Hayvanlara Niçin Bakarız? İncelemesi: Kendimizden Uzaklaşmayı Başarmak

Hayvanlara Niçin Bakarız? incelemesi karşınızda. John Berger’ın, çoğunluğunda hayvanlara dair denemelerinin yer aldığı sarsıcı eserine yakından bakıyoruz.

John Berger’ın hayvanları da kendimiz gibi özümüzden ne kadar kopardığımızı gösterdiği Hayvanlara Niçin Bakarız? kitabını inceledik.

John Berger’ı sanatla yakından ya da uzaktan ilgilenenleriniz varsa Görme Biçimleri adlı eseri ile tanıyacaksınızdır. İngiliz eleştirmen, kariyerine ressamlıkla başlayıp ustalaştığı sanat eleştirmenliğiyle devam ediyor. Görme Biçimleri’nin yalnız birkaç sayfasını dahi okuduysanız, reklam ve medya hakkında bir öngörüye ulaşıp sanat tarihine farklı bir açıyla yaklaşmışsınızdır. Ben Berger’ın eserlerindeki o profesyonel eleştirilerinden ziyade romantik tınısını çok seviyorum. Yazar çok çarpıcı çıkarımlarını, anıları ve eşit bir hayat isteğiyle süslüyor.

Sanatçılara sanat kabiliyetinin deyim yerindeyse paket halinde geldiği hepimizin malumu. Hoş, Berger bir röportajında kabiliyetin acılarımızın üstünü örtme biçimi olduğunu söylüyor ama her gerçek sanatçı gibi Berger da ressam, eleştirmen, şair ve G. adlı romanıyla da Man Booker ödüllü çok yönlü bir hezârfen.

DeliDolu Yayınları etiketiyle çıkan Hayvanlara Niçin Bakarız? adlı eser de sanatçının başta hayvanlar olmak üzere pek çok konuda denemelerinden/çıkarımlarından oluşuyor. Eserin çevirmenliğini Cevat Çapan üstleniyor. Kendisini Barış Bıçakcı’nın Sinek Isırıklarının Müellifi adlı eserinde Stevie Smith’in El Sallamıyordum, Boğuluyordum şiirini Çapan çevirisiyle okumamızı salık vermesinden tanıyorum. Hakkında minik bir internet taraması yaptığınızda da vakıf olacağınız üzere en az Berger kadar değerli bir sanatçı ve çevirmen Çapan.

Uzun lafın kısası bol övgülü bir inceleme sizi bekliyor. Hadi şimdi kitabın içeriğine göz atalım!

John Berger

John Berger

Hayvanlara Niçin Bakarız? Konusu

Eser Berger’ın 9 yazısını içeriyor. Bunlardan sadece şiir ve öykü olan bölümler de mevcutken Ernst Fischer: Bir Filozof ve Ölüm adlı adeta saygı duruşu olan anısıyla da sonlanıyor. Hayvanlara Niçin Bakarız? bölümünde doğa, hayvan davranışları, kapitalizm hakkında sarsıcı eleştiriler var. Bu eleştirileri farklı türdeki yazınıyla da daha hüzünlü bir hale getirmiş. Eseri okurken Görme Biçimleri’ndeki gibi bir dil beklemiyor sizi, daha üstten bir eleştiri/bakış açısından ziyade acı var eserde. Çıkarımlarının doğruluğundan mutsuz, içerlemiş ve romantik bir Berger var.

