in ,

The Great Gatsby İncelemesi: Endişe Çağının Çocuğu

The Great Gatsby incelemesi sizlerle. F. Scott Fitzgerald’ın kült romanından Baz Luhrmann imzasıyla sinemaya aktarılan film hakkında detaylı bir değerlendirme.

The Great Gatsby İncelemesi film

The Great Gatsby incelemesi sizlerle. 1920’li yıllarda Amerikalı yazar F. Scott Fitzgerald tarafından kaleme alınan, 2013’te ise Baz Luhrmann tarafından sinemaya uyarlanan yapım hakkında detaylı bir değerlendirme sizleri bekliyor.

Yapım, Amerika’nın 20’li yıllarına ayna tutan ve pek çok açıdan eleştiri getiren F. Scott Fitzgerald imzalı bir romanına dayanıyor. Her kült eser gibi, The Great Gatsby de yayımlandığı dönemde hak ettiği değeri görmemiş, bunun için 20 yıl beklemesi gerekmişti. İkinci Dünya Savaşı akabinde roman keşfedilir keşfedilmez pek çok yönetmen tarafından sinemaya uyarlanmıştı. Bunlar arasında en bilineni, Baz Luhrmann elinden çıkmış olan ve başrolde Leonardo Dicaprio’nun yer aldığı 2013 yapımı olan The Great Gatsby adlı uyarlama. Gelin, şimdilerde mini dizi olarak yeniden seyircinin karşısına çıkmaya hazırlandığı bilinen bu uyarlamayı yakından inceleyelim.

The Great Gatsby inceleme film

İncelemeye geçemeden önce belirtmek isterim ki, ilk etapta, inceleme açısından önemli olduğunu düşündüğüm detaylar eşliğinde filmin olay örgüsünü ele alacağım. Devamında Rollo May’in Kendini Arayan İnsan adlı kitabından alıntıladığım bazı verilerden hareketle, incelemeye geçiş yapıp filme ilişkin birtakım çıkarımlar yapma gayretinde bulunacağım.

The Great Gatsby Filminin Konusu

Baz Lurmann’ın yönetmenliğinde, başrollerinde Leonardo Dicaprio (Gatsby), Tobey Maguire (Nick), Carrey Mulligen (Daisy) ve Joel Edgerton (Tom) isimlerin yer aldığı yapım, romana tamamıyla sadık kalarak romanın öne çıkan temalarını (toplumsal çöküş, endişe, caz çağı) sinematografik bir dille seyirciye aktarıyor.

The Great Gatsby filminin hikâyesi 1922 yılında New York’ta geçiyor. Bilindiği üzere, 1920’li yıllar genelinde dünya, özelinde ise Amerika için oldukça önemliydi. 1918 yılında sonlanan I. Dünya Savaşı ertesi her ülke payına düşeni almıştı. Savaş ertesi, Amerika iç politika ve ekonomiye yönelmiş, 20’li yıllarda kentli değerler (şan, şöhret, zenginlik) yükselişe geçmişti. Bu değerlerin yükselişe geçmesinin ardından, sosyal yaşamda aşırılıklar baş gösteriyor: Eğlence hayatı ayyuka çıkıyor, getirilen alkol yasaklarına rağmen tüketim pik noktasına ulaşıyor.

The Great Gatsby yorum film

İşte, film 20. yüzyıl Amerika’sını, asıl adı Jimmy Gatz olan fakat herkes tarafından Jay Gatsby adıyla bilinen adamın hikâyesi üzerinden gözler önüne seriyor. Bu anlatım kitapta olduğu gibi, filmde de Gatsby’nin komşusu olan Nick Carraway’in ağzından yapılıyor.

İncelemenin geri kalanı film hakkında spoiler (sürpriz bozan) içeriyor

Nick’in İsyanı

Filmin açılışının ardından, yaşadıklarının ağırlığını kaldıramadığını ve bu yüzden psikolojik destek aldığını anladığımız Nick’in ağzından şu cümleler dökülüyor:

“New York’tan döndüğümde iğreniyordum. Herkesten ve her şeyden. Hastalık ölçüsünde alkolik, uykusuzluk, öfke krizi, endişe, depresyon. Sadece bir adam iğrentimden muaftı: Gatsby.”

