Kara Böcek: 1930’ların İstanbul’unda Bir Süper Kahraman

Dark Horse Comics'in bastığı, 1930'ların İstanbul'unda geçen Kara Böcek adlı enteresan çizgi romana göz attık.

Yazar, çevirmen, editör M. İhsan Tatari söyleyene kadar haberdar olmadığım bir çizgi romandı Black Bettle (Kara Böcek). Okurken gayet keyif aldım ve ben de bunun üzerine bizim için farklı bir anlamı olan bu çizgi romanla ilgili izlenimlerimi sizlerle paylaşmaya karar verdim.

Amerika’nın çizgi roman devlerinden Dark Horse yayınevi kapsamından çıkan çizgi roman, İtalyan kökenli ödüllü bir çizer olan Francesco Francavilla tarafından yaratılmış. 2006 yılında başlayan çizgi roman kariyerinde ilk çalışması İtalyan “Amazing Comics” antolojisi olmuş, daha sonra da Amerika’ya geçmiş. Burada Marvel, DC, Archie ve Dynamite yayınevlerinde onlarca işe imza atarken Dark Horse’la da çalışmış. Bu arada da yaratıcı işler üreterek ödüller almıştır: 2012 Eagle Award’da “Favourite Newcomer Artist” ve 2012 Eisner Award’da “Best Cover Artist” seçilmiş, 2016 Inkwell Awards’da “All-in-One Award” adayı olmuş.

Black Beetle dizisi sanatçının 2006 yılında yarattığı fakat daha geniş kitlelere ancak 2009 itibariyle okutabildiği bir yayın olmuş. Pulp edebiyatı izleri taşıyan ve sinemadaki gibi “dönem” çizgi romanı olarak adlandırabileceğimiz türde yer alan çizgi romanın kahramanı Black Beetle bir tür ajandır ve olağanüstü olaylara bulaşmaktadır. Bu sırada da dönem tarihi 1930’ların ortasını göstermektedir. Hal böyle da olunca Nazizmin ve İkinci Dünya Savaşı’nın da eli kulağındadır. Black Beetle bu yazıyı yazmama sebep olan macerasında da İstanbul’a geliyor ve maceranın adı da konmuş oluyor: Kara Böcek.

Gelelim dikkatimi çeken keyifli sayfalara ve içeriğe

Okurları iç kapakta ve ilk sayfada harika bir İstanbul haritası karşılıyor önce. Ama daha çok Avrupa yakası ve Haliç tarafı. Kumkapı sahili, Topkapı sarayı, Galata Köprüsü, Atatürk köprüsü (!), Galata ve Pera isimler anılan yerler olmuş haritada.

Sonra çift sayfalık bir Sultanahmet Camii resmi çıkıyor karşısına okurun. “The Black Beetle in Kara Böcek” gibi ironik ve eğlenceli bir başlık eşlik ediyor bu manzaraya. Tabii İstanbul gizemlerini aydınlatan ama gölgeleri de arttıran dolunay ve ipe tutunarak sayfadan bir gölge gibi akıp geçen kahraman da tamamlıyor resmi. Derken künyeyi atlayınca “5 Aralık 1934, Boğaz Girişi” yazısını okuyor ve şu satırlarla karşılaşıyoruz:

Constantinople, dünyanın en eski şehirlerinden biri ve geçmiş Roma, Bizans, Osmanlı imparatorluklarının başkenti… Türkler ona İstanbul diyorlar ancak biz romantik yabancılar için onun adı her zaman Constantinople olacaktır. Bu şehir doğu, batı, kuzey ve güneyden gelen her tür hazineyi, altını, elması, tacı görmüştür… Ancak benim burada bulunma sebebim, asla bir koleksiyonda veya müzede bulamayacağın bir hazine için…

Bu sözler kostümünü henüz giymemiş olan kahramana aittir ve düşünceleri Fraulein Vogel adlı bir kadının araya girmesiyle bölünür. Bu sırada asker üniformalı biri bu ikisinin konuşmalarını izlemektedir. Derken bir sonraki sayfanın tepesinde okuru “Karaköy, Port of Bosphorus” yazısı karşılar. Resimde de martılar, eski binalar, o yılların arabaları yerlerini alarak o resmi tamamlarlar. Sonra taksiye biner kahraman ve “To the OLD TOWN, please,” der. Yanıt olarak da “Yes, effendi!” gelir.

