Gece Yarısı Güneşi Twilight

Çoksatar Kitaplarda İdeal Erkek Tipi: Gurur ve Önyargı, Alacakaranlık ve Grinin Elli Tonu

19. yüzyılda yayımlanan Gurur ve Önyargı, yıllar sonra basılan Grinin Elli Tonu ve Alacakaranlık ile ideal erkek tipi bağlamında nerede buluşuyor?

19. yüzyılda yayımlanan ve artık bir klasik haline gelen Gurur ve Önyargı, yıllar sonra okurla buluşan Grinin Elli Tonu ve Alacakaranlık kitapları ile ideal erkek tipi bağlamında nerede buluşuyor?

Herkesin farklı yönlerden idealize ettiği bir ilişki ve karşı cins var sanıyorum. Görünüş, karakter ve konum olarak bir bütün halinde durmadan hayal edilen bu karşı cinslerle ilgili hâlâ primitif beklentilerimiz de var. Ki biz insanlar ne yazık ki hep beklentileri karşılamak üzerine didinip duruyoruz. Ailemizin, toplumun, eşimizin istekleri altında bazen ezilip kalıyoruz.

Ya da daha kötüsü sadece yalnız kalınca kendimiz gibi olabiliyoruz. Sürekli devam eden bu idealizelerden aslında bize ait olmayan bir karakter çıkıyor ortaya ve ona, yani aslı olmayan bir imgeye boyun eğip tesiri altında kalıyoruz. Ne yazık. Primitif isteklere gelince artık dönemimize ait olamayacak kadar sığ ama bilinçaltımızda yer tutacak kadar güçlüler. Otorite, karşı cins, çocukluk kompleksleri yakamızı bir türlü bırakmıyor ve tercihlerimize yön veriyor. Lafı fazla uzatmadan asıl konuya geçmek istiyorum.

18. yüzyılın sonunda Jane Austen tarafından kaleme alınan Gurur ve Önyargı’yı temel alarak günümüzdeki çoksatarlar listelerinde yer alan iki ayrı türde esere göz atacağız. Bunlardan biri E. L. James tarafından yazılan Grinin Elli Tonu ve Stephenie Meyer’ın kaleminden Alacakaranlık. Temel aldığımız eser romantik bir klasik iken, diğer inceleyeceğimiz eserlerden birinin türü erotik ve diğerinin de fantastik. Buna rağmen üçünün de çeşitli ortak özellikleri var ama bana kalırsa en önemli ikisi şunlardan oluşuyor; üçü de bir kadın tarafından yazılıyor ve üçü de çoksatarlar listelerinden bir türlü düşmüyor. Diğer önemli ve incelemenin başat unsurunu oluşturacak öğe ise idealize edilen erkek tipleri.

Hadi bu erkeklere yakından bakalım.

Zengin ve Asil Beyler

Ah elbette ilk maddemiz parayla ilgili. Söz edeceğimiz erkeklerden parayı çıkardığımızda bir anda kendilerini serseri ya da işe yaramaz sapkın olarak görmek mümkün. Ama azıcık para bir anda onları bir salon beyefendisine döndürebiliyor.

Jane Austen’ın yazdığı Gurur ve Önyargı’da Elizabeth Bennet âşık olmak için Fitzwilliam Darcy adında bir soyluyu seçiyor. Hatta kitabın bir bölümünde Darcy ailesinin mülkünü gezerken kendini buranın hanımı olarak düşlemekten de geri durmuyor.

Jane Austen, Gurur ve Önyargı

Meyer’ın yazdığı fantastik aşk romanlarında da Bella Swan adlı karakterimiz tehlikelerine rağmen yakışıklı ve elbette çok zengin bir vampir olan Edward Cullen’a gönlünü kaptırıyor. Cullen ailesinin kullandığı son model arabalar, lüks kıyafetler ve evin her yerinden çıkan paralar çok defa kitapta yer buluyor.

GÖZ ATIN  Terry Pratchett ve Ergun Sav: "Fırfırık Avı" ve "Tıp Tıp"

James tarafından yazılan erotik romanda da Anastasia Steele adlı başkarakter Christian Grey adında bir iş insanına âşık oluyor. Grey tarafından alınan pahalı hediyeler, seyahatler neredeyse eserin bel kemiği. Samanlığın seyran olmasına lüzum yok, para alabildiğine sonsuza uzanıyor.

