Masallarda Cinsiyet Rolleri #3: Kül Kedisi

"Masalı akıllı bir tutkuyla sevenlere…" diyerek tamamlıyoruz yazı dizimizi. Son bölümde Kül Kedisi konuğumuz oluyor ve bu masalda cinsiyet rolleri nasıl bir yer kaplıyor, birlikte inceliyoruz.

Masallarda Cinsiyet Rollerinin ilk bölümünde Pamuk Prenses‘i, ikinci bölümündeyse Uyuyan Güzeli ağırlamıştık. Son düzlükte ise Külkedisi’ni mercek altına alıyoruz.

Keyifli okumalar dileriz!


Külkedisi

Şüphesiz en ünlü masallardan biri olan Külkedisi’nin de bir sürü farklı versiyonu var. 2000 yılı aşkın süredir var olan masalın Avrupa’daki ilk örneği Giambattista Basile tarafından 1634’te yazılmış, en çok bilinen ve Disney yapımına ilham olan versiyonu ise 1697’de Charles Perrault tarafından yazılmış ve bu yazıda daha çok bahsedilecek versiyonu ise 1812’de Grimm Kardeşler tarafından yayımlanmıştır. Her ne kadar farklı versiyonlar olsa bile genelde ana tema aynıdır. Üvey annesi ve kardeşleri tarafından suistimal edilen kız, sihir yardımıyla prens ile tanışır ve kimliği ortaya çıkınca evlenip mutlu mesut yaşar.

Grimm Kardeşler versiyonunda masal Külkedisi’nin annesinin ölmeden önce kızına verdiği nasihatle başlar:

“Bak çocuğum, sakın dinden ve iyilikten sapma; o zaman Tanrı hep seninle olur. Ben de öbür dünyadayken seni hep izleyeceğim.”

Annenin nasihati ahlaki değerler taşıdığı gibi, sanki kadınlara nasıl davranmaları gerektiğini gösterir. Masallarda genelde iyi kavramı itaat etme anlamına gelir. İyi olursan prensi etkileyebilir ve evliliğe ulaşabilirsin. Külkedisi de masalda bu kavrama tam anlamıyla uyuyor. Üvey annesinin talimatlarını yerine getiriyor, ev işlerine ve kız kardeşlerinin kendisiyle alay etmesine ses çıkarmıyor ve her şeyi kabulleniyordur. Nazik ve iyi olmanın canlı örneğidir Külkedisi. Masalda bir kez bile üvey anneye ya da kız kardeşlerine sinirlenmez, sadece annesinin mezarına gidip ağlar. Hiçbir kötü özelliği yoktur. Güzel, nazik, ev işlerini yapan ve yardıma muhtaç birisidir, yani ideal olan her şeydir. Tıpkı Cristina Bacchilega’nın dediği gibi:

İyi anneler, masum çocuklar doğururlar.”

Tam tersi olarak da üvey annelerin kendileri kadar kötü kızları olur. Masalların değişmeyen rolleridir bunlar.

