in ,

Yankı İncelemesi: Hayatı Tüketen Tutkular, Uğursuzluk Dolu Dünyalar

Yankı incelemesi sizlerle. Müge Koçak, ilk öykü kitabında okuru yaşamları her manada kemirip tüketen tutkulara dair öykülere davet ediyor.

Yankı İncelemesi Müge Koçak

Yankı incelemesi yayında. Kayıp Rıhtım Aylık Öykü Seçkisi okurlarının yakından tanıdığı Müge Koçak, ilk öykü kitabı ile geçen yıl raflardaki yerini almıştı. Kitabın ortaya çıkış hikâyesini de daha önce Yazarının Kaleminden bölümümüzde Koçak’ın kendi sesinden dinleme fırsatı bulmuştuk.

Yazarın Can Yayınları Çağdaş Serisi etiketiyle raflardaki yerini alan Yankı adlı kitabında 12 öykü bulunuyor. Öykülerin tonu ve tarzı farklılık gösterse bile ortak noktası değişmiyor; çarpıklaşan arzularla başkasının yaşamından istifade etmek.

İncelememiz, öykülerin özelinden başlayıp derlemenin uyandırdığı duygu ve düşünce genelinde son bulacak.

Yankı İncelemesi: Öyküler Hakkında Kısa Kısa

Yedinci Gün. Farklı yerlerde, farklı kesimlerden insanlar cinayete kurban gitmeye başlar.

Ali-Veli-4950. Esenler Otogarı’nda gizemli ölümler baş gösterir.

Duman. Bir sokak kedisinin apartmanı yuva edinmesiyle birlikte gizemli olaylar baş gösterir.

Yankı. Karşı apartmandaki daireleri gözetleyen kadın yeni kiracısını çözmeye çalışır.

Katil Maslow Tarafından Planlanmış Bir İntihar Vakası. Ünlü Maslow Piramidi’nde sıralanan ihtiyaçlarını dengeye oturtamayan genç kadının yaşamı çevresindekilerce sinsi sinsi terörize edilmektedir.

Ahmet Nabi Şentürk. Formalite gereği nezarethaneye düşen genç adam gizemli bir yabancının tuhaf hikâyesini dinlemeye başlar.

Paraları Koklayan Ahmak www.rasitnerede.com Talihsiz varoluşuna rağmen talihini mali anlamda tersine çevirebilmiş varyemez zengin, kıymetli banknotunda karşılaştığı adresle ne yapacağını şaşırır.

Bir Kırgınlıkla Başladı Her Şey… Miras hırsıyla işlenen suçlar akıl almaz bir intikam hikâyesine yol açar.

Hayat Öpücüğü. Annesinin zorbalığına katlanmak zorunda kalan kadın evi terk edebilmek için radikal yöntemler aramaya başlar.

Afiyet Hanım ile Kuru Sultan Arasındaki Et Dalaşına Dair. Farklı hayatlar yaşayan iki kadın. Biri, trajik hatırası sebebiyle ete tövbeli, diğeri, travmatik hatırası sebebiyle ete tutkun. Bu iki kadın yolları, tutkularını keşfederken kesişecektir.

Kor Adamın Garip Hikâyesi. Akıl hastanesinde yatan “Kor Adam” lakaplı hastanın sırrı çözülemez.

Amaçsız Ahlat Derneği. Hayattan hiçbir beklentisi bulunmayan bir grup yoksul genç, farkına varmadan, amaçsızlığı amaç edinmiş Amaçsız Ahlat Derneği’ni kurar. Her şeyde amaç arayan dünya amaçsızların amacını deşifre etmek için iyice üstlerine gelir.

Yankı - Müge Koçak

Öykülerin Genel Yapısı

Anlatım ve etkisi üç katmana ayrılıyor. Bunları biçemden manaya doğru sıralamak gerekirse:

Vurgu

Hikâyelerin tonu gerçek üstü ile gerçek üstüne yakın bir alanda değişiyor. Tarzından bağımsız biçimde ana tema çeşitlilik gösteriyor. Röntgencilik, saplantı, varoluş krizi, intikam, umacı hikâyesi, polisiye, gizem, gündelik hayattan kesit vs. tema mevcut. Ton ve tema kesişiminde, öykünün vurgusu doğmuş.

Vurgu, öykünün her şeyi. Örneğin öykünün merkezindeki özel durum. Kıyısından köşesinden aşina gelinecek cinsten. Aynı aşinalık, bilhassa doğrudan dile getirildiğinde, “Biliyorum zaten,” hissi uyandırarak, ilgiyi anında kaybedebilecek cinsten. Ebeveyn zorbalığına maruz kalmak, hayatı yaprak gibi savrularak geçirmek, birini tanıdığını zannetmek, takıntıyla hareket etmek, yaşamın kontrol edildiğinden şüphelenmek vb. durumlarla gündelik yaşamda karşılaşılabilir.

Özel durum, öykünün vurgusu aracılığıyla ton ve tarzla yoğuruluyor. Öykü bitene kadar süreç tekrarlanıyor; yoğurulan bir yoğurulmaya devam ediyor. Nihayetinde, ikisi vurguyu yaratan, biri hikâye öğelerini (olay örgüsü, karakter vs.) sağlayan bu üç temel, birbirini pekiştirerek, öyküye estetik ve mana katmış.