Doktorun, “Arkadaşınız mı?” sorusu üzerine Nick, “O tanıdığım en iyimser insan,” cevabını verip hikâyesini anlatmaya koyuluyor. 29 yaşında olan Nick, Long Adası’na taşınıyor. Burası pek çok zenginin yaşamını sürdüğü bir yer olarak tanıtılıyor. Adanın en zengini olarak nam salan Gatsby ile komşu olduğundan bihaber olan Nick, yazar olma idealinden vazgeçip çiçeği burnunda bir borsacı oluyor.

muhteşem gatsby nick karakter

Nick’in adaya taşındığı haberini alan kuzeni, Daisy bir akşam Nick’i yemeğe davet ediyor. Bu sahnede, fazlasıyla alımlı ve çekici olan Daisy’nin, şehrin ileri gelen zenginlerinden Tom ile evli olduğunu öğreniyoruz. Tom soylu bir aileden gelen, burnu havada ve kibirli yapısıyla ön planda. Nick’e, “Hayata hükmetmen gerekir,” deyişiyle dikkatleri üzerine çeken Tom, söz Nick’in oturduğu yere geldiğinde ise küçümseyici bir tavırla, “İlkel yeni zenginler,” diyor. Bir anda telefonun çalmasıyla ortam daha da geriliyor. Arayan Tom’un sevgilisi. Çılgına dönen Daisy soluğu Nick’le dertleşmekte buluyor. Bu sahnede Tom’un -işçi kesimin çoğunlukta olduğu- Kül Vadisi’nde yaşamını sürdüren Myrtle ile Daisy’yi aldattığını öğreniyoruz.

Muhteşem Gatsby ile Tanışma Vakti

İlerleyen sahnelerde, Nick gizemli komşusundan davet alıyor. Sık sık yaptığı şaşaalı patilerle herkesin dilinde olan bu gizemli adamın kendine özel olarak davetiye göndermesi Nick’i mutlu ediyor. Partiye giden Nick, akıl almaz bir kalabalık ve çılgınca eğlenen insanlar karşısında hayrete düşüyor. Onu asıl hayrete düşüren ise bunca kalabalığın içinde Gatsby’yi gerçekten tanıyan kimsenin olmayışı. Kimileri Gatsby’nin “tanrıdan bile zengin” olduğunu söylerken kimileri “cesur bir savaş kahramanı” olarak tanıtıyor. Tam bu esnada Gatsby kendini ifşa ediyor ve Nick ile dostlukları partiden sonra başka bir boyut kazanıyor. Gatsby, partide Nick’e eşlik eden ve aynı zamanda Daisy’nin yakın arkadaşı olan Bayan Baker’dan randevu alıyor.

Partinin ertesi günü, -Baker’la görüşmeden önce- Gatsby ve Nick gezintiye çıkıyorlar. Gezinti sırasında Gatsby, Nick’in kendisini silik biri olarak tanımasını istemediği gerekçesiyle ona kendini tanıtmaya koyuluyor. Amerika’da büyüdüğünü, Oxford’ta eğitim aldığını, aynı zamanda savaşta görev alan bir asker olduğunu söylüyor. Gatsby’nin anlattıklarını, tuhaf ve pek de güven vermeyen görünümlü bir arkadaşı doğruluyor.

The Great Gatsby film 2013

İlerleyen sahnede, tesadüfen Tom’la karşılaşan Nick, Gatsby’yi Tom ile tanıştırdıktan sonra onun ortadan kaybolduğunu fark ediyor. Bunun üzerine Bayan Baker ile sözleştikleri yere gidiyor. Bayan Baker, Gatsby’nin Nick’ten kuzenini evine davet etmesini istediğini söylüyor. Bu istek karşısında şaşıran Nick, bunun sebebini öğrenmek istiyor.

Gatsby ve Daisy’nin Hikâyesi

Baker’ın ağzından öğreniyoruz ki, Daisy ve Gatsby’nin ilişkisi beş yıl öncesine dayanıyor. Gatsby savaşa çağırılınca, Daisy onu bir süre beklemek durumunda kalıyor. Gatsby’den gelen mektuplarla günlerini geçiren Daisy, ondan aldığı son mektup üzerine artık onu bekleyemeyeceğini anlıyor. Çünkü bu mektupta Gatsby kendisinin önemli biri olana kadar ondan kendisini beklemesini istiyor. Bu bekleyişten sıkılan Daisy, Tom’un evlilik teklifini kabul ediyor.