Külkedisi’nin babası bir yolculuğunda kızlarına hediye getirmek isteyince kız kardeşler elbiseler ve inciler isterken, Külkedisi sadece filizlenmiş bir dal ister ve ne kadar iyi ve alçakgönüllü olduğunu bir kez daha göstermiş olur. Şikâyet etmeyen, istenileni yapan, iyi niyetli Külkedisi bu özellikleri sayesinde ödüllendirilir. Külkedisi’nin annesinin mezarına ektiği fındık dalı, kızın gözyaşları ile büyüyüp bir ağaç olur. Kelt mitolojisi hikâyelerinde güçlü bir sihri olduğu söylenen ağaç tıpkı annesi gibi Külkedisi’ne bakar. Perrault’un versiyonunda yer alan peri annenin yerini burada ağaç ve kuşlar alır. Her iki versiyonda da iyi ve ahlaklı karakterler sihir yardımıyla istenilene ulaşırken, itaatsiz olanlar ise cezalandırılır. Pamuk Prenses de cüceleri dinlemediği ve kapıyı bir yabancıya açtığı için cezalandırılmıştır. Kırmızı Başlıklı Kız ise vahşi ve kötü kurt tarafından aklı çelinince annesinin talimatlarını dinlemeyip, dümdüz anneannesinin evine gitmesi gerekirken yoldan sapıp çiçek toplaması sonucunda kurdun yeterli zamanı bulup eve önce varmasına ve önce anneannesinin, sonra da ceza olarak kendisinin kurt tarafından yenmesine sebep olmuştur. İşte itaat etmek, toplumun kurallarına uymak ve düzeni bozmamak bu kadar önemlidir. Külkedisi’nin tek başına hiçbir şey yapamaması ayrıca onun bu yardımlara ve prense bağımlı olduğunu gösterir ki bu da akla Colette Dowling’in ortaya attığı Sindrella Kompleksi’ni getirir. Sindrella Kompleksi, kadınların bağımsızlık korkusunu, bilinçaltında devamlı olarak başkalarının yardımını ve ilgisini istemesi anlamına gelir. Külkedisi güzeldir, narindir, kibardır, çok çalışır ve zalimliğe uğrar ama hiçbir şekilde durumu kendisi değiştirmeye çalışmaz. Hep prens gibi başka birisini bekler. “ Özgürlük kendimize karşı dürüst olmamızı gerektirir.” Bu da belli bir güç ister ve Külkedisi’nde görülen bir sorundur bu, tıpkı hala günümüz kadınlarında görülmesi gibi.

Masalın devamında güzellik diğer masallarda olduğu gibi önemli bir rol oynar. Kral, prensin kendisine eş seçmesi için üç gün sürecek bir şenlik düzenler. Kız kardeşleri ve üvey annesi gelmesini istemese bile Külkedisi kuşların yardımıyla şenliğe gidebilir. Ağacın yanına gidip elbise isteyince kuşlar altın ve gümüşten bir elbise getirir. Ayrıca üçüncü gece de altından bir ayakkabısı olur. Kıyafetleri içinde o kadar güzel durur ki, prens üç gece boyunca başka kimseyle dans etmez. Masallarda güzellik, mutluluğu getirir. Alice Neikirk’in bir makalesinde dediği gibi:

“ Çekicilik, bir kadının sahip olabileceği en önemli özelliktir ve genelde gelecekteki mutluluğun göstergesidir.”

Anlatıcı, Külkedisi’nin zekâsı ya da başka bir özelliğini yorumlamaz. Önemli olan tek şey güzelliğidir. Tıpkı kadınların hep beden ve erkeklerin akıl ile bağdaştırılması gibi. Giydiği elbise ve ayakkabılar ile Külkedisi’nin görünüşü onu ideal kişi yapar. Prens o kadar etkilenir ki kim olduğunu öğrenmeye karar verir ve üçüncü gün merdivenlere zift döktürtür ve kızın ayakkabısı zifte saplanır. Ayrıca Külkedisi’nin burada akşam evde olmak zorunda olması, ya da daha bilindik haliyle, “Gece yarısına kadar eve dönmelisin” cümlesi de toplum kurallarına uygun davrandığını gösterir.

GÖZ ATIN  Masallar Çizgi Romanını Neden Okumalıyız?

Külkedisi’nin ayakkabısı da güzelliği temsil eder. Prensin, “Kimin ayağı şu altın ayakkabıya uyarsa o benim eşim olacak,” demesi de bunu kanıtlar. Altın rengi; değerli, seçkin ve ayrıcalıklı kişi gibi anlamlara gelir. Külkedisi’nin güzelliğini ön plana çıkaran da odur. Perrault’un versiyonunda geçen cam ayakkabılar ise Külkedisi’nin ne kadar narin, saf ve güzel olduğunu gösterir. Külkedisi o kadar narin ki ayakkabıları giydiği zaman cam olmasına rağmen kırılmaz. Ayrıca tıpkı Pamuk Prenses masalında camın bakireliği vurgulaması gibi burada da cam saflığa ve bakireliğe gönderme yapar. Grimm masalında aynı zamanda Külkedisi’nin ayaklarının küçüklüğü de dikkat çeker:

Kız kardeşlerin ayakkabılara sığmayacak kadar büyük ayaklarının olması onları Külkedisi’nden daha erkeksi yapıyor, bu yüzden daha az çekiciler.”