Sonuç, geriye kalan diğer iki kategori, Avlanma ve Tüketilme açıklandıktan sonra verilecek.

Avlanma

Öyküler, anlatımın ortak dinamiklerinden çeşitleniyor. Olay örgüsü kişisel veya kitlesel ölçekte yaşanabiliyor. Odaklanılan karakterin hedefi, yöntemi ve akıbeti değişebiliyor.

Hikâyelerde rollerin birbirine karıştığı av ve avcı ilişkisi var. Avcı ava dönüşebiliyor. Avlar birbirine avcı pozu kesebiliyor. Avcılar birbirinin avı olabiliyor. Av ve avcı kalmayınca, konumuna göre kimisi ava kimisi avcıya bürünebiliyor.

Sıra dışı avlanma manzaraları var. Her öykü, avın amacını ve gerekliliğini sorgulatan yapıya sahip. Sorgulama esnasında insanı yönlendiren itki ve ihtiyaçlar sıralanıyor. İç baskı ile dış baskı arasındaki çift yönlü ilişki öne çıkartılıyor.

Tüketilme

Avlanma dinamiğinin altında bir dinamik daha var; tüketebilmek uğruna yaşamı hammaddeye dönüştürmek. Öykülerde yaşam(lar)ın “üretim için tüketilme”siyle karşılaşılıyor. Yaşamı tüketiliyor. Tüketim tek taraflı veya karşılıklı yaşanabiliyor. Tüketilmek veya tüketmek suretiyle zarar görmenin manası, yolu, etkisi ve geri dönüşü değişebiliyor. Bir taraf neler olup bittiğini kavrayamıyor veya çok geç kavrıyor.

Yankı: Müge Koçak

Sonuç

Bu üç katman, öyküde yer verilen her kalıbı bir şekilde parlatarak ilgi çekici kılıyor.

Yedinci Gün öyküsü. Kurbanların hayat öyküsünden ve her şey olup bitince olay mahalline gelen dedektiflerin tepkisinden oluşuyor. Tek başlarına yarımlar. Heyecansız gelen ayrıntı gibiler. Birbiriyle alakasız davalar gibi geliyor. Bu yarım ve alakasız gelen bölümler son davada anlam kazanıyor. Son dava, cinayetlerin sebebini açıklanmakla kalmıyor. Olay örgüsünü toparladığı gibi tematik açıdan o noktaya kadar anlatılan yaşam öyküleri arasında analoji kurduruyor. Kurbanlar, dedektifler ve katil, eksikliği hissedileni tamamlamak için yola çıkanlar çizgisinde eşitleniyor. Kurbana dönüşmenin, kurban yaratması olgusuna kendi içinde dallanıp budaklanan üç yönden yaklaşılıyor.

Derlemeye ismini veren Yankı öyküsü, röntgenciliği röntgenci zihninden aktarıyor. Anlatım, bir röntgencinin günlüğü ayarında. İçerik, narsistin zihin dünyasını çağrıştırıyor. İkisi birbirlerinin sıradanlıklarını törpüleyerek, başkasının hayatını kafada kurgulayarak kendi hayatının memnuniyetsizliğinden kaçınma girişimine dönüşüyor.

Her öykü, estetik ve mana bakımından, aynı soyun kendi kimliğine sahip ferdi. Her kimliğin de kendi albenisi var. Albenisi kendine çekiyor. Okurun kendisini keşfetmeye teşvik eden öyküler çıkmış.

Son olarak yazarın Kayıp Rıhtım’ın ilk basılı öykü antolojisi olan Tüm Panayırların Heyulası adlı kitabında da Minibüso Diskoteko Murra Murra adlı öyküsü ile yer aldığını hatırlatmış olalım.

Müge Koçak’ın Yankı kitabını okumuş muydunuz? Okuduysanız görüşleriniz nedir? Yorumlarınızı Kayıp Rıhtım Forum’da bizimle paylaşabilirsiniz.

Cemalettin Sipahioğlu

1986 İstanbul doğumlu. Bilimkurgu, korku ve fantastiği uzun süre televizyondan takip edebilmiştir. Ailesinden habersiz aldığı ucuz VCD oynatıcıyı saklayıp, onlar yokken kullanarak, bu konularda film açıklarını kapatmaya çalışmıştır. Edebiyata sonradan bulaşması; bilgisizliği; bilgisizlik de, "Raftaydı ve ben onu alıp okumadım zamanında." pişmanlıkları getirmiştir. Lem ile Küvette Bulunan Günce'yle tanışması; okumaya yeni başlayan biri için hem talih, hem de talihsizlik olmuştur. Film, kitap, animasyon, çizgi roman olsun; kendi sınırlı bilgisiyle, eserleri iç dinamikleri içinde değerlendirmeye çalışır.

Outlander öncesi konulu dizi

Tarihi Fantastik Dizi “Outlander”ın Öncesini Konu Alacak Yeni Bir Yapım Geliyor

Fantastic Beasts 3 incelemeleri

Fantastik Canavarlar 3: Dumbledore’un Sırları Filminden Yeni Fragman Paylaşıldı