Avengers: Endgame’den Beklediklerimiz ve Aklımızdaki Her Şey!

Bir yıllık bekleyiş, tonlarca duygu birikimi, 11 yıllık emek... 22 filmlik serinin zirvesine nihayet ulaştık. Filme gitmeden önce son bir kez yapımdan neler beklediğimizi anlatmak istedik.

Avengers: Endgame filmini izlemeden önce, bu destansı finalden neler beklediğimiz hakkında uzun uzun konuştuk. Avengers için bu büyük adıma kendinizi hazır hissediyor musunuz?

1. Captain Marvel ve diğer tüm karakterlerin bir araya gelmesi, Tony ve Nebula’nın kurtuluşu

Kısacası filmin başları. Bunu bu kadar özel yapansa 11 yıl boyunca ortaya koyulmuş filmlerin, bayıldığımız karakterlerin bu sefer planlıca, amaçlarının ne olduğunu tam bilerek bir araya gelmiş olmaları. Arkadaşlarını kaybetmeleri ve bu sebeple intikamlarını almayı, her şeyi yoluna koymayı her şeyden çok isteyen karakterlerimizi bir arada görmek oldukça heyecan verici. Natasha, Steve, Thor, Bruce, Okoye, Valkyrie, Rocket, War Machine, Scott, Wong… Hele bir de Carol Denvers’ın Avengers üssüne sağlam bir giriş yaptığı ve “Where’s Fury??!” çıkışını yaptığı After Credits sahnesini hatırlayınca, fragmanlardaki kararlılığını ve çok daha fazlasını vadettiğini de görünce, harika bir ekip çalışmasının bizi beklediğini ve Endgame’in, ‘son oyun’un hakkını vereceklerini hissetmemizi sağlıyor.

Tony ve Nebula’nın kurtuluşu ise Carol’ın yardımlarıyla olacak yüzde doksan dokuz. Gerçekten de umutsuzluk içinde geçen sahnelerden; Infinity War sonrası girdiğimiz üzüntülü ruh halimizden sonra yüreğimize büyük bir su serpecek bu olaylar dizisi. Bir an önce kurtulsunlar, bir araya gelsinler ve Thanos’un poposuna tekmeyi vursunlar!

(Ek olarak, Thor ve Captain Marvel ikilisi demek ve gerisini size bırakmak istiyorum.)

2. Natasha ve Clint’in yeniden bir araya gelişleri

Bunu bu kadar özel yapan şey bu karakterlerimizin orijinal Avengers ekibi içerisindeki en yakın, en sıkı iki dost olması. Natasha’yı bir suikastçi olarak yetiştirilmiş ve hayatını buna adamış şekilde yaşıyorken ‘iyi amaçlar’a yönlendiren, onun elinden tutan Clint olduğunu biliyorduk. Bu sefer, tıpkı Clint’in onun elinden tuttuğu gibi, Natasha da Clint’in içinde bulunduğu keder ve öfkeyi dindirebilecek, onun yanlış yönlere sapmasını önleyebilecek tek insan. Aileden biri. Bu dostluğu bir kez daha ekranda görecek olmak; beraber çalışmalarını, birbirlerine olan desteklerine bir defa daha şahit olmak filmin en duygusal yanlarından biri olacak. Buna bu listede yer vermeyi özel olarak bir görev biliyorum kendime.

3. Hulk’ın yeniden sahalara dönüşü

Avengers filmlerinde ortalığı yıkan, düşmanların canına okuyan, Thor: Ragnarok’ta arenaları ciddi anlamda sallayan Hulk’ımız maalesef Thanos karşısında korkunç derecede içine kapanmış ve film boyu ortaya çıkmayı reddetmişti. Hal böyle olunca da hepimiz sinir krizinden sinir krizine girmiş, “Şimdi Hulk olmalıydı tam!” diye düşünerek dizlerimizi dövmüştük. İşte bu bekleyiş de bu filmle beraber sona erecek, Yeşil Dev’imiz tüm gücünü, kudretini ve öfkesini ortamlarda gösterecek. Umutlar büyük, seni bekliyoruz Koca Adam!

4. Nebula ve Thor’un Thanos’la karşı karşıya gelişi

“Evet, Thor’u anladık, peki ama Nebula?” diyenleriniz olabilir, tabii umarım demiyorsunuzdur.