Prensin Külkedisi’ni ayakkabıyı giymeden tanımaması da ilginçtir aslında. Külkedisi ayakkabının temsil ettiği şeyleri taşımazsa ideal kişi, evlenilecek kadın değildir. Ocağın yanındaki küllerin üstünde yattığı için üstü hep kirli olan Külkedisi bu haliyle tanınmaz. Ella Evolving’in makalesinde açıkladığı gibi:

Basit haliyle evliliği hak etmez. Hak etmesi için güzel olması gerekir.”

Melek Özlem Sezer’in Masallar ve Toplumsal Cinsiyet kitabında bahsettiği gibi:

Aslında hiçbir eylemi doğrudan olmadığı gibi öz nitelikleri bile başkalarınca tanımlanır. Sorumluluğu güzel olmaktır örneğin, ama ona sahip olma ve takdir etme işi erkeğe bırakılır.

Ayrıca güzellik ve evlilik ile ilgili Neikirk de şunları söylüyor:

Prens ve kadın daha önce hiç konuşmamışlardır ama güzelliği evliliğin memnun edici geçeceğini garantiye alır. Bu da kızlara evlenip yuva kurma gibi kültürel beklentilerin son derece önemli olduğu mesajını verir.”

Yani zengin ve kızı kurtaran kahraman prens ile güzel ve iyi kız evlenip mutlu mesut yaşarlar. Fakat masalın diğer tarafı için olaylar pek parlak değildir.

Grimm masalları ilk önce yetişkinler için yazılınca birçok şiddet unsuru da masallara konulmuştur. Daha sonraları çocuklar tarafından daha çok okunmaya başlanınca bazı şiddet unsurları masaldan çıkarılmıştır. Yine de masalda bu tür unsurlar hala bulunabiliyor. Masalda iyiliği, narinliği ve hiçbir şekilde sesini çıkarmamasıyla mutlu sonu hak eden Külkedisi’nin karşısında masalların klasik kötüsü üvey anne ve kızları vardır. İki uç nokta, iyi ve kötü burada da hep aynı şekilde yerini buluyor. Aslında ilk başta Pamuk Prenses ya da Hansel ve Gretel gibi masalların orijinal hallerinde kötü karakter kıskanç biyolojik annedir. Yine çocuklara fazla olabileceği düşünüldüğü için sonradan üvey anne olmuştur. Masalların yazıldığı dönemler de düşünüldüğü zaman, doğum sırasında ölen anneler çok olduğu için sonradan birisiyle evlenmek yaygındı ki masalların çoğunda üvey annelere de yer verilir. Biyolojik annenin yerini alan üvey anneler, genelde kıskançlık ve zalimlikleriyle bilinir. Külkedisi başta bahsedildiği gibi annesinin benzeridir. Aynısı Pamuk Prenses için de geçerli. Melek Özlem Sezer durumu şöyle açıklıyor:

Bunlar bağımsız karakterler olmayıp, adeta annelerinin devamıdır. Kız anneyi temsil ettiği için, annenin ölümüyle baba-kız ilişkisi budanır ya da son bulur.”