GÖZ ATIN  Ölüler, Diriler ve Deliler: Gotik Öyküler Bir Araya Geldi

Eserin başında Bir Fare Hikâyesi ile yalnız yaşayan bir adamın farelerle imtihanından söz ediyor Berger. Evindeki son istilacı farenin de gitmesini hüzünle izleyen bir adamla tanışıyoruz öyküde. Sonraki yazılarda dil böylesine kibar olmuyor, hayvan kültleri incelemeleri ile başlıyor eleştiri silsilesi. Resim sanatının ilk konusunun hayvanlar olmasından ve yine bu resimlerin de büyük olasılıkla hayvan kanından yapılmış olduğunu söylüyor yazar. Hayvanı besleyen, seven, öldüren ve tüketen insandan; hayvandan uzaklaşan ve korkan insan tipine nasıl ulaştığımızı anlatıyor. Evcil hayvanların evlerde esir edilip beslenmesini doğaya bir biçimde yaklaşmak kaygısı olduğunu gösteriyor. Ama ne yazık ki evlerimizde beslediğimiz hayvanların gerçek olmadığını, bir çeşit kopyalarımız olduğu gösteriyor. Fare tutmayan kedileri, ava çıkmayan köpekleri bize benzetiyor Berger. Yemeğini elde etmeyen, hazıra alışmış, kendinden ve doğasından uzaklaşmış evcil hayvanlar olduğumuzu döne döne yüzümüze vuruyor.

İncelemeden çok çıkmadan bu bakış açısını daha nice eserde gördüğümüzü söylemek istiyorum. H.G. Wells’in Zaman Makinesi’ndeki distopya George Orwell’ınkinden çok daha farklıydı. Rahata alışmamız ve beynimizi çalıştırmamamız sebebiyle asalak canlılar olarak evrimimizi sürdürdüğümüzü, böyle sürerse sorun çözme kapasitemizden geriye bir şey kalmayacağını yüzümüze vuruyordu. Estes Kurtlarla Koşan Kadınlar’ında da kadının güçlü olduğunu doğasıyla açıklıyor ve vahşiliğin, geriye dönüp ipleri yeniden ele almanın anlamından bahsediyordu. Hermann Hesse’in bir ağacı örnek almamızı öğütlediği, onlar gibi kendimizden başka hiçbir şey olmaya çalışmamamız gerektiği ile ilgili ne kadar da dizesi var. Bunlardan ne vakit gereken mesajları alırız bilmiyorum ama incelememe kaldığım yerden devam etmem gerektiğini biliyorum.

Homeros, Descartes, Socrates gibi önemli simalar kitapta bize eşlik ediyor. Berger bir kült olarak, benzetme aracı olarak, yiyecek olarak hayvanlara ne kadar mecbur olduğumuzu durmadan anlatıyor ve hayvanları da kendimiz gibi özümüzden ne kadar kopardığımızı gösteriyor bize.

GÖZ ATIN  Haftanın Kitabı #95 – Şikeste

Hayvanlara Niçin Bakarız? John Berger

Doğanın Dönüşümü

Hayvanın, kuramsal ve ekonomik tarihi olan böyle bir duruma indirgenmesi insanların da aynı yalıtılmış üretim ve tüketim birimlerine indirgenmeleri sürecinin bir parçasıdır. Gerçekten de, bu dönemde hayvanlara karşı böyle bir yaklaşım çoğu zaman insanlara yaklaşımın da bir habercisiydi. Hayvanların çalışma gücüyle ilgili mekanik görüş daha sonra işçilere uygulandı. Zaman ve iş etkinliği incelemelerini ve endüstride “bilimsel” işletmeciliği “Taylorizm” başlığı altında geliştiren F. W. Taylor’a göre, çalışma o kadar aptalca ve tekdüze bir çaba gerektirmeli ki, işçi “zihinsel bakımdan türler arasında en çok öküze benzesin.” Toplumsal koşullanmayla ilgili modern tekniklerin neredeyse hepsi hayvanlar üzerinde yapılan deneylerle geliştirilmiştir.