Genel olarak baktığımızda Thanos’un canına okumak için ciddi anlamda kişisel sebepleri olan üç kişi Drax, Nebula ve Thor. Haydi biraz bu sebeplere bakalım.

Drax’in ailesi zamanında Thanos tarafından öldürtülüyor, bunun Drax’te yarattığı kederi daha onu ilk tanımaya başladığımızdan beri fark ediyoruz. Hep bir şekilde eşinden ve kızından bahsetmesi, onlara olan bağlılığını her an yaşatması hep gözlerimizin önünde. Onları unutamaması, yaşadığı her günü onların intikamın almak için yaşaması ise herkesçe bilinen bir gerçek.

Thor’un gözleri önünde (üvey) kardeşi Loki Thanos tarafından boynu kırılarak öldürülüyor. Loki her ne kadar Fesatlık Tanrısı olarak geçse ve Thor’u defalarca kandırmış olsa da eninde sonunda bu iki kardeş birer çocuk saflığı ile bir araya geliyor ve birbirlerine destek oluyor. İlk Thor filminden beri değişmedi bu pattern. Loki ihanet de etse, kendi sahte ölümünü de tezgahlasa eninde sonunda yine bu ikili bir şekilde ‘kardeş’ olduklarını hatırlıyor ve zıtlıklarına rağmen birbirlerine güç veriyorlar; Thor Loki’ye olan sevgisini tam anlamıyla yitiremiyor, çünkü Loki onun ailesi, Thor da Loki’nin. Dönüp dolaşıp geldikleri yer yine birbirlerinin yanı oluyor.

Özellikle Loki’nin Thor: Ragnarok’un sonlarına doğru gösterdiği kahramanlıklar sonucu bu iki kardeş halklarıyla yeni bir ev bulma umuduyla yola çıkmalarıyla birlikte, “Bu ikiliye bayılıyorum!” demekten kendimizi alamamıştık. İşin üzücü yanı ise bunun çok kısa sürmüş olması oldu, Thanos’un Asgardlıları katletmesi ve bir kez daha kahramanlık yapmak isteyen Lok bu kez ölümden kaçamadı. Zaten The Dark World’dea annesini, Ragnarok’ta ise babasını kaybeden Thor, geriye kalan tek aile ferdini de yitirmiş oldu. Bunun da yanında Thor, Thanos’un ve yardımcılarının kıyımı yüzünden Heimdall da dahil olmak üzere tanıdığı ve sevdiği diğer herkesi de yitirmişti yine Infinity War’un başında. Şimşeklerin Tanrısı’nın motivasyonları da bu şekilde oluyor.

Nebula’nın ise iki farklı sebebi var

Birincisi çocukluğunda Thanos’un ona yaşattığı psikolojik ve fiziksel travmalar. Hatırlarsak Guardians of The Galaxy 2’de Thanos’un Gamora ve Nebula’yı dövüştürdüğünü ve Gamora her seferinde Nebula’yı yendiği için Nebula’nın gözü ve beyni de dahil olmak üzere vücudunun pek çok parçasını söküp birer makine ile değiştirdiğini kendi ağzından öğreniyoruz. Bu sebeple Nebula içten içe babasından intikam alma planları yapıyordu hali hazırda. Her fırsatta babasına duyduğu nefreti ve onu mahvetmek istediğini dile getirmekten kaçınmıyordu.

GÖZ ATIN  Marvel Evreninin En Güçlü 20 Kötü Karakteri

Infinity War ile birlikte de ikinci bir sebep eklenmiş oldu: Thanos’un ‘Soul Stone’ yani ‘Ruh Taşı’ uğruna Gamora’yı feda etmiş olması. Her ne kadar Nebula ve Gamora Guardians of The Galaxy 2’nin sonlarına doğru yeni yeni barıştıysalar da, birbirlerinin sahip oldukları tek aile olduğunu geç de olsa fark etmişlerdi – ekip dışındaki aileden bahsediyorum – ve Thanos’un yalnızca ‘ideal’ini ön plana koyup kendi hareket etmesi ve Gamora’yı – en sevdiği evlatlığını – feda etmesi sonucu ‘o’ ailesini de kaybediyor Nebula. Bu yüzden Nebula’nın öfkesinin boyutu diğerlerine göre çok daha ayrı.