Filmin ilerleyen sahnelerinde ise Gatsby, Daisy ile tanışma hikâyelerini Nick’e tüm çıplaklığıyla anlatıyor. Gatsby, “Benim gibi bir adamın âşık olmasının hata olduğunu biliyordum,” diyerek lafa giriş yapıyor. Gatsby beş yıl önce Daisy’nin aile evindeki bir partiye katılıyor. İkili partide birbiriyle yakınlaşıyor. Fakat partideki olağanüstü ihtişam ve herkesin soylu olması Gatsby’de -küçüklüğünden beri süregelen- yükselme arzusunu yeniden uyandırıyor. Çünkü ancak bu insanlara benzediği vakit Daisy ile mutlu olabileceği sonucuna varıyor. O, akşamdan sonra Gatsby yaşamını yükselme arzusu üzerine kuruyor.

Gerçekler Ortaya Çıkıyor: James Gatz

Nick ile yakın dostluk kuran Gatsby, bir gün tüm dürüstlüğü ile Nick’e yaşamı ardındaki gerçekleri anlatmaya karar veriyor. Yoksul çiftçi bir ailenin oğlu olan Gatsby, yani James Gatz ailesini reddediyor. Bu gerçekle yüzleşen Nick, tedavi sırasında doktora bu hikâyeyi şöyle anlatıyor:

“Kendi hayal dünyasında Tanrı’nın bir oğluydu ve başarıya mahkûmdu. Kaderinin peşinde koşan Gatz uzaklara kaçtı. Bir öğleden sonra, Superior Gölü ağzında zor durumda bir yat gördü. Kürekle açıldı ve alkolik milyoner kaptanı dan Cody’i kurtardı.”

The Great Gatsby Dizi

James, bu durumu fırsata çeviriyor ve ilk etapta adını değiştiriyor. Sonrasında Cody’nin yardımlarıyla kendini bir beyefendi gibi geliştiriyor. Cody öleceği zaman mirasını kendisine bırakacağı umuduyla yaşayan Gatsby’nin hayalleri suya düşüyor. Çünkü Cody’nin ailesi hileyle mirası ele geçiriyor. Fakat yıllar sonra Gatsby’nin varlığı ve yaşamı gazete manşetlerine konu oluyor. Fakat bu değirmenin suyunun nereden geldiğini kimse bilmiyor.

“Onlar Adi İnsanlar”

Gatsby’nin, kuzenine olan aşkının gerçekliğine inanan ve Tom’un kuzenini aldattığına şahitlik eden Nick, Gatsby’nin isteğine karşı gelemiyor. İkisini bir araya getiriyor. Gatsby’nin serveti karşısında başı dönen Daisy, bu durumdan memnun görünüyor. Bu esnada, Gatsby’nin ondan yalnızca bir isteği oluyor: Tom’a gerçekleri anlatacak, yalnızca Gatsby’yi sevdiğini söyleyecek. Bu istek karşısında çekinen Daisy, bir an cesaretini topluyor ve bu isteği, yanında Gatsby ve Nick’in de olması şartıyla kabul ediyor.

Bu süreçle, eş zamanlı olarak sık sık Gatsby’nin görgüsüz olduğundan dem vuran Tom, onun ne iş yaptığı ve kim olduğunu araştırmaya koyuluyor. Bu gerçekleri su yüzüne çıkarmak için de doğru anı kolluyor.

Büyük gün geliyor ve artık Daisy kocasına her şeyi anlatmaya karar veriyor. Gatsby, Nick ve Baker’ın kendisine eşlik ettiği sahnede, yemek sırasında ortam geriliyor. Bu gerginliğin farkında olan Tom, herkese New York’a gitmeyi teklif ediyor. New York’a vardıklarında artık gerçekler su yüzüne çıkıyor. Tom agrasif bir şekilde Gatsby’ye gerçekten Oxford’ta okuyup okumadığı gibi sorular soruyor. Bu sorulardan gerilen Gatsby, “Karın seni sevmiyor,” diye karşılık veriyor. Tom her zamanki kibirli tavrını takınarak gülmeye başlıyor. Daisy’ye dönüp, “Beni hiç mi sevmedin?” diye soruyor. Daisy dayanamayıp Tom’u hiç sevmediğini söyleyemeyeceğini belirtiyor. Bunun üzerine Tom, Gatsby’nin esasında bir dolandırıcı olduğunu ve tüm servetini bu yolla elde ettiğini gün yüzüne çıkarıyor. Gerçekleri ortaya döken Tom, Daisy’ye kendilerinin soylu ve asil oldukları hatırlatmasında bulunuyor.

