Ahlaki Açıdan Gri Karakterler: Kurgu Diyarların Tembelliğe Açılan Kapıları

Kurgu dünyasının ahlaki açıdan gri alanda dans eden karakterleri, hikâye yaratıcılarının gizli tembellik sığınakları olabilir mi?

Günümüz dünyasındaki kurgusal eserlerde (kitap, film, video oyunları vb.) yaygınlaşan “Ahlaki Açıdan Gri” karakterler, kompleks/karmaşık görünmelerine rağmen, hikâyeyi yazanların tembel olmalarına olanak mı sağlıyor yoksa takipçilerine beyin fırtınası mı yaşatıyor? 

Bu soruya kimi video oyunlar ve onların edebiyattaki devamları üzerinden yanıt aramaya çalıştık. Dosyamız boyunca The Witcher ve World of Warcraft üzerine kimi sürpriz kaçıranlar (spoiler) ile karşılaşabilirsiniz. Yazıya devam ederken lütfen aklınızda bulundurun.

“Bu, ben birisiyle konuşurken son kez araya girişindi.”

Özellikle Holywood sinemasının eski korku filmlerinde (her ne kadar Hollywood yapıımı olmasa da, Stephen King’in IT isimli eserinden Pennywise gibi) sıklıkla görülen Gizemli Katil, İntikam İsteyen Kötü Ruh veya doğrudan Şeytan’ın kullanılması gibi örnekler; Saf Kötü karakter modası için rahatlıkla verilebilecek örneklerden. Bu klişe korku temalarından özellikle Şeytan, gerek acımasızlığı, gerekse hiçbir şekilde sempati kurulamayacak olması sebebiyle hem izleyiciye rahatlıkla korku salıyor hem de onu, “Bu karakterin motivasyonları ne?”, “Aslında haklı olabilir mi?” gibi sorular ile yormuyordu.

Sylvanas Windrunner, World of Warcraft’ın son genişleme paketi Battle for Azerotth ile birlikte, Warcraft oyuncu topluluğu arasında, Ahlaki Açıdan Gri olduğu iddiası ile sürekli gündemde ve bir tartışma konusu.

Bu klişe, “zayıf” karakter yazımının aksine son dönemde ciddi anlamda yaygınlaşan Ahlaki Gri Karakterler modası.

“Ahlaki açıdan Gri Karakterler, kafalarına siyah veya beyaz şapkalar takıp net bir şekilde iyi veya kötü olduğunu söyleyemeyeceğiniz karakterlerdir” (J.S. Morin: Grey Characters: No Moral Absolutes.)

Bu durum, özellikle hikâyenin “düşman” karakterine uygulanarak, okuyucu/izleyici/oyuncunun karakteri yargılarken ikilemde kalmasını ve o karakter üzerine analizlerde bulunup, zaman zaman sempati duymalarına ya da en azından empati kurabilmelerini sağlar.

Böylece gerektiğinde hikâyenin “iyi” karakterinin de bu kötü karakterin karşısındayken, yanlışlarının yüzüne vurularak (“Peki sen hiç masum insan öldürmedin mi?” diye sormak gibi) bu hikâyede iki tarafın da siyah veya beyaz olmadığı gösterilir.

GRİ KARAKTERLER HİKÂYEYİ TEMBELLEŞTİRİYOR MU?

Bir eserde gri kötü karakter kullanımı, kurgunu kompleks gözükmesine ve takip eden kişileri, karakterin motivasyonlarını, gerektiğinde bütün hikâyeyi sorgulamaya itmesine rağmen, bir noktada da tembel bir hikâye anlatım şeklidir.

Bunun sebebi, karakterlerin iyi veya kötü fark etmeden sürekli olarak gri renklere bulanmaları sonucunda, hikâyeyi yazan/tasarlayan insanların, karakterlerine net, açık seçik motivasyonlar bularak öyküyü net çizgiler ile anlatmak yerine her şeyi flulaştırarak, sanki kendileri de o karakterler ile ne yapmak istediklerini bilmiyorlarmış izlenimini uyandırma ihtimalidir.