İşte tüm bu sebeplerden ötürü Nebula, Thor ve Drax üçlüsü Thanos’tan intikam almak için en çok yanıp tutuşan karakterler olarak gösterilebilir. Maalesef Drax’in ‘decimation’ (kıyım) ile birlikte yok olan karakterlerden olması sonucu geriye Nebula ve Thor kaldı. Bu ikilinin de acılarının Drax’e göre daha taze olduğunu düşünürsek, çok daha çekişmeli, vurucu sahneler görme şansımız varmış gibi gözüküyor.

5. Steve ve Tony’nin bir araya gelişi

“E tabii ki, bunu yıllardır bekliyoruz!” diyor olabilirsiniz. Yine de bu listeye eklenmemiş olsaydı asla olmazdı.

Yüzbaşı Bucky Barnes’ın HYDRA’nın eline esir düşüp onların deneylerinde kullandıkları bir suikastçiye dönüşmesi gibi olayları The Winter Soldier’da öğrenmeye başlamıştık. Bucky ile yıllaaaar sonraki ilk karşılaşmasında sarsılan Steve, sonrasında olanları öğrenince Bucky’nin mağdur olduğuna kanaat getirip ona her halükarda yardım eli uzatmaya çalışmıştı. Civil War’da ise Sokovia Antlaşması’nın imzalanacağı sırada Black Panther’imiz olan Wakanda Kralı T’Challa’nın babası, o dönemki Wakanda Kralı T’Chaka’nın da ölmesine neden olan patlamadan sorumlu tutulan, aranan kişi Bucky olduğunda Steve yine kolları sıvıyor ve eski dostunun peşinden gitmişti.

Bunlara ek olarak

Taa filmin başında yanlış giden operasyondan tutun da, diğer tüm mücadeleler için (New York ve Sokovia) ekibimiz Birleşmiş Milletler tarafından suçlu tutulduğuna şahit olmuştuk. Her ne kadar yaptıklarının kahramanlık amacı taşıyor olmasına rağmen, çevreye, insanlara verdiklerin zararın da bir o kadar büyük olması ‘Yenilmezler’in Konsey Denetimi’ne girmesi’ gibi şeylerin söz konusu olmasını beraberinde getirmişti. Tony’nin ekip olarak sorumlu oldukları zarar ve kayıplardan ötürü yaşadığı üzüntü, öfke antlaşmayı imzalamayı isteyen taraf olmasına neden olmuşken, Steve’in tüm bu organizasyonların zamanla her şeyi sadece kendi istedikleri şekilde ve zamanlarda yönlendireceklerini düşünerekten ve tabii ki önceki deneyimlerinin de etkisiyle bu antlaşmayı imzalamayı reddeden taraf olmuştu. Tüm bunlara bir de antlaşmanın imzalanacağı gün meydana gelen patlamadan Bucky’nin sorumlu tutulması da eklenince bu iki karakterimiz amaçlar doğrultusunda zıt düşmüşlerdi. Tony’nin ailesinin ölümünden sorumlu olanın da (beyni yıkanmış) Bucky olması olayları son seviyeye getirerek tamamen bir ayrılığa sebep olmuştu.

Oysa zıt karakterlerine, ideolojilerine rağmen bu ikilinin bir arada olduğu bir ekip ciddi bir başarısızlıkla karşılaşmadı baktığımızda. Ayrı kaldıkları ve girdikleri mücadelelerden en büyüğü ve en korkunç sonuca sebep olanı da tabii ki Infinity War oldu. Her düşünüşümüzde “Bir arada olsalardı bunlar olmazdı ki!” diye düşünmekten kendimizi eminim alamamışızdır. İşte, Endgame bu noktada özlediğimiz karakterleri, özlediğimiz ekibi, takım ruhunu yine ve son kez bizle buluşturacak olmasıyla bile önemli bir film olduğunu fazlasıyla gösteriyor bizlere.