Masalda Külkedisi’nin babası çoğu zaman üvey annenin yanında yer alıyor. Hatta prens eve gelip ayakkabının sahibini bulmak isteyince babası, “Sadece ilk eşimden olma, kir pas içinde ufak bir kızım daha var, ama ondan gelin olmaz!” der. Yetersiz, pasif, duyarsız, rolünü yerine getirmeyen bir baba figürü ve bunun sonucunda üvey anneden kurtarılamayan bir kız görünüyor. Bu yüzden babaların yerini rakipleri prensler alıyor, tıpkı Külkedisi ve Pamuk Prenses’te olduğu gibi:

Çocuklukta doyumsuz kalan sevgi ihtiyacı, kendini bir başkasına bırakmaya yönelik pasif, ama potansiyel açıdan yıkıcı bir arzuya yol açabilir.”

Annenin ölümünden sonra kız onun yerini tutar ve üvey anne ile çatışma da başlar. Masallar ve Toplumsal Cinsiyet’te anlatıldığı gibi:

Kraliçenin üvey kızıyla olan çatışması; ilk eşe duyulan kıskançlığı, hazımsızlığı da içerir. Rekabet iki kadın arasındadır, bu yüzden varlıkları bir arada dayanılmazdır. Hırsın kaynağı, kızın bedeninde annesini, yani ilksel kadını öldürmektir. Bu örnek üvey kardeşleriyle bir kez daha yaşanır. Onlar da tıpatıp annelerine benzemektedir ve başka bir kadını çekemez. Bu kez form, anneyi temsil eden kızları arasında biçimlendirilmiştir. Bir anlamda kan davası, başka bir mecrada tekrarlanır.”

Kadınların çocukları ile anlam, güç ve itibar kazandığı dünyada başka bir çocuk rakiptir.

GÖZ ATIN  "İran Masalları" İkinci Kitabıyla Devam Ediyor

Bunun dışında Külkedisi’nin gençliği ve güzelliği de kıskançlık yaratır. Benzer bir hikâye Pamuk Prenses masalında da görülür. Güzelliğin ne kadar önemli olduğu daha önce bahsedildiği için üvey annenin niye bu kadar öfkeli olduğu anlaşılabilir. Masalda prens ayakkabıyı denetmeye eve geldiğinde ayakkabı çok küçük olduğu için kızların ayakları ayakkabıya sığmaz. Bir tanesi ayakkabıya sığmadığı için başparmağını, diğeri ise topuğunun bir kısmını keser. Üvey annenin sebebi açıktır: “Kraliçe olduğunda nasılsa yürümene gerek kalmayacak.” Külkedisi’ne yardım eden kuşlar konuşmaya başlayınca gerçek açığa çıkar. İdeal güzelliğin, evliliğin ve konumun bu kadar önemli olduğu bir yerde ideolojilerin bir suçu yok mudur?

Masallarda hırslı, meraklı kadınlar kötü anılır ve cezalandırılır. Çünkü hırs ve merak erkeklere ait özellikler olup, kadınlarda hoş karşılanmaz. Masallarda kötü anılan karakterler de genelde kurallara uymadıkları ve bu durumu kabullenmedikleri için kötü olarak anılırlar. Külkedisi’nde üvey annenin kızlarının ayaklarını kesmesini isteyecek kadar çok hırslı olması ve prense sahip olabilmek için aktif olarak çabalamaları, onları kötü yaparken benzer bir durum daha önce anlatılan Pamuk Prenses’in üvey annesinde de görülür. Kraliçe de aktif olarak masalda rol alır ve bu yüzden cezalandırılır. Daha önce bahsedildiği gibi Pamuk Prenses ve Kırmızı Başlıklı Kız da merakları yüzünden bir süreliğine cezalandırılmışlardır. Erkeklerde ise durum farklıdır. Uyuyan Güzel ve Pamuk Prenses masallarında prensler merakları sayesinde çok güzel prensesler bulup ödüllendirilmişlerdir. Rapunzel masalında da bir benzeri olur. Prens, cadı ile Rapunzel arasında geçen ritüeli görüp aynısını uygulayınca, altın saçlı çok güzel bir prenses bulur. Aynı zamanda bu karakterler yalanla düşmanlarını öldürmeye ya da erkeklere yakınlaşmaya çalışır. Külkedisi’nde üvey anne kızların ayaklarını keserek prensi kandırmaya çalışır, Pamuk Prenses’te Kraliçe kılık değiştirip prensesi kandırır ve Rapunzel de ise cadı Rapunzel’i taklit ederek prensi kandırır.