IT Chapter 2

Öte yandan Saf Kötü karakterler -Pennywise örneğinden giderek- basit ve yalın hikâye anlatımlarına sebep olabilir. Öykünün ilerleyişi genellikle kötü karakterin kurbanlarına göre oldukça kudretli bir şekilde ortaya çıkması ile başlar. Sonrasında amacı için beslenir, öldürür, kaos yayar. Bu basit ve sade amaç, hikâyenin sonunda da kurban veya iyi tarafın mutlak galibiyeti ile başarısız olur. Bu tip hikâyeler son derece net ve anlaşılır çizgilere sahiptirler.

Diğer taraftan gri renklere sahip karakterler ise karakter gelişimi, karmaşık motivasyonlar gibi hikâyenin ilerlemesini ve ilgi çekmesini sağlayan araçlara sahiptir. Buna rağmen bir noktadan sonra bu karmaşıklık, eseri takip eden insanların kafasını allak bullak eder. Yazarın, kendisinin bile planın ne olduğundan emin olmadığı izlenimi uyandırır. Karakterin bir türlü net bir çizgiye oturtulamaması, kaliteli bir ahlaki gri karakter yaratmanın ve o gelişimi sürdürmenin zorluğunu ve risklerini gözler önüne serer.

FARKLI KARAKTERLER ÜZERİNDEN ÖRNEKLER

1. Sylvanas Windrunner

Sylvanas Windrunner, bu belirsizlik havası için verilebilecek iyi bir örnektir. Warcraft evreninin en köklü karakterlerinden olan Sylvanas, World of Warcraft’ın güncel paketi Battle for Azeroth’a kadar, yapmak istediği şeyleri gölgelerin arasında yürüten, motivasyonları ve amacı muğlakta bırakılan bir karakterdi. Ancak oyuncu topluluğunun büyük bir kısmı için kötü veya gri değil, yalnızca kendi amacını önemseyen bencil bir isimdi.

GÖZ ATIN  Night Call: Dedektif Taksi Şoförü

Battle for Azeroth paketinin başlamasıyla elinde bulundurduğu Savaş Şefi (Horde’a sorgusuz sualsiz liderlik etme hakkı) unvanının gücünü kullanarak bir anda kimsenin alışık olmadığı kadar agresifleşti. Başvurduğu ekstrem yöntemler ile Horde ile Alliance arasında yeni bir savaşın fitilini ateşledi. Bu durum topluluk içinde özellikle Sylvanas’ı çok seven insanların tepkisiyle karşılandı. Oyunun şef direktörlerinden Ion Hazzikostas’a Sylvanas’ın neden bir anda kötü bir karakter dönüştüğü sorulduğunda, “Warcraft evreninde siyah ile beyaz yok, gri renkler ağırlıkta,” cevabı alındı.

Bu durum Sylvanas’ın Battle for Azeroth ilerledikçe agresifleşen ve daha da bencilleşen hareketlerine karşı hep bir hazır cevap konumuna geldi. Sylvanas’ın, Horde’un simge isimlerinden Saurfang’i öldürmesinin ardından Saurfang’in, Horde üyesi olan birine yakışmayacak şekilde kendi Savaş Şefi’ne karşı geldiğini, ona karşı bir isyan düzenleyerek onursuz davrandığını savunan insanlar vardı. Sylvanas’ın, artık iyice cüretkârlaşan hareketlerinin, eninde sonunda Azeroth’un iyiliğine olacağını düşünen kişilerin sayısı, onun artık simsiyah bir karaktere dönüştüğünü iddia eden insanlar ile hâlâ yarışabilecek düzeyde.

Olayları Shadowlands paketine bağlayan hareketinin (Shadowlands ile Azeroth arasındaki perdeyi zorla kırmak) ardından sarf ettiği, “Bu dünya bir hapishane! Ben ise hepimizi serbest bırakacağım!” sözleri, Umut kavramına, kişinin hayata boş yere tutunmasına sebep olduğu için açtığı savaşa rağmen Blizzard’ın sessiz kalması, Sylvanas’a gri tonlarda diyerek, karakter yapısına net çizgiler çekme zorunluluğundan onları kurtaran bir durum. Sylvanas’ı istedikleri yöne çekebiliyorlar. Çünkü Blizzard bir noktada, Sylvanas’ın geleceği ve karakterinin ne yönde gelişeceğinden emin olmadığı sinyalini veriyor.