Tüm hayatı zorluklarla geçmiş olan, bunların getirisi olarak yaptığı tercihleriyle ve kendini adamışlığıyla adım adım kahraman olmuş bir adam Steve Rogers. Tony Stark ise onun tam olarak zıttı olan, hayatın gerçeklerinden para ve hovardalıkla kaçabildiği kadar kaçacağını sanan ama asla büyümemiş, günün birinde ise kaçtığı gerçeklerin ortasına düşüp silkinmiş ve kahraman olmak için elinden geleni ardına koymayan bir hale gelmiş bir dahi. İşte bu adamların küslüğü her şeyi mahvettiği gibi bizleri de oldukça üzdü. Ama bu sefer, bu zıt iki insan canları pahasına, insanlık ve dünyanın geleceği uğruna her şeylerini BERABERCE ortaya koymaktan başka çarelerinin olmadığının farkındalar. O ilk karşılaşma anlarını bu kadar özel yapan da bu. Heyecanla, özlemle bekliyoruz!

6. Pepper ve Tony kavuşması

İlk Ironman filminden bu yana bu ikilinin üstesinden geldiklerine bakarsak gerçekten de kavuşmayı hakkettiklerini söyleyebiliriz rahatlıkla.

Oldukça genç bir yaşta, tam da onlara ihtiyacı varken anne ve babasını kaybeden Tony sonrasında milyarder bir playboy ve bir dahi olarak ortamlarda gözükse de aslında yakını olarak gördüğü ve cidden değer verip kendilerinden değer gördüğü kişi sayısı bir elin parmaklarını geçmeyecek kadardı. Ya karizmasında, ya gücünde ya da parasında gözü olan kadınlar, ‘arkadaşlar’ ve benzeri insanlarla dolu, sahte ötesi bir çevresi vardı. Hoş, kendisi de o insanlara değer vermeyen, tutkusu tamamen bilime yönelik olan bir adam olarak çıkıyordu karşımıza.

İlk filmde onca yıl ‘amca’ olarak benimsediği Obediah’tan yediği darbelerle güçlenen, bu esnada Pepper’ın farkına varmaya başlamış bir Tony vardı. Sonrasında ikinci ve üçüncü filmde hepten yakınlaşan ve bir araya gelen ikili harika bir kimyaya sahipti. (Bunda Robert Downey Jr. Ve Gwyneth Paltrow’un harika dostluklarının ve kimyalarının etkisi oldukça fazla.) Tony’nin Avengers ile, dolayısıyla da tehlikelerle dolu yaşamı sebebiyle ilişkilerine bir müddet ara vermiş olsalar da, sonrasında bir araya gelişlerinde evlilik kararı almalarıyla birlikte hepimizin yüzü güldü.

GÖZ ATIN  Stan Lee Cameo'ları Hakkında Üzücü Haber

Infinity War’da ise ayrı kalan çiftimiz, Tony’nin uzayda mahsur kalmasıyla birlikte hiç geçmedikleri kadar zor zamanlardan geçmeye başladılar. Her ne kadar fragmanlarda bu ikilinin kavuşucağını görsek ve Endgame için yayınlanan ilk fragmanda yüreklerimizi burkan o ‘son mesaj’ın bir son olmadığını düşünsek de; her şeye hazırlıklı olmakta fayda var bunda da. Yine de kavuşacakları üzerinden gidersek, hayatta en değer verdiği insan olan annesini ve sonrasında gelen babasını da aynı anda kaybeden, veda şansı bulamamış Tony’nin, bu kez gerçekten de sağlam bir veda etme şansı bulacağını düşünürsek yanılmış olmayız. Tabii bu Tony’nin hayatını kaybetmesi durumu geçerli.

Eğer çok sevgili dâhimiz ve milyarderimiz, Tony’miz hayatını kaybetmez ise, tüm bu yaptıklarından sonra Pepper ile daha sakin, inzivaya çekilmiş bir hayata doğru yol almaya başlarlar diye düşünebiliriz, umarız da öyle olur. Zira bu ikili her koşulda birbirini destekleyen, birbirini dinleyen ve tüm sahteliklere rağmen bir bağ kurabilmiş, birbirlerini bulmuş insanlar. Tony’nin bu ailesini kaybetmemesi en büyük temennimiz.