Yani üvey anne ve kızları, diğerleri gibi ideal kadın rolüne uymadıkları için de kötü olurlar. Bu yüzden tıpkı Kraliçenin ölene kadar dans etmesi gerektiği gibi, masalın sonunda kız kardeşlerin Külkedisi’ne yardım eden kuşlar tarafından gözleri oyulur. Kötülükleri ve yalanları böyle cezalandırılır. Böylesine vahşice bir şekilde cezalandırılan kardeşlerin sebepleri olağan dışı mıydı? Kız kardeşler tıpkı Külkedisi gibi prensle evlenmek istiyorlardı. Aslında amaçları her genç kızın aklında olan bir şeydi. Peki, böyle bir cezayı uygun gören toplum ne kadar iyi olabilir?

GÖZ ATIN  Dede Korkut'un Kayıp 13. Destanı Bulundu: Salur Kazan'ın Ejderhayı Öldürmesi

Üvey anneler aynı zamanda yamyamlık ve cadı olmak gibi olumsuz şeylerle de bağdaştırılır. Külkedisi masalında direkt bir örneği olmasa da Pamuk Prenses ve Hansel ve Gretel’de örnekleri bulunur. Kraliçenin avcıdan prensesin ciğerlerini getirmesini istemesi ya da Hansel ve Gretel’de cadının Hansel’i besleyip kendisini yiyecek olması karakterlerin kötülüğünü iyice vurgular. Hansel ve Gretel’de, hem üvey annenin hem de cadının yemekle ilgili kaygıları ve çocukların cadıyı öldürmesinden sonra bir anda üvey annenin de ölmesi, cadının aslında üvey anne olduğu düşüncesini güçlendirir. Yamyamlık ve çocukları yeme burada güzelliğe, gençliğe ve güce sahip olma anlamına gelebilir ki bu yine kıskançlık demektir. Rapunzel masalında cadı, kralı o kadar korkutur ki kral cadının çocuğu ile gitmesine izin verir. Üvey annelerin bu kadar korkunç olması karşı tarafın ne kadar iyi olduğuna iyice dikkat çeker. Çünkü: “İyiler alkış almak, hatta iyi olmak için bile kötünün yardımına yaslanıyordu.” Karşı taraf ne kadar kötüyse masal sanki iyi tarafı o kadar öne çıkarıp, aslında olunması gereken kişiyi gösterir.

Masallar çağlardır var olan, her toplumda farklı bir hali bulunan, hep sevilecek ve hep okunacak eserlerdir. Sinemada ve televizyonda, farklı adaptasyonları yapılmış ve yapılmaya devam edecektir. İnsanların hayal gücünü geliştirir, farklı dünyalar hayal etmesini sağlar masallar. Hakkında birçok farklı makale yazılmıştır ve birçok farklı görüş vardır. Masalları bu kadar vazgeçilmez ve her zaman güncel bir konu yapabilecek şey de budur belki. Her okuyuşta farklı anlamlar bulabilir ve farklı şeylere bağlayabilirsiniz. Bu yazıda benim amacım klasik masallarda görülen toplumsal cinsiyet rollerini ve alt metinde klişeleşmiş aynı karakterlerin olduğunu kısıtlı bile olsa göstermekti. Her ne kadar farklı masallar olsalar bile benzer ögeler içeriyorlar. Önemli olan bu konuyla ilgili bilinçlenmek, sorunun sistemde olduğunu, kadın ve erkeklere belirli roller verdiğini ve bunun dışında bir şey kabul etmediğini görmektir. Masallar her zaman hayatımızın bir parçası olacak. Fantastik unsurlarıyla, alt metinde gördüğümüz mesajlarıyla, küçük çocuklardan büyüklere kadar herkesin aklının bir köşesini dolduracak. O yüzden belki de önemli olan bu mesajların farkına varmaktır. Melek Özlem Sezer’in dediği gibi:

“Masalı akıllı bir tutkuyla sevenlere…”

Kaynakça:

 Veselá, Alena. Gender Stereotypes in Fairy tales
 Sharif, Umme Hanee. From Fairy Tales to Disney Movies: Gender Roles and Stereotypes Then and Now
Cinderella Complex. Wikipedia
 Neikirk, Alice. Happily Ever After (or What Fairytales Teach Girls about Being Women) Hohonu: A Journal of Academic Writing 7 (2009)
 Erum, Tazeen. The History of Gender Ideology in Brothers Grimm’s Fairytales.Academia
 Narjinary, Nivedita. Fairytales and Witchcraft: Cultural and Patriarchal Manipulation.Academia
Cixous, Helene. Medusa’nın Kahkahası.Academia
The Underlying Sexual Content of Sleeping Beauty
Male Gaze. Wikipedia
Gender Schema Theory. Wikipedia
Moore, Timothy. “Sex Roles.” The Gale Encyclopedia of Psychology. Ed. Bonnie Strickland. 2nd ed. Detroit: Gale, 2001. 578-581
Anahit Behrooz. Wicked Women: The Stepmother as a Figure of Evil in the Grimms’ Fairy Tales
– Sezer, Melek Özlem. Masallar ve Toplumsal Cinsiyet. Kor Kitap, 2018.
– Bettleheim Bruno. The Uses of Enchantment: The Meaning and Importance of Fairy Tales. Knopf Doubleday Publishing Group, 22 Ara 2010
– Tatar Maira. The Hard Facts of the Grimms’ Fairy Tales. Princeton University Press, 2003
– Gender Roles Indoctrinated Through Fairy Tales in Western Civilization
– Grimm Brothers’ Cinderella (1812)
– The Portrayal of Women in the Fairy Tales. The International Journal of Social Sciences and Humanities Invention Volume 1 issue 4 2014 page no.246-250
– Allie Valentine. “The Sleeping Beauty” by Bruno Bettelheim


Yazı dizimizin tüm bölümlerine ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.

  • 26
    Shares

İngiliz Dili ve Edebiyatı öğrencisi. Okumayı ve yazmayı çok seviyor. Tolkien ile başladığı fantastik dünyaları keşfetme macerası hâlâ devam ediyor. Küçük yaşta Diablo, Prince of Persia, Doom tarzı oyunları oynamaya başlamış ve hâlâ deli gibi bu oyunlara bağlı. Sürekli yeni kitaplar okuyup yeni dünyalar keşfetmek istiyor.

Masallarda Cinsiyet Rolleri #3: Kül Kedisi için 8 yorum

  1. Masallarda Cinsiyet Rolleri ana başlığındaki 3 yazınızı da okudum. Uzun zamandır benim de kafamda evirip çevirdiğim bir konuydu, aydınlandım :slight_smile: Hem yazı hem de sondaki kaynakça için teşekkürler.


  2. Her 3 yazınızı da zevkle okudum ve kendi sosyal ağ sayfamda tek bir başlık alında her üçünün linkini de paylaştım “Lilith ile Havva masallarda kapışmaya devam ederken Adem de hala haytalık peşinde” Yine bu masallar içinde dikkatimi çeken başka bir konu daha var ki; annesi ölen “iyi” ev kızının babasının neden hep “kötü” dul ve yaşlı (cadı) bir kadınla evlenmeyi tercih ettiği.