2. Illidan Stormrage

Illdain Stormrage amaçlarını gerçekten güvendiği Demon Hunterları dışında kimseye açıklamamış; Azeroth’u kurtarmak için karşısında durduğu gücü silah olarak kullanmaktan çekinmemiş bir karakter. Bu sebeplerden dolayı, sadece Azeroth’u değil, bütün evreni tehdit eden Burning Legion’a karşı verdiği gizli mücadelesi, kurtarmaya çalıştığı kişiler tarafından yanlış anlaşıldığı için kötü olarak görülmüş; çok cüretkâr ve gözü kara bir Anti-Kahraman.:

Blizzard’ın 2007 yılında oyunculara düşman olarak tanıttığı Illidan’ın, neredeyse 10 yıl sonra, 2016 yılında kendi adıyla (Illidan) yayımlanan romanda, öldürülmesinden önceki dönemde neler yaptığı, fark ettiği gerçekler ile savaşabilmek için nasıl ekstrem yollara başvurduğu detaylıca açıklanmıştı. Bu süreçte planlarını özel olarak eğittiği Demon Hunterları dışında açıklaması ve üzerine yapışmış bir leke olan Hain damgası yüzünden iyiliğini istediği halklar tarafından öldürülüşü açıklanmıştı.

Bu kitabın hemen ardından çıkan Legion paketinde, Illidan’ın başvurduğu aşırılıklara, gördüğü gerçeklere yavaş yavaş oyuncular da şahit olarak onu anlamaya başlamışlardı. Aslında Illidan’ın amacının evreni, Burning Legion tehdidinden kalıcı olarak kurtarmak olduğu anlaşılmıştı. Bu uğurda feda edilecek hayatların Illidan’a göre gerekli ve ve kaçınılmaması gereken şeyler olduğunun anlaşılması sonucunda paket boyunca karaktere büyük bir destek gösterilmişti.

Illidan’ın, -normalde kimsenin yapmayacağı bir hareket olarak- Burning Legion’ın güç merkezi, her şeyi olan Argus gezegenini Azeroth ile aynı düzleme getirip, “Savaşı biz onlara taşıyoruz,” demesi üzerine başlayan Argus istilası, Burning Legion tehdidinin büyük oranda ortadan kalkmasını sağlamıştı. Bu da Illdain’ın, pek çok konuda benzerlik taşıdığı Sargeras’ın bekçisi olarak Azeroth’tan uzakta hapis kalmasıyla sonuçlanmıştı. En büyük karakter özelliği, yüce amaç için hiçbir şeyi feda etmekten kaçınmamak olan Illidan, bunları yaparken çekinmeden kaçtığı aşırılıklar yüzünden hep yanlış anlaşılan, komplike bir karakter oldu. Ancak Blizzard Illidan’ın hikâyesini bu yöne, retcon uygulayarak çekti. Illidan, Sargeras ve ordusu Burning Legion, Blizzard tarafından tekrar işlenmeyi beklenen bir konu olarak kaldı.

GÖZ ATIN  The Witcher Dizisi ile Oyun ve Kitaplar Arasındaki 8 Fark

3. Gaunter O’Dimm

The Witcher 3’ün Hearts of Stone eklenti paketi içine düştüğü çaresiz durumdan kendini kurtarmak için 3 dilek dileyen Olgierd Von Everec ile, gerçekleştireceği dilekler karşılığında Olgerd’ın ruhunu alacak olan Gaunter O’Dimm arasındaki hikâyeyi konu alır. Rivyalı Geralt Gaunter O’Dimm tarafından kurtarılmasının ardından, borcunu ödemek için O’Dimm’in adına Olgierd’ın dileklerini yerine getirmeye koyulur.

Bize oyun boyunca kurban olarak tanıtılan Olgierd, Ayna Ustası O’Dimm tarafından ona tutulan aynada, en çok istediği şeyleri görmüş ve 3 dilek dilemiştir. Zengin olarak sevdiği kadın ile evlenmek, Ölümsüzlük ve son dilek hakkı ile bir aracı vasıtasıyla gerçekleştirilecek 3 dilek daha. Oyun boyunca oyuncuya, O’dimm’ın ağzından kendisinin haklı olduğu mesajı verilirken geri kalan her kaynaktan (Olgierd, O’Dimm’in kökenini antik yazıtlarda araştırırken kör olan Profesör Shakeslock) O’Dimm’in Şerrin Vücut Bulmuş Hali, acımasız, dehşet verici bir varlık olduğu mesajı oyuncuya verilir.