Devamında, Daisy ve Gatsby yola koyuluyor. Küller Vadisi’nden geçecekleri sırada kocasıyla kavga eden ve Tom’un o arabada olduğunu düşünen Myrtle arabanın önüne atlıyor ve ölüyor. Arabanın direksiyonunda Daisy olmasına rağmen, Gatsby her şeyi göze alıyor ve çabucak Daisy’yi evine ulaştırıyor. Onların arkalarından gelen Tom ve diğerleri olayları öğreniyor. Tom metresinin kocasına, karısına çarpanın Gatsby olduğunu söyleyip onun adresini veriyor.

Ertesi gün Daisy’den güzel haber alacağına inanan Gatsby, Nick’in “buradan git” tavsiyelerine kulak asmıyor, Daisy’den haber bekleyeceğini söylüyor. Oysa Nick, Daisy ve Tom’un konuşmalarına şahit oluyor. Tom ve Daisy aralarındaki problemleri çözebilecekleri üzerine anlaşmaya varıyor. Nick Gatsby’nin umudunu yok etmemek için, ona bir şey söylemiyor. Tam eve gidecekken Gatsby’ye dönüp, “Onlar adi insanlar,” diyor. Gatby olanlardan bihaber Nick’e gülümsüyor.

The Great Gatsby Dizisi

Ertesi gün Daisy’den haber bekleyen Gatsby havuzdan çıktığı esnada ateş sesi geliyor. Myrtle’nin kocası karısının intikamını alıyor. Gatsby’nin vurulduğu an telefon çalıyor. Arayanın Daisy olduğunu düşünen Gatsby yüzünde bir gülümseme ile kanlar içinde havuza düşüyor. Telefonun ucunda bekleyen ve ateş sesini duyan Nick soluğu Gatsby’nin evinde alıyor ve Daisy’yi defalarca aramasına rağmen, cevap alamıyor. O, Gatsby’yi ölüm yolculuğuna bir başına uğurluyor.

“Kendini Arayan İnsan“ın Perspektifinden Muhteşem Gatsby

Endişe

Amerikalı filozof, psikolog ve yazar olarak bilinen Rollo May, Kendini Arayan İnsan’ı yirminci yüzyılın ortalarında kaleme alıyor. O, içinde bulunduğu çağa dair bir saptamada bulunuyor. Çağının insanı umutsuzluk, anlamsızlık, karasızlık ve boşluk içinde. Bu vaziyetin köklerini araştırmaya koyulan May; bilimsel verilerden, edebi yazınlardan ve psikoloji tarihinden örnekler eşliğinde, 20’li yıllardaki insanın vaziyetine dair de çarpıcı açıklamalarda bulunuyor. Onun 20’li yıllarda insanın vaziyetine dair yapmış olduğu saptamaları The Great Gatsby’de yakalamak oldukça mümkün görünüyor.

May’e göre, çağının bulunduğu durumun kök nedenlerinden biri: Endişe. Fakat endişe insanların içine aniden düştükleri bir durum değil. İnsanın endişe içinde olmasının geçmişi eskiye dayanmakla beraber, özellikle Birinci Dünya Savaşı ardından yüksek oranda gözlemlenen olgulardan biri. Nitekim R. May endişenin modern insanın en temel özelliklerinden biri olmasının yanı sıra, 20’li yıllarda yaşayan insanların karakteristik özelliklerinden biri olduğunu söylüyor.

“Endişeliyiz çünkü hangi rolü üstleneceğimizi, hangi ilkelere inanacağımızı bilmiyoruzdur.”[1]

The Great Gatsby ile ilişkilendirecek olduğumuzda şunları söylemek mümkün görünüyor: Hatırlanacak olunursa, Nick filmin açılışında yoğun bir şekilde endişe duyduğunu belirtiyor. Filmin başında bize verilen ipucundan hareketle, onun, babasının şu nasihatini yaşamında ilke edindiği anlayabiliyoruz:

“Genç ve saf olduğum yıllarda babam bana bir tavsiyede bulundu. ‘Her zaman insanların iyi yönünü görmeye çalış.’ derdi. Sonuç olarak insanları aşırı yargılamıyorum. Fakat benim bile sınırım var.”