  3. Konu üzerine düşünürken başka bir şey aklıma geldi, paylaşmak isterim

    Erkeğin hep bir canavara karşı savaş vermesi, bana bir şekilde bu savaşın arketip olarak nedense kadını hatırlatıyor. Ama o “iyi, itaatkar” olanı değil, daha çok “bilen, olgun ve yaşlı, cadı” denen kadını (hoş cadılarla da savaştığı oluyor). Çünkü erkek kadın üzerinde hüküm sağladığında kendini başarılı, kadını zapt edebilir ve onun efendisi olarak görmez mi? Hakikatten, bu erkek masalcıların “canavar” dediği şey kim? Acaba erkeğin başarısı kadının uysallığı ile doğru orantılı mı?


  4. Bir de bu Grimm Masalları içinde ki Bindelli masalı hakkında ne düşünüyorsunuz? Okuyunca şok oldum umarım kimse zamanında çocuğuna okumamıştır
    Ayrıca benim en sevdiğim Güzel ve Çirkindir. Tabi çocukken Disney animasyon halini izlediğimden onu biliyorum. Disney versiyonunda Belle kitap okumayı seven birisi? Ama sonuçta oda prens buluyor her ne kadar “canavar” olsa da… Siz ne düşünüyorsunuz?


  5. Andariel dedi ki:

    Bahsettiğiniz ilk masalı okuma fırsatım olmadı maalesef.
    Güzel ve Çirkin’i ben de severim. Ama tabii onda da düşünülmesi gereken birkaç bir şey var. Masalda Güzel, diğer kardeşlerine göre daha alçak gönüllü ve erdemlidir. Babası Canavar’ın bahçesinden Güzel’in ondan istediği gülü alınca, Canavar hayatına karşılık kızlarından bir tanesinin gelip kendisiyle yaşamasını istiyor. Bu da tabii ki en güzel olanı oluyor. Maria Tatar bunun dönemin anlayış biçimini yansıttığını söylüyor. Eski zamanlarda para arzusu yüzünden anne babalar nasıl kızlarını evlendiriyorlarsa, burada da baba kızını özgürlüğünü kazanmak için Canavar’a veriyor. Maria Tatar aynı zamanda şöyle de diyor: " Madame de Beaumont’un masalı, genç kızların korkularını yatıştırmaya, onları ailelerin ayarladığı evliliklere razı etmeye ve onları kendi isteklerini unutacakları ve bir ‘canavarın’ arzularına boyun eğmelerini gerektiren bir birlikteliğe hazırlamıştır." Yani Güzel’in bu konuda bir seçme hakkı yok ama o zaten kendisi gitmeyi kabul edip babasının arzusunu yerine getiriyor.
    Masalda başka dikkat çeken bir noktaysa Güzel’in sevgisinin Canavar’ın dönüşümünü sağlaması. Dış görünüş önemli değil mesajı güzeldir ama çoğu eleştirmen bunun sadece erkekler için geçerli olduğunu düşünüyor. Efrat Tseelon’un dediği gibi: " Bazı masallarda, çirkin bir kurbağanın içindeki gerçek güzellik gösterilerek kişiye belli bir bilgi kuramı aşılanmaya çalışılır. Fakat büyünün bozulması için öpücüğe gereksinim duyan hayvan, her zaman için yakışıklı bir prenstir, prenses değil." Tabii çok uzun bir konu ve daha birçok şey söylenebilir ama genel olarak düşüncelerim bu şekilde.


Masallarda Cinsiyet Rolleri #3: Kül Kedisi

“Masalı akıllı bir tutkuyla sevenlere…” diyerek tamamlıyoruz yazı dizimizi. Son bölümde Kül Kedisi konuğumuz oluyor ve bu masalda cinsiyet rolleri nasıl bir yer kaplıyor, birlikte inceliyoruz.

  • 26
    Shares

 

 

Başa dönün
Daha fazla Dosya
Masallarda Cinsiyet Rolleri #2: Uyuyan Güzel

Masallar hepimizin sevdiği ve ilham aldığı anlatılar. Ancak göründükleri kadar 'masum' olmayabiliyorlar. Uyuyan Güzel masalındaki...

Kapat