Bu sırada Fraulein Vogel “İhsan” adlı bir Türkle buluşur. Bir de gölgelerdeki askerle. Burada görürüz ki askerin üniformasında “gamalı haç” vardır. Devamında Kapalı Çarşı’ya arabayla girilen bir araba takip sahnesi gerçekleşir. “Allahim!” der tedirgin olan esnaf. Ve takip sona ererken kahraman Galata tarafına geçer. Burada antikacı Aziz’le buluşan kahraman aradığı nesnenin fotoğrafını görür. Kaldığı oteli söyler (Grand Milano Hotel) ve Aşiyan Mezarlığında buluşmak üzere sözleşerek ayrılır.

Otel barında içerken yanına bir Türk sunayı yaklaşır. Bu kişi Ahmet Kavur’dur. Onunla hayli derin konuları ve Nazileri konuşurlar. Ayrılırlar. Bir heyecan, tuzak, mücadele dizisi gelir peşinde. Ve sonunda Black Beetle, nam-ı diğer Kara Böcek’i kostümüyle Aşiyan Mezarlığı’nda görürüz. Aziz’le buluşur ve Martin Mystere’nin “murchadna” adlı silahının bir benzerini teslim alır. “Bunu kimin yaptığı hakkında kimsenin bilgisi yok. Ama çok eski olduğu söyleniyor… Hatta piramitlerden de eski…” der Aziz… “…Ateş etmek için şarj etmem gerekir,” diye de ekler Black Beetle.

Su uyur düşman uyumaz ya hani işte, burada da öyle olur. Karada başlayan baskın havadan ve denizden desteklense de gizemli silah sayesinde kurtulan kahraman evine doğru yola çıkar. Ve klasik bir pulp numarası gerçekleşir, son karede Fraulein Vogel sudan çıkar ve “Kara Böcek, The End…?” yazısı gelir. Böylece de sıra İstanbul, Türk bayrağı ve pulp film afişi tadında çizimlere gelir.

Gurur verici bir çalışma

Kendi adıma ben son derece basit bir hikâye okumuş olmakla birlikte şöyle hafiften bir gurur okşayıcı keyif aldım Kara Böcek’ten. Bununla birlikte sanatçının bizdeki fumettilerden alıştığımız İtalyan tarzı çizimini renkli okumaktan da haz aldım. Ancak sanatçının kendi başına yazmaya devam etmesi taraftarı değilim çünkü bu çizgi romanın dili doğru kullanan bir yazara ihtiyacı var. Bu şekilde ancak beylik cümleler sıralanmış.

Bir de gülümsediğim bazı yerler oldu ki bunun başında “fesli 1930 TC vatandaşları” manzaraları geldi. Ve tabii bunlara benzeyen başka çizgi yorumlar. Eskiden olsa birçok kişinin “Biz Türkler böyle değiliz pis batılı,” diyeceğini biliyorum ama bir bakıma sanatçı memleketin gidişatına öngörüde bulunmuş da olabilir, bilemedim şimdi.

Ha, unutmadan, macerada adı geçen Grand Milano Hotel gerçekten var. Fatih Aksaray’da. Otantik ve hayli Osmanlı bir internet sitesi tasarımı da olsa Sultanahmet’e çok yakın da olsa otel hizmete 2000 yılında başlamış. Yani 1934 yılında yolmuş o otel. Bu da aklıma sanatçının gelip otelde kaldığı veya internetten araştırma yapıp site tasarımına tav olmuş olabileceği ihtimalini getirdi.

Bu çizgi romanı Arkabahçe Çizgi Roman Dükkanı’ndan aldım. Ne yapın edin, arayın buldurun, alın ve arşivinize koyun derim ben. Ama siz bilirsiniz…


Not – M. İhsan Tatari’ye tekrar teşekkür ederim. Twitter üzerinden beni etiketleyerek paylaştığı bu çizgi roman için teknoloji özürlü olduğumdan ona dönememiştim. Bir gün sonra nereden etiketlendiğimi bulamadım. Umarım bu yazı iyi bir yanıt olmuştur.

1972 Almanya doğumlu yazar ve sanat eğitmeni. Genel Sanat Yönetmeliği görevini sürdürdüğü Lila Düşler Tiyatrosunda çocuklar için oyun yazıyor, sergiliyor, yaratıcı drama liderliği yapıyor. Çizgi roman alanında araştırma yazıları kaleme alıyor, senaristlik yapıyor, ders veriyor, kitap yazıyor. Çizgi Roman Okurları Platformu (ÇROP) yöneticiliğini sürdürmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kara Böcek: 1930’ların İstanbul’unda Bir Süper Kahraman

Dark Horse Comics’in bastığı, 1930’ların İstanbul’unda geçen Kara Böcek adlı enteresan çizgi romana göz attık.

Bültenimize Katılın!

E-posta adresinizle listemize abone olun, tüm gelişmelerden önce siz haberdar olun!

Başa dönün