Nick’in bu cümlesinden, her ne kadar insanların iyi olan tarafını görmeye çalışsa da süreç içinde sınırlarının aşıldığını sonucuna ulaşmak mümkün görünüyor. İlk etapta kuzenini açık açık aldattığını bildiği Tom’un yaptıklarına göz yumması bunun bir örneği olarak değerlendirilebilir. Fakat gelinen son noktada, -çağın insan tipini temsil eden- Tom ve Daisy aracılığıyla, şahit olduğu “kayıtsızlık”, “duygusuzluk” ve “umursamazlık”, onun “insanların iyi yönünü gör” düsturuna darbe indiriyor.

muhtesem gatsby film

İlerleyen sayfalarda May, endişenin başka bir boyutunu ele alıyor ve, “Şişinmek ve ukalalık genellikle içsel bir boşluk ve kişinin kendinden şüphe ettiğinin belirtisidir; endişe hissinin üzerine örtmek için en sık başvurulan yöntem gurur gösterisi yapmaktır. Nam salan o hararetli 1920’li yılların başlıca özelliklerinden biri de kibirdi, fakat bu dönemin yaygın bir bastırılmış endişe taşıdığını biliyoruz artık,”[2] diyor.

Filmde, bu türden bir endişeye sahip olan karakterin Tom olduğu söylenebilir. Çünkü Tom’un karakterine baktığımızda, onun öne çıkan karakteristik özelliklerin birinin kibir olduğunu görüyoruz. Sık sık soylu bir aileden geldiğini hatırlatması, Gatsby’yi “sonradan görme” olmakla aşağılaması ve Daisy’yi kaybedeceğini anladığı sırada herkesin gözü önünde Gatsby’nin gerçek kimliğini açığa çıkarma çabası kibir örtüsü altında gizlenen endişeli bir karaktere örnek teşkil ediyor.

Yalnızlık

R. May’e göre modern insanın bir diğer özelliği yalnız kalma korkusu. O, bireylerin yalnızlıktan kaçınma nedenlerini pek çok açıdan ele alıyor. Ben bu nedenlerden bir tanesini ele alıp film ile ilişkisinde inceleme gayretinde bulunacağım.

R. May açısından, bireylerin yalnızlıktan kaçınma çabalarının arkasında yatan nedenlerden biri sosyal kabul görmeye verilen değer. Bu bakış açına göre, yalnız olmak toplumun nazarında bir “başarısızlık” belirtisi. “Dolayısıyla, sonsuza dek aranan ve asla yalnız kalmayan biri olarak ‘toplumsal başarıya’ ulaştığımızı kanıtlamamız gerekiyor.”[3]

Film ile bağlantısında şu çıkarıma varılabilir: Daisy, ilk kez Gatsby’nin evine geldiği sahnede ona bu kocaman evde nasıl yalnız yaşadığını soruyor. Gatsby, bu soruyu çok hızlı bir şekilde, “Yalnız değilim. Her zaman ünlü, ilginç insanlarla dolduruyorum,” şeklinde cevaplıyor.

muhteşem gatsby konusu

Bu noktada, Gatsby’nin verdiği ihtişamlı partilerle Daisy’ye “toplum tarafından kabul gören, başarıya ulaşan ve itibar sahibi bir adam olduğu” mesajı verdiği sonucuna ulaşmak mümkün görünüyor.

“Gatsby Benliğini Gerçeklikten Ayırıyor”

R. May, şimdiki zamanın gerçeklerinden kaçan kimselerin ya geleceğe dair beslediği umutla yaşadığını ya da sıklıkla geçmişine özlem duyup geçmişte yaşadığını belirtiyor.

Bu açıdan bakılınca, Gatsby’nin bir yandan yaşamını geleceğe dair beslediği umut üzerine inşa ettiğini, diğer bir yandan da geçmiş özlemiyle yanıp tutuştuğunu gözlemlemek mümkün. Çünkü, o, tüm zenginliğini gelecekte Daisy’ye kavuşacağı umuduyla elde ediyor. Yükselme hırsının arkasındaki gizil güç Daisy. Diğer bir yandan ise görüyoruz ki, onun gelecek umudu Daisy ile tıpkı geçmişteki gibi kaldıkları yerden davam edebilmek. Nick’in kendisine, “Geçmişi tekrarlayamazsın,” çıkışında bulunduğu sahnede, Gatsby, “Tabii ki tekrarlarsın. Her şeyi önceki haline geri getireceğim,” şeklinde karşılık veriyor. Ardından gelen sahnede, Nick’e, “Geçmiş hakkında yanılıyorsun ahbap,” diyor.