Olgierd Von Everec

Ancak, aynı şekilde oyun boyunca oyuncuya, gerek Olgierd’ın ağzından (Ölümsüz olunca bir yerden sonra sıkılıyorsun, hayatına heyecan katman gerekiyor” deyip, bulunduğu malikaneyi içinde hizmetçiler varken ateşe vermesi) gerekse Geralt’ın gerçekleştirmesi gereken dileklerin ortaya çıkardığı gerçekler ile, Olgierd’ın da masum olmadığı, kendi çaresizliğinin kurbanı olsa bile, kalbi taşlaşmadan önce de, sıkıntılı kararlar verdiği oyuncuya aktarılır.

Mesela, O’Dimm’in, dilekleri gerçekleştirmeye başlamadan önce ondan, ya sevdiği kadını ya da öz kardeşini feda etmesini istemesi üzerine Olgierd, sonraki gün öz kardeşinin ölmesine sebep olmuştur. Kardeşinin kanı ile yaptığı evlilikte, karısına olan aşkı zamanla solmuş, eşi Iris’in önce babasını gözü önünde öldürmüş, ardından ona bakması için gizemli canlılar (konuşabilen kara bir kedi ile bir köpek ve evin bakımı için bir zebani) tutarak, karısını terk etmiştir. Iris ise Olgierd’in gitmeden önce ona verdiği güle bakarak kederinden yatağında can vermiştir.

Konunun derinliklerine indikçe Geralt, Profesör Shakesclock vasıtasıyla Gaunter O’Dimm’in, çaresiz insanlar ile yaptığı anlaşmalar sonucu, onlara istediklerini değil diledikleri şeyleri bahşeden, bunun sonucunda anlaşma yaptığı insanların bütün dileklerinin birer lanete dönüşmeleri sonucu pişmanlık içinde ölmelerine neden olup, ruhlarını alan kadim bir canlı, Cisimleşmiş Şer olduğunu öğrenir. Gaunter O’Dimm, Shakeslock’u, kendisine duyduğu ilgiden dolayı “ödüllendirmeyi” ihmal etmemiş, çoktan kör olmuş profesörü bir pentagramın içine yerleştirerek orada güvende olacağını belirtmesinin yanı sıra, Shakeslock’a her gece, hiç sahip olamadığı kızının acılar içinde öldüğünü gördüğü kâbusları musallat etmiştir.

“Hayır, O’Dimm sana dilediğini verir istediğini değil. Anlaşma imzalayan herkes aradaki farkı öğrenir ve bunu canlarıyla öderler”

Öğrendikleri bütün bu bilgilerin ışığında Geralt’a, oyunun bitişinde, Olgierd’ı kurtarma veya O’Dimm’in, kâğıt üzerinde her şeyin kayıtlı olduğu anlaşmaya uymasına izin vermek arasında bir karar vermek düşer. Kendisini çevreleyen gizem perdesi, ürkütücülüğü ve acımasızlığıyla Saf Kötü tanımına yakın bir portre çizmesine rağmen Gaunter O’Dimm, aslında anlaşmalarının sonucunda hakkını almak isteyen bir tüccardır. Dolayısıyla O’Dimm’e Saf Kötü demek yersizdir, çünkü yaptığı şey yasaldır. Dileklerini gerçekleştirdiği insanların, kan ile imzaladıkları anlaşmaların bedelini istemektedir. Olgierd ise hikâyenin “kurbanı” olarak tanıtılsa da, gerek ölümsüz olduktan sonra karısını terk edip keder içinde ölmesine sebep olan, gerek bütün bu olaylardan önce bile zevk için haydutluk yapan biri olarak tamamen iyi bir karakter değildir.

GÖZ ATIN  The Wanderer: Frankenstein's Creature - Her Yerde Yalnızlık

4. Dettlaff Van Der Eretein

The Witcher 3’ün diğer genişleme paketi Blood and Wine ise siyah, kırmızı ve yeşil renk tonlarına bulanmış gri bir hikâyeye sahip. Yeşil ağırlıklı açık renk tonlarıyla huzurlu bir şekilde başlayan öykü, Toussaint’taki, her biri birer erdem’i temsil eden
(Merhamet, Cömertlik, Onur, Cesaret ve Bilgelik) 5 şövalyenin vahşice katledilmeye başlamasıyla önce siyah, ardından kan kırmızısı bir renge bürünerek, hikâyenin kalanı boyunca siyah ile kırmızı arasında gidip geliyor.