Üç ayrı türde yazılmış romandaki hanım karakterlerin hepsi çok zengin adamlarla beraber oluyor. Ama bu kadınların hiçbiri fahişe değil, bunu unutmamak lazım. Beraberlikleri üzerinden para kazanmıyorlar. Yine de aşkları karşılığında hepsi işin sonunda/kitabın finalinde büyük bir mirasa ortak oluyor.

Gurur ve Önyargı’dan yaklaşık bir asır sonra kaleme alınan Sarı Duvar Kâğıdı’nda kadın karakter bebeği olduktan sonra bir bunalıma giriyor, o dönem kadınların yazması/okuması/düşünmesi sakıncalı sayıldığından ve kendilerini hasta ettiği düşünüldüğünden zoraki bir istirahate çekiliyor. Sanırım eserin yazarı Gilman da aynı yukarıdaki yazarlar gibi “lüküs hayat oh ne rahat” nidaları atıp, kitaptaki varlıklı eşi, kadın karakter tarafından sürünerek bayıltmasaydı gayet mutlu olacaktı. Sarı duvar kâğıtlı odasında paralarını saymaya devam etseydi, belki feminizmin içi bu kadar dolu olmayacaktı.

Neyse, yukarıdaki hanımları altın kafeslerine tıkıp maddelere devam edelim.

Sönük Kadın Karakterler ve Meziyetleri

Bu üç kadın ana karakter de etraflarında pek fark edilmeyen tipler. Güzellikleri sönük, tenleri solgun olarak ifade ediliyor. Elizabeth’in ablası Jane güzellik olarak favori gösteriliyor, Bella kendinden hoşlanmıyor ve Anastasia da oldukça içine kapanık ve sıradan.

Yine de Elizabeth cüretkâr, Bella’nın düşüncelerini partneri okuyamıyor ve Anastasia da bakire olması ile Bay Grey’i şaşırtıyor. Hepsi de edebiyata düşkün; Elizabeth bir kitap kurdu ve Bella da Uğultulu Tepeler’in Heathcliff’ini dilinden düşürmüyor. Anastasia zaten edebiyat bölümünde okuyor.

Bella Swan, Alacakaranlık

Gurur ve Önyargı’nın yazıldığı dönemde dahi kitap okumak, piyano çalmak gibi hünerler mecburi kılındığından okumanın bir meziyet olduğunu hele diğer iki karakter için asla diyemeyiz.

Konuyu uzattım ama asıl bu üç kadını değerli gösteren karşı cinse karşı olan tutumları. Bu hanımların verdikleri karışık mesajlar yüzünden erkekleri onları anlayamıyor. Ha bir de reddediyorlar. Bu kadınlar müstakbel eşlerini belli aralıklarda terk ediyorlar. Onlardan ayrı kalıyorlar. Ama bu hayır deyişlerinde bile bir evet gizliyorlar ve bir biçimde erkeklerini yeniden elde ediyorlar.

Bu kadınların kendilerini ağırdan satmaları (gariptir ki satma burada yerine tam oturuyor) ve hayır derken kastettikleri evetler onları bir biçimde değerli kılıyor. Ha erkeklere gelince evet ile hayır arasındaki ayrımı artık çözemiyorlar. Bir kadın onlara hayır dediği vakit bu gerçek bir hayır olmuyor onlar için. Bu hastalıklı flört döngüsü sonunda kendine, aile kurumuna, sağlıklı ilişkilere zarar veriyor.

GÖZ ATIN  Hikâye Paylaşım Uygulaması Wattpad Kendi Yayınevini Kuruyor

Dede Korkut Hikâyeleri’nde Bamsı Beyrek sevdiğini hızlıca belli eder, erkeğiyle dövüşür. Maaday Kara Destanı’nda hanım karakter eşini görüp beğendiğini cinsel olarak da ifade etmekten geri kalmaz. Her madde sonrasında okuma metinleri önermemin sebebi ilişkilerin doğal yapısının gerçekten böyle olmadığını göstermektir. Bu iki çok eski halk edebiyatı eserinde de kadının cesaretini ve girişkenliği görüyoruz. Gerçek tutkuyu, kadın kararlığını örnekleyebiliyoruz. Yani doğru yol pek de yukarıdaki gibi olmayabilir.

Kötü ve Tehlikeli Erkekler

Bay Darcy oldukça ketum ve çevresi tarafından pek mesafeli görünen biri. Grey ise efendi/köle ilişkilerini seven ve kadınları cinsel arzularını tatmin etme aracı olarak gören biri. Edward Cullen zaten bir vampir ve Bella’nın kanını içmek için yanıp tutuşuyor. Yine eklemek gerekirse çevreleri ile olan bağları asgari düzeyde. Herkese karşı mesafeliler ve kimseyle derin bağları, büyük toplulukları yok. Adeta hepsi birer yalnız kovboy.

