in ,

Angela Chadwick: “Romanda Anlattıklarımın Gerçeğe Dönüşmesi Ân Meselesi”

Angela Chadwick söyleşisi sizlerle. İngiliz yazarla The Guardian’ın yılın kitabı olarak gösterdiği “XX” romanı hakkında konuştuk.

Angela Chadwick xx söyleşi röportaj

Angela Chadwick ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. The Guardian’ın yılın kitabı olarak gösterdiği, Polari En İyi Çıkış Yapan Roman ödülüne layık görülen XX kitabının yazarı ile yakından tanışma zamanı.

April Yayıncılık etiketi ve Habibe Çıkılıoğlu çevirisi ile raflardaki yerini alan eser, lezbiyen bir çiftin yumurtadan yumurtaya döllenme işlemiyle kendi bebeklerine sahip olma çabalarını okuyucuya aktarıyor. XX kitabının ortaya çıkış sürecini ve karakterlere dair detayları Angela Chadwick ile konuştuk.


Söyleşi: Gamze Çoban


Angela Chadwick ile XX Söyleşisi

Günümüzde pek çok ülkede LGBTİ+ bireylerin varlığı bile görmezden gelinirken kitabınızda kendi bebeğine sahip olmaya çalışan lezbiyen bir çiftin hikâyesine tanık oluyoruz. Öncelikle emeğiniz ve cesaretiniz için size teşekkür etmek istiyorum. XX romanının yazarı olarak, sizin için hikâyenin kurulumu ve gelişimi nasıl bir süreçti?

Çok teşekkür ederim! Romanın konusu aklıma tam yirmi yıl önce, üniversitede bir biyoloji dersindeyken geldi. İnsan üreme hücrelerini işliyorduk ve kendimi bilim insanlarının iki yumurta hücresini kullanarak hamile kalınmasına dair bir teknik geliştirip geliştiremeyeceklerini merak ederken buldum. Akabinde bu tekniğin çok tartışmalı olacağını da biliyordum çünkü gebe kalınan bebekler sadece X kromozomunu alacak ve bebekler her zaman dişi olacaklardı.

Bu fikir, zihnimin kıyılarında uzun yıllarca bekledi ta ki otuzlarımın ortasına gelinceye kadar. Hayatımın o döneminde, kadınların özellikle çevrim içi platformlarda kolayca uğradığı tacizlere ve bunların her geçen gün artmasına çok öfkeliydim. Görünüşe göre sosyal medyanın sağlamış olduğu anonimlik, toplumun içinde sakladığı kötü düşünce ve hissiyatların kolayca ortaya çıkmasına sebep oluyordu. Pek çok toplumda ve kültürde kadınların statülerine karşı ciddi baltalama çalışmaları olmasına rağmen bu durum beni varlığımızın devamı için kadınların ne kadar elzem olduğu üzerine detaylı düşünmeye itti.

Dahası romanımı yazarken kendim de bebek sahibi olup olmayacağıma karar vermeye çalışıyordum. Bu sebeple böylesine bir kararın çift tarafından etraflıca düşünülmesi ve diğer süreçler benim için oldukça doğaldı.

XX, yumurtadan yumurtaya döllenme süreci, bence çığır açan çok önemli bir fikir ve pek çok aileye umut olabilir. Fakat romanınızı okuduğumda en çok merak ettiğim şeylerden birisi de bu tür bir teknolojinin gerçek hayatta yaratabileceği etkilerdi. XX in gerçek hayatta herhangi bir tıbbi dayanağı var mı?

Kitabın yazım aşamasında yaptığım araştırmalarda aynı cinsiyetten üremenin önde gelen birçok bilim insanı tarafından düşünüldüğünü ve mümkün kılınabilecek bir şey olduğunu gördüm. Ne yazık ki Batı’da üzerine yatırımlar çekecek bir alan değildi fakat kitabın yayınlanmasından kısa bir süre sonra Çin’deki bir araştırma ekibi, yalnızca yumurta hücrelerini kullanarak bebek fareler yaptıklarını açıkladı. Bu yüzden kitabımdaki teknoloji o kadar da uzak değil.

XX - Angela Chadwick

Yazım aşamanızda kitaba dair detayları arkadaşlarınızla paylaştınız mı? Eğer paylaştıysanız, tepkileri nasıl oldu? Dahası kitabın dünya çapında böyle geniş kitlelere ulaşabileceğini düşünüyor muydunuz?

Benim için yazma süreci çok özel ve devam eden çalışmamı sadece bana çok değerli, dürüst geri bildirim sağlayan birkaç yazar arkadaşımla paylaşıyorum. XX’i yazarken, kitabı bitirip bitiremeyeceğimden emin olamadığım o karanlık anlarda bana yardımcı olan, cesaret verici yorumlar aldım.

Başlarda romanın geniş bir kitleye ulaşmasını hayal etmeye cesaret edemedim çünkü daha önce satmayan kitaplar yazmıştım. Dahası yayıncılığın ne kadar rekabetçi olduğunu biliyordum, bu yüzden bir edebiyat ajanı bulmak çok büyük bir adımdı. Kitabın Birleşik Krallık’ta ve denizaşırı ülkelerde yayımlanması, ödüller kazanmak ve okuyucular tarafından beğenilmesi ise şüphesiz her yazar gibi beni de tarif edilemeyecek kadar mutlu etti.

