Formula 1: Drive to Survive – Hız Tutkunları İçin Biçilmiş Kaftan

Formula 1 hayranlarının gözünden kaçmaması gereken bir belgesel. Netflix yapımı "Formula 1: Drive to Survive"ı inceledik!

Formula 1 ile tanışmam 2013 yılında çıkan, dilimize Zafere Hücum olarak çevrilmesi tercih edilmiş, efsanevi iki pilot Niki Lauda ile James Hunt rekabetini anlatan Rush filmi ile oldu. Belki film izlemeyi, ödül törenleri gibi etkinlikleri, işin medya kısmını takip etmeyi seven biri olmasaydım tanışamayacaktım da. Malum, ülkemizde ön plana çıkarılan sporların sayısı parmakla sayılabiliyorken, bir de Formula 1 gibi bir sporun keyfi özel bir platformun arkasında kapalı tutuluyor.

Ne yazık ki bu spor son yıllarda sadece ülkemizde değil, dünyada da eski şaşaalı günleriyle kıyaslandığında, popülerliğini kaybediyor. Tabii ki yapılan reklamlarla, alınan sponsorluklarla, sosyal medya paylaşımlarıyla, yeni gelen kurallarla ve belki daha bilmediğimiz birçok yolla, bu durum değiştirilmeye çalışılıyor. Siz de belki bu yollardan biri aracılığıyla tanıştınız veya bu sporla tanışıklığınız daha öncesine dayanıyor. Her türlü, Netflix’in bu belgeseli de bu popülerliği artırmaya yarayacak yollardan biri. Bileni için de, yeni öğrenecek olanı için de kesinlikle keyifli bir seyirlik vadediyor.

Yapım hakkındaki kişisel fikirlerimden önce biraz bilgi verelim. Formula 1: Drive to Survive Netflix’te 8 Mart 2019 tarihinde 10 bölüm halinde yayınlandı. Bölümlere konu olan yarışlar seride kronolojik olarak ilerlemiyor. Çizgisel bir anlatım yerine, her bölümde belli başlı pilotların ve onların hikayelerinin, birbirleriyle olan rekabetlerinin anlatıldığı bir yol tercih edilmiş.

Belgesel serisinin yapımcı koltuğunda ise James Gay-Rees, Paul Martin ve Sophie Todd var. Bu isimlerden en ön plana çıkanı olan James Gay-Rees daha önce Brezilyalı F1 pilotu Ayrton Senna’yı anlatan Senna (2010) ve şarkıcı/söz yazarı Amy Winehouse’u anlatan Amy (2015) gibi biyografik belgesel filmlerinde de yapımcı koltuğundaydı. Hatta Amy ile James’in o yıl En İyi Belgesel dalında ödülü aldığını belirtmekte de fayda var.

Formula 1 Var! Ferrari yok!

Formula 1: Drive to Survive

Serinin belki de tek kötü yanı, inkâr edilemez biçimde Formula 1 ile özdeşleşmiş Ferrari’nin ve Mercedes’in yokluğu. Yine de dizinin giriş jeneriğinde olsun, posterinde olsun, Ferrari’ye ait o hepimizin bildiği; belki bir dönem F1 araçlarına, dünyasına hayran olmamıza sebep olan o kırmızı rengi kullanılmış. Çok da güzel olmuş.

Ferrari patronu Mattia Binotto’nun söylediklerine göre serinin ilk sezonunun bir parçası olmak istememe nedenleri ise zaten üzerilerine doğrultulmuş çok fazla mikrofon ve kamera olduğundan, daha fazla dikkat dağıtıcı etken istememeleriymiş. Mercedes başkanı Toto Wolff’un açıklaması ise, dikkat dağıtıcı etkenlere ek olarak, en büyük rakipleri Ferrari’nin de katılmıyor olmasıymış. Yapılan haberler doğruysa her iki takım da 2020’de çıkacak olan ikinci sezonda yer alacaklar.

Bu iki büyük takımın yokluğuna rağmen izlemesi çok keyifli bir belgesel çıkmış ortaya. Bu spora aşina olmayanların bu sporu öğrenebileceği, ısınabileceği, takımlar ve pilotlar hakkında fikir edinebilecekleri bir seri olmuş. Halihazırda zaten bu sporu bilen, severek takip edenlere de hiçbir şey vadetmiyor değil elbette seri. Malum iki takımın yokluğu, orta sıralarda rekabet eden takımlar ve onların pilotlarının hikayelerinin sahne ışığını almasına olanak sağlamış. Yarış sırasında pitte neler oluyor, yarış dışında pilotların günlük rutinleri neler, aileleriyle, takımdaki ekip arkadaşlarıyla ve üstleriyle ilişkileri nasıl, bir yarışa hazırlanış süreçleri, sezon sonu diğer takımlarla görüşme ve anlaşma süreçleri nasıl işliyor gibi sorular cevaplanıyor. Bu sporun haranı olup düzenli takip etseniz dahi belki de ulaşamayacağınız cevaplar.

Takım Arkadaşının Rakibin Olduğu Spor

Formula 1: Drive to Survive

On takımın olduğu ve her bir takımın iki pilotu olduğu bu ligde hem takım hem pilotluk şampiyonluğu bulunduğundan, isteseniz de istemeseniz de takım arkadaşınız pilotluk sıralamasındaki rakiplerinizden biri oluyor. Dünyada bu ligde sadece yirmi koltuk olduğu hesaba katılınca, doğal olarak aynı takımın iki pilotunun birbirleriyle kıyasıya mücadele ettiği; hatta belki kazaya sebep olup sıralama kaybettikleri, yarış dışı kaldıkları, takımlarına puan kaybettirdikleri durumlar ortaya çıkabiliyor. Belgeselde bu gibi olaylara ve ekipte olayların yarattığı sonuçlara da yer verilmiş olması çok hoş bir detay.