7. Steve ve Peggy’nin Dansı

MCU içerisinde içimize en çok oturan olaylardan biri de Captain America: The First Avenger’da Steve ve Peggy’nin asla o dansı edememiş olmalarıydı. Film boyunca bu ikilinin adım adım yakınlaşmasını, birbirine karşı duydukları saygı ve sevginin oldukça güzel ve abartısız biçimde sunuluşunu izlemiştik. İkilinin gerçekten de önemli bir adım daha atmış olacağı o dansı edebilmelerini dilemiş olsak da, sonuç hüsran oldu, o sözler öylece kalakaldı. Steve’in Peggy’ye karşı olan hisleri ise, onlarca yıllık uykusundan uyandığında ve devamında da devam etti.

Tabii burada bir parantez de açmak lazım. The Winter Soldier’da Sharon Carter’la tanışan ve başta onun gerçek kimliğini bilmeyen Steve, Sharon’dan hoşlanıyordu bir miktar, kimliğini öğrendikten sonra da tereddütte kaldı ama kısa süreli bir yakınlaşma da yaşadı bu iki karakter. “Şahit olduk ama keşke olmasaydık” dediğimiz şeylerden biriydi. Zira sevdiği kadını her şeye rağmen kalbinde taşımasını bilen, başkalarına da hiç bakmayan kaptanımız, birden bire onun yeğeniyle yakınlaştı. Olayın büyüsü bozulmaya başladı. Bizim tanıdığımız kaptana yakıştıramadığımız bir şey olan bu durum neyse ki uzun sürmedi, üstüne üstlük her fırsatta Peggy’nin lafı geçmeye, hatırlanmaya devam etti. Bu sayede bir nebze rahatlayabildik biz seyirciler de.

Çok uzatmayayım, olası zaman bükülmesi, yolculuğu durumlarında – hele bir de hayatını kaybedecek kahramanlarımızdan biri de Cap ise – o dansı edebilmesini, gerçekten de hayatında bazı şeyleri yaşayabilip o şekilde aramızdan huzurla ayrılmasını görebilirsek üzüntümüz birazcık hafifleyebilir. O dansı sanki biz edememişiz, bizim hayatımız yarım kalmış gibi hissettik, Cap ile empati kurup durduk. O bunu kesinlikle hak ediyor, hatta çok daha fazlasını.

8. ‘Decimation’ haricinde hayatını kaybeden karakterler: Loki, Gamora ve daha niceleri

Belki de en ani ve en vurucu ölümlerdendi bunlar Infinity War içerisinde. Elbette ‘decimation’ yüzünden de ani ve vurucu olmayan bir ölüm kalmadı. Her bir kahramanımızın toza dönüşmesiyle birlikte kahrolduk, şok geçirdik, sinir krizine girdik. Ne var ki Loki ve Gamora’nın ölümleri tam anlamıyla olduğumuz yerde kalmamıza; bu ölümlerin geri dönüşü olup olmadığı konusunda uzun süre kafa patlatmamıza sebep oldu. Decimationla birlikte silinen karakterlerimiz dönüşünü pek ala bekliyorduk ama peki decimation dışında ölenler?

Bu noktada da şöyle iki farklı düşünce arasında gidip gelmeye başladık kimilerimiz: “Gauntlet ele geçirilirse ve zaman taşı kullanılırsa o ölümler de geri alınabilir aslında.” , “İyi de her ölen geri getirilebilecekse de bunun sonu olmaz ki, onu da, şunu da, bunu da derken tüm insanları geri getirmek gerekir, yıllar öncesinde ölen herkesi. Bu ne kadar mantıklı bir teori olur ki?”. Gerçekten de düşüne düşüne, bu iki düşünce arasında loopa gire gire streslendik. Sonrasında da Russo Kardeşler’den gelen “Loki kesinlikle öldü.” açıklamasıyla bir kez daha başımızdan aşağı kaynar sular indiğini hissettik

Yine de unutmayalım, Marvel Sinematik Evreni’nden bahsediyoruz, her an her şey mümkün. Hele ki söz konusu Loki yani God of Mischief ise, gerçekten de her an her şeye hazırlıklı olmak gerekiyor. Kendi kardeşini bile hem bıçaklayıp hem de çok seven bir karakterden bahsediyoruz, kimbilir bizlere ne yapar? Russo Kardeşler’e de bu sebeple şüpheyle yaklaşmamız gerekiyor kesinlikle.