Kitabınızın geniş bir kitleye ulaştığından daha önce bahsetmiştim. Buna ek olarak internette kitabınız için okuyucu yorumlarını incelediğimde pek çok farklı insanı ortak bir noktada buluşturduğunuzu ve onları bu maceranın içine sürüklediğinizi gördüm. Bu noktada, gerçekten merak ettiğim bir diğer husus da sizinle iletişime geçen LGBTİ+ bireyler olup olmadığı. Olduysa kişisel olarak size hayatlarındaki herhangi bir değişiklikten bahsettiler mi? Bizimle paylaşabileceğin hayran buluşmaları oldu mu?

Karantinadan önce birçok okuyucuyla yüz yüze görüşecek kadar şanslıydım ve onların kitap hakkındaki yorumlarını duymak gerçekten keyifli bir deneyimdi. Genellikle aldığım yorumlardan biri, edebi kurguda lezbiyen kahramanları içeren hikâyelerin kasvetli ve trajik sonlara sahip olma eğilimi olduğuydu. Jules ve Rosie’nin hikâyesinin pozitifliğinin bunu dengeleyeceğini bilmek harika bir his.

Toplum tarafından kabul görmeyen çiftimiz hamilelik sürecinde ciddi bir toplumsal baskı ve hatta tacizler ile mücadele etmekteydi. Ülkenizdeki klasik aile yapısı ve toplumun bir kısmı tarafından yapılan geleneksel aile yapısı bozulmaya çalışılıyor şeklindeki eleştirilere yorumunuz nedir?

Bu çok ilginç bir soru ve geleneksel bir aile birimi olarak kabul edilebilecek olan kendi yetiştirilme tarzım hakkında beni düşündürdü. Annem ve babam, beni ve kız kardeşimi büyütmek için bir arada kaldılar ama üzücü gerçek şu ki hiç uyumlu değillerdi ve birbirlerini perişan ediyorlardı. Bir aile için kesinlikle sevgi ve paylaşılan değerler en önemli şeyken, toplumun geleneksel yapılara bu kadar değer vermesini garip buluyorum. Çocukların kendini adamış, sevgi dolu ebeveynlere ihtiyacı vardır -ailenin yapısı birçok yönden önemsizdir.

XX - Angela Chadwick

Jules’un donör yoluyla bebek sahibi olmayı istememesi ve yumurtadan yumurtaya döllenme tekniği ile sağlanan hamilelikte kendine sürekli bu benim kızım diye hatırlatmalarda bulunması Jules’u tutucu birisi yapar mı? Dahası romanın sonundan yola çıkarak, Jules planlar yaparken hayatın da Jules için planları vardır diyebilir miyiz?

Jules’un daha muhafazakâr özelliklerinden bazılarını yakalamanız gerçekten ilginç. Politik olarak, kesinlikle merkezin solunda, ama cinselliği konusunda onu her zaman Rosie’ye göre daha çekingen, duygusal olarak da biraz içine kapanık olarak gördüm. Sık sık Jules’u düşünüyorum, romanın bitiminden sonra onun başarılı olduğunu hayal ediyorum. Kitap boyunca o kadar derin bir yolculuğa çıktı ki, büyük şeyler başarmak için gitme ihtimalinin çok yüksek olduğunu düşünüyorum.

Romanda bahsedildiği gibi Jules annesiz bir çocukluk geçirmiş. Ek olarak Jules’un sık sık Rosie’nin hamileliği sırasında mental dalgalanmalar yaşadığını gözlemliyoruz. Belki annesinin mezarına daha sık gidip ihtiyacı olan sessizliği ve iç dökme anlarını yaşamış olsaydı bu kadar büyük bir patlama yaşamazdı. Bu konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

Evet -Jules kesinlikle hayatında düşünmek için daha fazla alana ihtiyaç duyuyordu ve bence bir dereceye kadar mahremiyete izin verilseydi, mental sağlığı kesinlikle daha iyi olurdu. Ancak ne yazık ki, sürekli medya incelemesi altında yaşayan insanlar için bu her zaman mümkün olmuyor. Annesine gelince, onu daha bebekken kaybetmek, Jules’un yas tutmasını engelledi birçok yönden ve kendi kaybını hiçbir zaman tam olarak atlatamadı.

Teşekkürler Angela Chadwick!

Detaylı sorularınız için ben teşekkür ederim, Türkiye’deki tüm okurlarıma selamlar, en yakın zamanda buluşmak üzere!

* * *

Angela Chadwick imzalı XX romanını okuma fırsatınız oldu mu? Yazarın verdiği cevapları nasıl değerlendiriyorsunuz? Kayıp Rıhtım Forum’da yorumlarınızı paylaşabilirsiniz.

Oyla!

Konuk Yazar

Siz de Kayıp Rıhtım'da konuk yazar olabilirsiniz!

İletişim: [email protected]

The Penguin dizisi batman

The Penguin Dizisi Geliyor: Colin Farrell’lı Yeni Batman Yapımı Yolda

Nightmare Alley Görselleri: Yeni Guillermo del Toro Filmi

Nightmare Alley İlk Bakış Görselleri: Yeni Guillermo del Toro Filmi Geliyor