Tüm bu erkekler neden böylesine tehlikeli ve zor?

Bunun cevabını yine bir erkekten almamız mümkün. Albert Camus, Yabancı adlı varoluşsal romanında buna bir açıklama getiriyor:

“Kadın dostlarımızın Napolyon Bonapart’la şu ortak yanları vardır ki, herkesin başarısızlığa uğradığı yerde başaracaklarını sanırlar.”

Anlayacağınız kadınlar gerek anaçlıklarıyla, gerek de işgüzarlıklarıyla bir erkeği değiştirmenin maharet olduğuna inanır. Böyle bir değişimin var olmasıyla kendilerini özel bir konuma koyacakları kesindir. Söz gelimi hiç duvarlarını yıkmamış, kapılarını açmamış sorunlu erkekler kadınların uğraşmayı sevdiği bir alan olmuştur. Böylelikle kendileri daha önce hiçbir kadının başaramadığı erkeği yola getirme arzusunu yerine getireceklerdir.

Kadınların çocukları gibi eşlerine de baktıklarını aslında gözlemleyebiliriz. Eski zamanlarda bir evi çekip çevirmek, eşinin giyeceklerine karar vermek ve bebek bakımının üstüne düşmek kadınlar için bir iş, bir sorumluluktu. Ve böyle bir evlilik erkeklerin kendi iş hayatlarında daha başarılı olmalarını sağlıyordu. Erkekler hem soylarının devamı sağlanıyor hem işe gidecekken ne giydiklerine karar vermiyor hem de akşamları yemek yapma dertlerine düşmüyorlardı. Ve evet bu tür günlük ritüellerle zaman harcamayan erkek, başarılı da oluyordu. Ama şimdi kadınların da aynı üretkenlik sürecine girdiğini görüyoruz. Roller eşitleniyor ve devir değişiyor. Yine de hanım arkadaşlarımızın bir erkeği büyütme arzuları dinmiyor.

Anastasia Steele, Grinin Elli Tonu

Onun yerine evlenip hızla çocuk yapıyorlar. Bella da Anastasia da eşleri pek çocukla ilgili olmasa da bebek konusunda ısrarcı oluyorlar ve bunun sonunda da partnerleri ailelerine daha çok bağlanıyor. Gerçek hayatta böyle olmaz ama, bebek ya da evlilik belgesi mucizeler doğurmaz.

GÖZ ATIN  Twilight: Midnight Sun, İlk Kitapta Eksik Olan Bir Sahne İçerecek

Virginia Woolf, Kendine Ait Bir Oda adlı eserinde kadınlara şu öğütleri veriyor:

“Para kazanın, kendinize ait ayrı bir oda ve boş zaman yaratın. Ve yazın, erkekler ne der diye düşünmeden yazın!..”

Demem o ki gerçek anlamda kafanızı meşgul eden işler oldukça bir erkeği bir proje olarak görmemek mümkün.

Mazoşist Kadın Tipi

Huysuz erkekleri akıllandırma çabasından daha kötüsü de var aslında. Bu karakterler başta da yazdığımız gibi kadına zarar verme potansiyeli yüksek kişiler. Bu konuda görece Austen’ın karakterinin yarattığı tahribat daha çok psikolojik. Mr. Darcy, Elizabeth’in ailesini düşük görüp kendine yakıştırmıyor. Ama diğer iki karakter olan Grey ve Cullen açısından durum pek iç açıcı değil. Örnek verecek olursak bu iki erkek de cinsel ilişkileri boyunca kadın başkarakterlerimize acı veriyor.

Kadın karakterlerinse bu hoşuna gidiyor.

Bu büyük bir sorun. Kitaplarda, dizilerde, filmlerde kadınların gerçekten hayır diyememesine, zarar görmekten hoşlanmalarına, zorlama ilişkileri sevdiklerine dair yüzlerce öğe var. Böyle bir yanılsamanın ne denli tehlikeli olduğunu kısa bir akşam haberlerinde görmek mümkün. Austen dönemi için sınırları zorluyor, buna hak veriyorum. Kendisinin tüm eserlerinin sonunun mutlu bir evlilikle bitmesini dahi başarı olarak görebilirim kendi devri için. Ama iki binlerde, iki ayrı kadın tarafından yazılmış, iki kitap için ne söylenebilir?