Beauclair Canavarı, Yüce Vampir Dettlaff

Geralt bu hikâyenin “kötükarakteri, cinayetlerden sorumlu olan Yüce Vampir Dettlaff’ı bulduğunda, Dettlaff’ın, “Neden beni takıp ediyorsun? Sana hiçbir şey yapmadım ki?” sorusu ile karşılaşıyor. Geralt’ın bu soruya, Çünkü sen masum insanları öldürdün,” cevabını vermesi üzerine Dettlaff bu kez; “Peki sen öldürmedin mi?” diye sorarak Geralt’a, “Peki sen masum musun?” sorusunu yöneltiyor aslında.

Dettlaff’ın sevgilisi, kurtarmak için cinayetleri işlediği kadın: Syanna

Geralt, araştırmasını derinleştirdikçe -Dettlaff’ın en yakın dostu ve kendisi de bir Yüce Vampir olan Regis’in de etkisiyle- Dettlaff’ın acımasız, kalpsiz bir canlı olmadığını; tam aksine insanlardan bile daha hassas olduğunu, yalanın ne demek olduğunu bile bilmediğini öğreniyor. Geralt konuyu eşeledikçe Dettlaff’ın bu cinayetleri işlemesinin sebebinin, âşık olduğu insan Syanna’yı kurtarmak olduğunu öğreniyor. Hatta cinayetlerindeki vahşiliğin de (Cömertlik temsili olduğu iddia edilen şövalyenin boğazına altın kesesi yerleştirmek gibi) ondan istenen birer ritüel olduğunu fark ediyor.

“Eğer hikâyenin kötü karakterini grileştirmek istiyorsanız yapabileceğiniz şeylerden biri, onun kurtarması/koruması gereken biri olduğunu okuyucunuza belirtmektir.” (J.S. Morin: Grey Characters: No Moral Absolutes.) 

Ancak hikâyenin ilerleyen kısımlarında oyuncuya, kurban rolündeki Syanna’nın da masum olmadığı mesajı veriliyor. Witcher dünyasındaki bir batıl inanış olarak Kara Güneş Tutulması sırasında doğan Syanna; doğduğu andan itibaren doğuştan kötü ve lanetli olduğuna inanıldığı için, Toussaint’i yöneten kendi ailesi tarafından bile lanetli, hasta muamelesi görmüş ve davranışları sebebiyle ailesinden uzaklara sürgün edilmiştir. Ona yolda eşlik edip geri dönmesi gereken, 5 erdem’i simgeleyen 5 şövalyenin ona tecavüz etmeleri üzerine Syanna, doğru zaman geldiğinde Dettlaff’a kendini kaçırılmış gibi göstererek bu şövalyelerin hepsinin ölmesini sağlayarak intikamını almıştır.

Syanna tarafından kullanıldığını fark eden Dettlaff’ın, öfkesine hakim olamayarak Toussaint’in üzerine devasa bir vampir ordusu göndermesi sonrasında; anlayışlı davranıp Syanna’yı Dettlaff’a teslim etmek veya Yüce Vampirler üzerinde bile söz sahibi olan Görünmez Ata’nın emriyle Dettlaff’ı, ona Syannayı teslim etmeden zorla durdurmak Geralt’ın tercihine kalmış bir durumdur. Eğer Dettlaff’ı zorla çağırırsa Syanna’yı getirmediği için Dettlaff’ın, “Tek istediğim Syanna’nın bana bunları açıklamasıydı ama sen onu getirmeden beni zorla çağırdın!” diyerek kendisine saldırması üzerine Dettlaff’ı öldürmesi gerekir. Eğer Syanna’yı Dettlaff’a teslim ederse, Dettlaff Syanna’yı öldürerek intikamını alır. Bu olayın ardından, Syanna’nın intikamının alınmasının gerekip gerekmediğine ve Dettlaff’ın yaptığında haklı olup olmadığına karar vererek, Dettlaff ile savaşmak veya gitmesine izin vermek yine Geralt’ın elinde olan bir tercihtir.