Takımlardaki pilotların sahip oldukları dinamiklerin takımdan takıma nasıl değiştiğini görmek de mümkün. Yöneticilerin, pilotların, onların aile üyelerinin röportajlarının bol bol bulunduğu bu belgeselde onların iç dünyalarını, farklı motive oluş şekillerini, onları itekleyen nedenleri, psikolojilerini görebiliyoruz.

Belgeselde her ne kadar şu pilot çok ön plana çıkarılmış, bu geri planda kalmış diyebileceğimiz bir durum olmasa da, anlatım tam anlamıyla tarafsız denemez. Şöyle ki, bu belgeseli izledikten sonra Roman Grosjean ve Nico Hülkenberg ikilisinin başına gelen talihsiz olaylara üzülmemek, Charles Leclerc sezon sonunda Ferrari’de koltuk bulup hayalini gerçekleştiğinde sevinmemek, Sergio Perez’in takım arkadaşı Esteban Ocon’a yaptıklarına sinirlenmemek, pek olası değil. Bu kötü bir şey değil tabii ki. Antipatik gösterilen pilotlara mikrofon tutulmamış değil nihayetinde. Sadece kamera ve mikrofonu tutan ekibin bu imajın farkında olduğu hissediliyor.

Pist Dışında Kirli İşler de Yok Değil… Ne Yazık ki

Formula 1: Drive to Survive

Belgeselin en beğendiğim yanlarından biri ise bu sporda sponsorun, paranın ne kadar önemli olduğunu ve bu önemin doğurduğu olumsuz sonuçları açık açık göstermeleriydi. Sahip olduğunuz bütçe o sezon sahip olabileceğiniz arabanın limitini belirliyor, bütçenizde sponsorların büyük payı var. Bu yüzden bazen daha yetenekli pilot değil, daha büyük sponsoru getirecek olan pilot tercih ediliyor. Force India takımı sahipsiz kaldığında ve takımı iş adamı Lawrence Stroll satın aldığında, F1 pilotu olan oğlu Lance Stroll’un takımdaki iki pilottan birinin yerini alacağı biliniyor. Kimse bunu reddetmiyor. Hatta belgeseldeki röportajlarda bazı pilotlar konu hakkındaki huzursuzluklarını dile getirme fırsatı buluyor.

Belgesel bu saydığım özellikleri bir araya geldiğinde, hem oldukça bilgilendirici, hem de sahip olduğu görseller, çekimler ile epey estetik bir deneyim sunuyor. Pilotların hissettikleri baskıları, ağır beklentiler karşısındaki takındıkları tavırları, sadece röportajlarından değil, yarış zamanı çekilmiş olan görüntülerden de gözlemleyebiliyorsunuz.

Pilotlarda en genç yaş ortalamasının olduğu, yeni gelen kurallar ile, araçların en yüksek maksimum hızı göreceği 2019 sezonunu anlatacak olan ikinci kısmı heyecanla bekliyorum. Ülkemizde 2005 ile 2011 yılları arasında bu spora ev sahipliği bile yapılmışken, yazının başında bahsettiğim gibi düşmekte olan o ilginin yavaş yavaş hem burada hem de dünya genelinde canlanacağını umuyorum.

Belgeselin bu konuda amacına uygun bir şekilde hizmet ettiğini, etmeye de yeterli nitelikte olduğunu düşünüyorum. F1’i, çok bilinmeyen yanları ve bu sporu heyecanlı, adrenalin dolu kılan özellikleri ile birlikte; dünya genelinde daha geniş kitlelere ulaştırma planı, Netflix’in herkese hitap eden hızlı mı hızlı belgeseliyle kesinlikle tıkır tıkır işliyor.

Siz Formula 1: Drive to Survive’ı izleme şansı bulmuş muydunuz? Yorumlarınızı Kayıp Rıhtım Forum‘da bizlerle paylaşmayı unutmayın!

* * *

Netflix’ten Anime Hayranlarını Mutlu Edecek Bir Belgesel: Enter The Anime

Ancestors: The Humankind Odyssey – Belgesel Tadında Evrim

Ursula K. Le Guin Belgeseli Yayında

1997 Eskişehir doğumluyum. Şu an sahip olduğum karakterin ve zevklerin tohumunu ilk olarak birlikte büyüdüğüm Fox Kids çizgi filmleri attı diyebilirim. Şimdi ise, basketbol oynamak için göçtüğüm İstanbul’da sporsuz bir hayat sürüyorum. İstanbul Üniversitesi’nde Amerikan Kültürü ve Edebiyatı son sınıf öğrencisiyim. Okumayı, oyun oynamayı, çizim yapmayı, merak edip araştırmayı, yazmayı ve en çok da hayallerimden vazgeçmemeyi seviyorum. Yazmak ise vazgeçmediğim için beni en mutlu eden hayal.

Formula 1: Drive to Survive – Hız Tutkunları İçin Biçilmiş Kaftan

Formula 1 hayranlarının gözünden kaçmaması gereken bir belgesel. Netflix yapımı “Formula 1: Drive to Survive”ı inceledik!

Başa dönün