezon İncelemesi

Kraliyet ailesinin ihtişamlı yaşamı hız kesmeden devam ediyor. Taca yakın olan herkes Elizabeth’in buyruklarını yerine getirmek zorunda. Hele ki bu kişi tahtın sıradaki varisi ise onun vay haline!

Charles evlenmesi gerektiği konusunda çokça baskı altında kalıyor. Dillere pelesenk olmuş bir tutku ile bağlandığı Camilla’yı geride bırakıp skandallardan uzak, yeni bir yaşama yelken açmalı. Bunun için seçtiği kadın ise küçük Diana.

Perinin Ansızın Doğuşu

İlk bölümün bitimine beş kala karşılaşıyoruz Di ile. Sarah Spencer’ı ziyaret eden Prens Charles, kendini rastgele süslenmiş büyük bir balo salonunda, yalnız buluyor. Bir Yaz Gecesi Rüyası’ndaki büyülü orman perisi kostümü giymiş Diana Spencer salona gizlice giriyor. Charles’ın etrafında salınırken sonu iyi bitmeyecek uzun bir sohbet başlıyor. Shakespeare ve Bottom karakteri hakkında konuşurlarken, Di çiçeklerin arkasına saklanarak odanın etrafında uçuyor. Göz göze geliyorlar.

Muhteşem bir kraliyet düğünü ile dünya evine giriyor çiftimiz. Di, eşi benzeri görülmemiş gelinliği ile beliriyor sahnede. Birbirlerine verdikleri sözle birlikte, sorunlu prensimiz Charles gerçek aşkından uzak bir evliliğe mahkûm oluyor. Yaşananların ardından; sonsuza dek düşük omuzlar, çatık kaşlar ve somurtkan bir surat kalıyor kendisine.

netflix dizisi incelemesi

Sezon, bir önceki yüzyılın en çok izlenen düğününün yanı sıra Charles ve Diana’nın Avustralya’ya Kraliyet ziyareti; Buckingham Sarayı’ndaki güvenlik ihlali gibi bazı keyifli olayları da barındırıyor.

The Crown 4. Sezon ile Peri Masalı Kabusa Dönüşüyor

Di, Charles’ın sadakatsizliği ile derinden yaralanıyor. Bulimia hastalığının pençesinde ve yapayalnız kalıyor. Rüyalarını süsleyen peri masalı kâbusa dönüşüyor. Kraliyetin zorlu labirentinde gezinirken birçok insani mücadele veriyor.

Ancak güçleniyor. Giyimi, zarafeti, yardımseverliği ile halkın kalbini çalıyor ve geçtiğimiz yüzyılın en sevilen kadını oluyor.

Anne, Camilla, Kraliçe Elizabeth ve daha birçok kadının gözünde kıskançlık parıltıları beliriyor.

Corrin; Diana’nın yaşama sevincini, gözlerindeki o büyülü parıltıyı, onu en sevilen kraliyet üyesi haline getiren halka karşı hissettiği gerçek sıcaklığı canlandırırken, Diana’nın görülmemiş diğer tarafını da ustaca sergiliyor: talihsiz ve mutsuz kocasının dikkatini çekememiş, performansa dayalı Halk Prensesi!

Kraliçe Monarşiyi, Thatcer Devleti, Diana Halkı Temsil Ediyor

Geniş açıların çokça kullanıldığı bu sezonda Birleşik Krallık’ın doğal güzelliklerini yeniden keşfediyoruz. Kraliçe’nin av tutkusu çokça metafor barındırıyor. İrlanda Cumhuriyet Ordusu ile yaşanılan gelgitler av ve avcı konumunu sürekli değişmesine vurgu yapıyor.

Annelik ve duygusal ihmal kavramları işleniyor.

the crown 4. sezon yorum

Lüks kostümler, gösterişli setler, seçkin sinematografi zengin bir görünüm sağlıyor. Ancak yan karakterlere yer verilmemesi -Anne’in eşinin yalızca bir ya da iki sahnede yer alması gibi- bölümler arası kopukluğa sebep oluyor. Olay akışı ağırlaşıyor. Seyirci, aktarılmayan bazı durumları anlamakta güçlük çekiyor. İzleyicinin kraliyet üyeleri ile ilgili her türlü bilgiye sahip olduğu düşünülüyor. Araştırmaya teşvik etmesi açısından güzel ancak konuya ilgisi olmayan insanlar için rahatsız edici bir tempo oluşturuyor.

Corrin’in Diana bakışları etkileyici durmuyor. Bilakis itici bir görünüm kazandırıyor.

The Crown 5. Sezonda Bizi Neler Bekliyor?

Beklendiği gibi, oyuncu kadrosu iki sezonda bir değişiyor. Kraliçe Elizabeth rolüne Colman’ın yerine Imelda Staunton geliyor. Jonathan Pryce, Prens Philip’i; Lesley Manville ise Prenses Margaret’i canlandıracak. Elizabeth Debicki’nin 5. ve 6. sezonlarda Diana’yı oynayacağı duyurusu, gösterinin Diana’nın ölümüyle biteceğinin izlenimini veriyor.

Di’nin trajik ölümünün Kraliyet Ailesi’ne verdiği zararları hep birlikte göreceğiz.

prenses diana

Diana’nın medya ile olan ilişkisi senaryoya dahil olacaktır. Bununla birlikte sonraki dönemlerde yaşanan siyasi olaylar, Kraliçe ve gelecekteki başbakan arasında geçen tarihi anlar dizide yer alacaktır.

Şimdiye kadar yaşamış en ünlü insanlardan bazılarının dahil olduğu The Crown 4. sezonu için, yaklaşık 60 yıldır gözler önünde yaşanan olaylar spoiler olarak kabul edilebilir.

Peki ya sizler The Crown’ın 4. sezonunu izlediniz mi? Dizinin yeni sezonu hakkındaki yorumlarınızı Kayıp Rıhtım Forum’da paylaşabilirsiniz.

Oyla!

Gülçin Aras

1993’ten bugüne kitaplara, resimlere, notalara, evrenin her bir köşesine seyahat ediyor. Eğlenceli, zamansız ve mekansız yolculuk serüvenini paylaşmaktan büyük mutluluk duyuyor.

İnsanlık Deneyi - Erbuğ Kaya

İnsanlık Deneyi – Erbuğ Kaya | Yazarının Kaleminden

Türkiye'nin En Popüler Dijital Yayın Servisi

Türkiye’nin En Popüler Dijital Yayın Servisi Açıklandı: Cevap Netflix Değil