Neticede bir eserdeki “kötü” karakterlerin, ahlaki açıdan gri olmaları onlara karmaşıklık ve üzerilerinde tartışılabilecek derin motivasyonlar katabilir. Ancak bu durumun dozunun kaçırılması, eserleri takip eden kişilerin karşılaştıkları karakterlerin motivasyonlarından ve çizgilerinden bir türlü emin olamamalarına da sebep olabilir. Bu da düzgün şekilde ayarlanamayan ahlaki gri karakterlerin tembel bir şekilde hikâyeleştirilmesine ya da tutarlı şekilde işlenen bir karakterin, sürekli belirsizlik içinde bırakılıp bir noktada karakter gelişimi içinde çelişkilere yol açabilir.

* * *

* World of Warcraft: Shadowlands Oyununda Dikkat Çeken 4 İçerik

Kaynak: J.S. Morin




1995 yılında dünyaya geldim.Hep biraz hayalperest ve düş dünyalarına ilgili oldum. Yeditepe Üniversitesi Gazetecilik bölümü mezunuyum. Küçüklüğümden beri buna iten şey Warcraft evreni oldu, son dönemde tanıştığım Witcher evreni de kalbimde onun yanına yerleşti. Felsefe, psikoloji ve korku kitaplarını da fırsat buldukça -Lovecraft başta olmak üzere- okurum. Okumak, yazmak, fikirlerimi paylaşmak ve bunlar üzerine tartışmak benim için bir rahatlama yöntemidir.

Ahlaki Açıdan Gri Karakterler: Kurgu Diyarların Tembelliğe Açılan Kapıları için 8 yorum

  1. Gri karakterler oluşturmak kurguda çok büyük bir alan sağlıyor. Elbette bunu tembellik için kullananlar vardır. Net bir karakter çizdiğiniz zaman kurguda şaşırtıcı öğeler vermek zorlaşıyor. İyi bir karakter iyi davranacağı için aşağı yukarı tercihleri bilinebilir hale geliyor. Ancak bu durum dünya algısıyla da alakalı. Dünya savaşlarından sonra iyi ve kötü arasındaki ayrımın sanıldığı kadar kesin olmadığı düşünürler, yazarlar, müzisyenler ve bunlardan yayılan etkiyle insanlar tarafından anlaşıldı. Klasik eserlere bakarsak iyi olan karakter kötü yola girdiyse bile bunun acısı içinde geçer anlatım. Tercihler hep ahlaki yapılmaya çalışılır ya da kötü olan hep cezalandırılır. Artık durum böyle değil. Joker bile iyi adam olacak gibi bir kaç film sonra.


  2. Gurlino dedi ki:

    Nedense gri karakter dediğimizde benim aklıma direkt Game of Thrones dizisi geliyor. Oysa şu yüzlerine nur düşmüş ekibin naif fotoğrafına bakan insan hiç böyle şeyler düşünür mü? Benim içim fesat sanırım…


  3. YTarik dedi ki:

    Oyun örnekleri vermen yanlış olmuş. Oyun oynanış elementin üst düzeye çıkarmak için hikayeyi bazen abartabilir, olmamasi gereken olayları oldurabilir. Bu tembellik değil oynanış için gerekli. Keşke örneklerini güzel fantastik kitaplardan yapsaydın. İyi-kötü karakter dizayn i ile griyi öyle karşılaştirsaydin.

    Bence hikaye ağırlıklı olarak gri karakter üzerine kurulmalı. Ama bir kaç iyi-kötü karakter koyulmasi (mümkünse insan olmasın) hikayeye ayrı bir tat katıyor.


  4. Caleina dedi ki:

    Evet, katılıyorum. Ancak ben, hikayelerde netliği tercih ediyorum. Ya da en azından şöyle söyleyeyim, karakteri yazan insanların ‘‘ya bununla ne yapacağımızı biz de pek bilmiyoruz duruma göre’’ diye bağıracak şekilde karakterler yaratmamaları daha iyi. Onun için net çizgileri tercih ediyorum.

    Fakat dediğiniz gibi, düzgün ayarlanırsa bu blurluk tabi ki derinlik katıyor. Ama ayarlamak zor işte biraz


  5. Caleina dedi ki:

    İşte sen onları iyi olarak görmek istiyorsun, başkası kötü olarak, griliğin iyi yanı burada belki de :stuck_out_tongue:


Ahlaki Açıdan Gri Karakterler: Kurgu Diyarların Tembelliğe Açılan Kapıları

Kurgu dünyasının ahlaki açıdan gri alanda dans eden karakterleri, hikâye yaratıcılarının gizli tembellik sığınakları olabilir mi?

Başa dönün