Hatta Gatsby’nin, bu durumu bir adım öteye taşıdığı söylenebilir. Onun, hayallerinin gerçekleştiği (Daisy’nin evine geldiği) gün dahi geçmişte yaşadığını gözlemliyoruz. Çünkü Daisy somut, kanlı, canlı yanında olmasına rağmen, Gatsby eski günlerdeki zamanları düşlüyor. May’in dediği gibi, “geleceğin “sonrasında” ya da geçmişin “öncesinde” yaşamaya çalışmak daima bir yapaylığı, kişinin kendi benliğini gerçeklikten ayırmasını da beraberinde getirir; ne de olsa insan şimdiki anı yaşamaktadır.”[4]

Buradan hareketle, “Gatsby’nin yaşamını yapay bir geçeklik üzerine kurduğu” çıkarımı yapılabilir. Onun Nick’le konuştuğu bir sahnede, dile getirdikleri bu çıkarımı destekleyici görünüyor:

“Biliyor musun, bir süre için çok şeyim var diye düşündüm ama gerçek şu ki boş biriyim. Bu yüzden hakkımda bir şeyler uyduruyorum galiba.”

Değerlendirme

İncelemeden hareketle, şu sonuçlara ulaşmak mümkün görünüyor:

Filmin öne çıkan unsurlarından “toplum tarafından onaylanmak”, “beğenilmek”, -Tom’un dediği gibi- “hayata hükmetmek”; Rolla May’in yirminci yüzyıl insanının vaziyetine ilişkin yapmış olduğu saptamalardan “yalnızlıktan kaçınmak”, “endişe halinde olmak” ve “benliği gerçeklikten ayırmak” gibi olgular, bugünden bakıldığında bize pek de yabancı görünmüyor.

leonardo dicaprio muhteşem gatsby

Örneğin, “beğenilmek”. Bugün geçmişe nazaran, beğenilme duygumuzu tatmin etmek çok kolay. İnsanlar daha öncesinde bu duyguyu -filmde olduğu gibi- şaşaalı davetleri üzerine gelen konuk sayısından veyahut kendilerine gelen davetler yoluyla tatmin ederlerken, bugün sosyal medyadaki takipçi sayılarıyla veyahut gönderilerine aldıkları beğeni oranıyla tatmin ediyor. Bu bakış açısından, “ne kadar takipçin varsa, o kadar beğeniliyorsun.” İşte, insanların içeriği ne olduğu fark etmeksizin hunharca paylaşımlarda bulunduğu sosyal medya, günümüzde de bireyin “beğenilme isteğinin” somut bir örneği olarak düşünülebilir.

Öte yandan, yine sosyal medyada sık sık “o zamanlar mutluyduk”, “keşke yeniden şu diziler olsa”, “o zamanlar her şey daha güzelmiş” gibi geçmişe özlem içeren açıklamalar eşliğinde yapılan paylaşımlar günümüz insanının “benliğini gerçeklikten koparma arzusu” içinde olduğunu düşünmeye sevk ediyor.

Notlar

[1] Rollo May, Kendini Arayan İnsan,çev. Kerem Işık, İstanbul: Okuyan Us Yayınevi, 2020, s.38.
[2] A.g.e., s. 94.
[3] A.g.e., s. 30.
[4] A.g.e., s. 253-254.

The Great Gatsby filmi hakkındaki yorum ve eleştirilerinizi Kayıp Rıhtım Forum‘da bizimle paylaşabilirsiniz.

Oyla!

Ahsen Kurtuluş

27 yaşındayım. Uludağ Üniversitesi Felsefe Bölümü ve Sosyoloji Bölümü mezunuyum. Yüksek Lisansımı Felsefe Bölümünde politika-etik alanı üzerine tamamladım. Halihazırda Felsefe Bölümü Doktora öğrencisiyim. Felsefe başta olmak üzere; sosyoloji, sinema, sanat ve psikoloji üzerine hem okumalar yapmak hem de onlar hakkında yazılar kaleme almak vazgeçilmezlerim arasında.

Isaac Asimov Hayatı Hakkında Bilgi Kimdir

Bilimkurgunun Ustası Isaac Asimov Hakkında Daha Önce Duymadığınız 15 Bilgi

Attack on Titan Finali 2. kısım

Attack on Titan Finalinin 2. Kısım Bölümleri 2022 Yılında Yayınlanacak