Disney ve oyuncak sektörünün hayvana bakış açısını da keskin bir dille yeriyor sanatçı, bu aşırılıkları banal buluyor. Hayvan imgesi var olduğundan beri bu kadar yanlış gösterilmemiştir diyor. Söz gelimi timsahlar yemek masasında, nehirde olduklarından daha oburlardır. Bu hayvanlar zorla insani ve toplumsal durumun tutsağı haline gelmişlerdir. Yani kapitalizm hayvanlara olduklarından apayrı anlamlar yüklemiş ve onları satmıştır. Evcil hayvanlar ya da hayvanat bahçesindekiler artık kendileri değil, seyirlik bir nesnedir. Tırmalama tahtaları ya da kafeslerdeki sığ sular ve yapay otlar da bir tiyatro dekoru olmaktan ileriye gitmez. Çıkarımlar daha ileri giderek hayvan ile beraber köylünün öneminin azaldığını ve zamanla köylerin kenar mahallelere döndüğünü söylüyor. Doğa ile beraber insan da önemsizleşiyor ve günümüz dünyasında daha üstte kalan sınıfınsa seyirlik bir nesne olması dışında bir gerçekliği kalmıyor.
Yemek alışkanlıklarımıza, doğa imgesinin dönüşümüne kadar incelemeler devam ediyor.

Hayvanlar sütleri gibi aktılar.

Artık gittiklerine göre,
Onların dayanıklıkları bizim özlediğimiz.

Ernst Fischer: Bir Filozof ve Ölüm adlı son yazısında Berger, Fischer’ın son günün tüm detayları ile kelimelerle yeniden canlandırıyor. Ve bu saygı duruşu neden bilmem bir yanıyla çok epik geliyor insana. Bu kahramanvari anlatımın bir derece Berger’in kullandığı hayvan imgeleriyle alakalı olduğunu düşünüyorum. Yazar ölüm döşeğindeki arkadaşının cansız ayaklarını ormanda ölü bulunmuş bir hayvanın kesik ön ayaklarına benzetiyor. Beraber yürürlerken Fischer’ın yüzünün bir tarafını dağ keçisine benzetmekten geri durmuyor. Yazının geçtiği doğa, hayvan benzetmeleri ve sanat konuşmaları birbiri içine geçiyor ve büyülü bir anda farklı bir anı okuyoruz.

GÖZ ATIN  Haftanın Kitabı #96 – Frip'in Aşırı Israrcı Pırtlakları

Hayvanlara Niçin Bakarız? John Berger

Sonuç Olarak

Mehmet Barış Albayrak’ın editörlük koltuğuna oturduğu, Şirin Etik’in düzeltisini yaptığı eserde ben göz tırmalayıcı hiçbir şey görmedim. Aksine çok özenle basılmış bir eser vardı önümde. Burak Tuna’nın kapak tasarımına da ayrıca bayıldım.
Özetlersem; Berger bu eserde bize doğanın kayıtsızlığının muhteşem gücünden bahsediyor. Doğa ne imtiyaz tanıyor ne de olayları kişisel algılıyor anlayacağınız, su her zaman akıyor ve yolunu buluyor. İç huzurumuzun alt üst olduğu modern hayatta seyirlik bir nesne olarak kendimizi sorgulamanın ve belki bazı şeyleri nihayet akışına bırakmanın zamanı gelmiştir diyerek yazımı sonlandırıyorum.

Eseri edineceklere şimdiden keyifli okumalar diliyorum.

Sizler de okuduysanız yorumlarınızı Kayıp Rıhtım Forum üzerinden bizlerle paylaşabilirsiniz.

* * *

* Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde: Doğanın Haklı İntikamı




Sanat tarihi, Türk mitolojisi ve fantastik edebiyat meraklısı; sıklıkla okur, çizer, yazar.

Hayvanlara Niçin Bakarız? İncelemesi: Kendimizden Uzaklaşmayı Başarmak

Hayvanlara Niçin Bakarız? incelemesi karşınızda. John Berger’ın, çoğunluğunda hayvanlara dair denemelerinin yer aldığı sarsıcı eserine yakından bakıyoruz.

Başa dönün