Gamora konusuna gelecek olursak: Kendisi Thanos tarafından Ruh Taşı uğruna feda edildi. Kendi kızını, en sevdiği evlatlığını idealleri uğruna kurban etmiş olan Thanos’un bu hareketinin geri dönüşü olup olmayacağı da tıpkı Loki’de bahsettiğim gibi bir muamma. Onsuz bir Guardians ekibi düşünmekte zorlanırız eminim ki çoğumuz. Bu yüzden onun da dönüşünü dört gözle hatta bin gözle bekliyoruz desek abartmış olmayız.

GÖZ ATIN  Avengers: Endgame Tüm Zamanların En Çok Hasılat Yapan 2. Filmi Oldu

9. Adam Warlock?

Şimdi ne alaka diyecek olanlarımız çıkabilir, bu sebepten ötürü bu ismi neden dile getirdiğimi kısaca açıklamak istiyorum. Guardians of The Galaxy 2 esnasında Rocket’ın Bataryaları teslim etmek yerine çalmış olması sonucu Sovereign Baş Rahibesi Ayesha ekibimize karşı savaş başlatmıştı. Film boyunca pek çok tehlike ve karmaşanın yanında bir de Sovereign ile iki defa mücadele etmek durumunda kalmıştı Koruyucular. Her iki seferde de yenilen Baş Rahibe Ayesha’nın her şeye rağmen pes etmemiş olduğunu da After Credits’te görmüştük. O güne dek zaten ‘mükemmel’ olacak şekilde tasarlamış olan Sovereign ırkının da ötesinde, güçlü, harika ve ortalığı titretecek bir gen dizilimine sahip yeni bir organizmanın gelişim aşamasında, kozasında olduğunun haberini almıştık.

Ayesha’nınsa bu özel varlığa “Adam” ismini verdiğini öğrenmiştik. Bu kadar iddialı bir karakterin geldiğini ve adının da Adam olduğunu duyunca bunun bir tesadüf olmayacağını düşünerekten “Acaba Adam Warlock olabilir mi?” diye çeşitli düşünceler de belirdi kimilerimizin aklında. Bilmeyenler için Adam Warlock’un Marvel Comics’teki yerini de özetleyelim. Kendisi aslında bir grup dünyalı bilim insanı tarafından ‘kötü’ emeller için geliştirilmiş olan ama sonra bu planların farkına varıp iyiliği tercih eden ve bu uğurda mücadele eden bir karakter olarak karşımıza çıkıyor çizgi romanlarda. Hatta ve hatta Thanos’la mücadele eden, Gamora ve başka karakterlerle de iş birliği yaparak Thanos’u alt edebilen bir karakter olarak da geçiyor. Kendisini daha çok merak edenlerin araştırma yapmalarını tavsiye edebilirim şu an için.

Endgame’de Adam’ı direkt olarak görüp görmeyeceğimiz muamma. Belki de kozasından çıkışını ya da benzer ayarda, kısa süreli bir sahnede kendisiyle ilgili bir bilgiye ulaşabiliriz. Ulaşamasak bile onu garanti olarak görebileceğimiz yapım olarak Guardians of the Galaxy 3’ü gösterebiliriz. Yine de bu karakterle ilgili bir şeyler görebilir miyiz diye meraktayız bazılarımız, bakalım neler olacak?

10. Yeni Bir Kötü

Her ne kadar belli kaynaklarda, Prömiyer’de After Credits’e rastlanmadığı söylense de; yine de dördüncü faza geçişte bizi yepyeni bir villain ile de tanıştırmalarını beklememiz gerektiği kanısındayım, ya siz? Çünkü Thanos’la mücadeleden galip çıkılsa bile evrende daha tonla tehlike arz eden ve kaosu beraberinde getirecek pek çok karakter var. En çok da Galactus gibi bir karakterin gelişi, olayları bir üst kademeye taşıyabilir. Ancak burada bir nokta daha var. Galactus gibi oldukça güçlü, Marvel’ın en en en azılı villainlarından biri olan bu kozmik varlık, hemen Thanos’un ardından seyirci karşısına sokulur mu? Yoksa araya daha birkaç tane süper kötü ekleyip, MCU’nun bilmem kaçıncı fazında, tam anlamıyla doruk noktaya ulaşıldığında mı bu varlıkla karşılaşma şansını yakalayabiliriz? Hepsi mümkün.