Belki en kolayı toplumun istekleri diyerek konuyu kapatmaktır, toplumun bizden oluştuğunu göz ardı ederek. Okuduğum istatistiklere göre Gurur ve Önyargı periyodik olarak dizilere ve filmlere uyarlanmakta, popülerliğini hep arttırmakta. Aynısını Maksim Gorki’nin Ana’sı için diyemeyiz. Ne yazık.

Çoksatar Kitaplarda İdeal Erkek Tipi Hakkında Son Sözler

İdealize edilmiş erkekler ve ilişkiler her zaman birbirinden farklı oldu bu zamana dek. Ancak bir toplum hastalığına dönüştüğünü de gördük bu ideallerin. Bunu bir derece düzeltmek ve doğruyu öğretmek hâlâ bizim elimizde. Füsun Akatlı, Nimet Tuna ve Tomris Uyar’ın bir araya gelip ideal erkek için çıkardığı listeyi gidilecek yol olarak görmek de mümkün hem.

Şaka bir yana Wattpad ve günümüz çoksatarlarında bir nebze dikkatli olmakta yarar var. Süregelen hastalıklı ideal belki de doğru bir yönlendirme değildir.

Peki siz bu konuda neler düşünüyorsunuz? Kayıp Rıhtım Forum’da bizimle yorumlarınızı paylaşmayı unutmayın.

* * *

* Wattpad Kitapları ve Kadının Değersizleştirilmesi

antares




Sanat tarihi, Türk mitolojisi ve fantastik edebiyat meraklısı; sıklıkla okur, çizer, yazar.

Çoksatar Kitaplarda İdeal Erkek Tipi: Gurur ve Önyargı, Alacakaranlık ve Grinin Elli Tonu için 12 yorum

  1. Beğendim yazıyı. Bu mevzuda kalem oynatan yahut klavye tıkırdatan çok insan yok, bu türden metinleri daha çok görmek isterim.


  2. asfgdjh dedi ki:

    Güzel bir yazı olmuş gerçekten. Aşk ve Gurur’u kendi dönemini (evlilik baskılarını, kızların o dönemde evlenmek ve ideal bir eş olmaktan başka vasfı olmadığı gibi düşünceleri) başarılı bir şekilde anlattığı için beğeniyorum. Ancak düşününce Mr. Darcy’nin ideal erkek tipine uyduğunu yeni yeni fark ediyorum.

    Alacakaranlıktan sonra katlanarak artan wattpad kitaplarından tutun da hemen hemen bütün kitaplarda bulunan haşin ve zengin -bad boy- erkek tiplemesinden bahsetmeye gerek bile yok zaten. Ama yazıya küçük bir eleştiri getirecek olursam kadınların erkekleri değiştirmeyi maharet sandığı yere söylerim bunu. Olay bir erkeği değiştirmekten ziyade son dönemlerde artan bad boy diyebileceğim zengin dediğim dedik erkek tipine düşkünlük ve kimseyi sevmeyen bu erkek benim için her şeyi yapabilir düşüncesidir. Ve genç kızlık fantazisinden ileri de değildir bu. Kendini geliştiren kendini bilen kimsenin bu erkek tipine tutulmayacağı kanaatindeyim. Umuyorum en azından…


  3. Okumak ayrı, bilinçaltının komutları ayrı bence. Insan travmalarının esiri oluyor, ailesinden gördüğünü uyguluyor vs vs. Çok bilgili ve kariyer sahibi hanımların erkek seçimleri kendileriyle paralel olmuyor çoğu defa.


  4. M3rett0 dedi ki:

    Bu durum neden böyle? Çünkü okuyucu kitlesi bunu istiyor. Sadece genç kızlar da değil, evli çocuklu 40 yaşında kadınlar bile böyle. Facebook’ta YA Fantasy Addicts diye bir grup var. Bana inanmıyorsanız girip bakabilirsiniz, gözünüz açılır.


    Edit: Bunları okuyanlar konu hakkında ne düşünüyor merak edenler için biraz arama yaptım ve şu gönderiyi buldum.




  5. isos81 dedi ki:

    Çok haklısınız. 20 yıllık ataerkil yetiştirilişim ile 20 yıllık eğitim hayatım sürekli birbiri ile çatışma halinde.


Çoksatar Kitaplarda İdeal Erkek Tipi: Gurur ve Önyargı, Alacakaranlık ve Grinin Elli Tonu

19. yüzyılda yayımlanan Gurur ve Önyargı, yıllar sonra basılan Grinin Elli Tonu ve Alacakaranlık ile ideal erkek tipi bağlamında nerede buluşuyor?

Başa dönün