Böyle bir karakteri hemen harcamak, şu an zirvede olan ve adeta Altın Çağı’nı yaşayan Marvel için acemice bir hareket olabilir. Bunun dışında Mysterio’nun yeni Spidey filmi ile birlikte ortamlara giriş yapması da sonrası için tahminlerimizi yönlendirecek şeylere sebep olabilir. Şu an için konuşmak çok erken. Tek söyleyebileceğimiz şey: Disney karakterlerinin büyük çoğunluğunu tek çatıda birleştirme şansına sahip ve bunu da olabildiğince akıllı kullanırsa hem kahramanlar hem de villainlar konusunda çok daha iyi işlere imza atabilir. Phase 4’te olmasa bile diğerlerinde çok daha geniş bir evren ve karakterler bütünü bizi bekliyor, düşünsenize!

11. Ve elbette…Tüm kahramanlarımızın bir araya gelmesi

Bunu beklemeyen var mı? 11 yıl, 22 film. Yüzlerce karakter. İşte şimdi, bu yılların, bunca emeğin, bu güzel hikâyeler zincirinin merkezine ulaşmışken hepimizin isteği, düşüncesi son kez görüceğimiz karakterlerle görmeye devam edeceğimiz karakterlerin hep beraber olduğu; tüm güçlerini birleştirdiği ve Thanos’un canına okuduğu ‘o’ sahneyi görmek. Düşüncesi bile heyecanınızın doruk yapmasına sebep oluyor, değil mi? Yalnız değilsiniz. O zaman: AVENGERS, ASSEMBLE!

Bu yazıyı hazırlamamı gerçekten de büyük bir sabırla ve olağanüstü bir hoşgörü ile beklemiş olan, önemli katkılarda bulunmayı da ihmal etmemiş biricik Kaptan’ımız, çok sevgili Hakan Tunç’a ve yazımı hazırlama sürecimin her aşamasında bana kendi bakış açısı ve bilgi birikimiyle önemli boyutta katkıda bulunma inceliğini gösteren çok sevgili Atakan Uçar’a sevgi, saygı ve teşekkürlerimi içtenlikle iletmeyi bir borç bilirim. Sağ olun, var olun!

Herkese iyi seyirler, dilerim ki harika bir film izleriz! İstikamet: sinemalar!


Peki siz Avengers: Endgame hakkında ne düşünüyorsunuz? Avengers: Endgame finalinden beklentileriniz neler? Yorumlarınızı bizimle paylaşmayı unutmayın!

* Avengers: Endgame Öncesi Mutlaka İzlemeniz Gereken Marvel Filmleri

* ANKET: Avengers: Endgame Filminde Kim/Kimler Ölecek?

* Avengers: Endgame Filmine Hayran Yapımı Fragman

* Bir Devrin Sonlanışına Adım Adım: Avengers Endgame

* Avengers: Infinity War’un Meşhur Sahnesini 16-bit Olarak İzleyin

96, İzmir. Meraklı, coşkulu ve çocuksu. Çok yakında ‘ailenizin kimyageri’ unvanını almayı bekliyor. Her türden dizi, film ve kitapla haşır neşir olmaktan keyif alır, üzerlerine konuşup yazmaksa onu gerçekten çoook heyecanlandırır. Yeri geldiğinde kendisi için ‘acemi bir geek’ kalıbını da kullanmayı tercih etmekte olup, bu aralar çizgi romanlara da zaman ayırmaya çalışmakta. Müzik ise hayatının olmazsa olmazı.

Avengers: Endgame’den Beklediklerimiz ve Aklımızdaki Her Şey!

Bir yıllık bekleyiş, tonlarca duygu birikimi, 11 yıllık emek… 22 filmlik serinin zirvesine nihayet ulaştık. Filme gitmeden önce son bir kez yapımdan neler beklediğimizi anlatmak istedik.

 

 

Başa dönün
Daha fazla Geek, Liste, Sinema
Avengers: Endgame Filmi Vizyona Giremeden Sızdırıldı!

Milyonlarca izleyicinin merakla beklediği Avengers: Endgame filmi, dünya çapında vizyona girmesine saatler kala korsanların ellerine...

Kapat