in

Taş Kentin Kroniği: Bir Kentin Değişen Renkleri

Booker ödüllü İsmail Kadare, Taş Kentin Kroniği kitabında Balkan coğrafyasının sıkıntı dolu tarihini kurmaca ile buluşturuyor.

Taş Kentin Kroniği İsmail Kadare

Çağdaş Balkan edebiyatının önemli yazarlarından İsmail Kadare imzalı Taş Kentin Kroniği kitabı hakkında bir tanıtım yazısı ile sizlerleyiz.

İnsanlığın, geçmiş yüzyılı hem manevi hem de maddi olarak büyük çöküntülere uğratan dünya harplerinden ve uzunca süren savaşlardan ders çıkartmaları için çok fazla sebebi var. Milyonlarca insanın ölümü, ruhen ve bedenen yaralanması, mecburi göçler, ekonomik buhranlar, arkası kesilmeyen insanlık dramları, soykırımlar, soğuk ve ekonomik savaşlar… Durup da şöyle bir geçtiğimiz yüzyılın içine sığmış olan ve medeniyet adına büyük adımlar attığı düşünülen insanlığın ne halde olduğunu anlayabilmek için yeterince gösterge taşıyan şeyleri düşününce bile, günümüzde savaşmamak için tonla bahanesi olabilmeli devletlerin. Ancak dökülen kan, yitirilen insanlar, kaybolan hayatlar yetmemiş olacak ki, adeta kurulmuş bir bomba gibi her an patlamaya hazır bir şekilde beklemekte kapıdaki huzursuz düşman. Devletler savaşları çocuk oyunu mu sanıyorlar acaba?

Taş Kentin Kroniği - İsmail Kadare

Çok uzak bir geçmişte olmayan bunca acı gerçekliğin izleri sıcak değilmiş gibi, dünyanın her coğrafyasında silahların namluları hâlâ sıcak. İnsanlar ölüyor, yurtlarından ayrılmak, göçmek durumunda kalıyorlar. Bunun en yakın şahitlerinden birisiyiz. Ne yazık ki durmayacak. Savaşlar olacak, devletler birbirleriyle kavga etmeye devam edecek. İnsanlar ölecek, yaralanacak, ülkelerini, vatanlarını terk etmek durumunda kalacak. Biz aciz insanlar, bunun önüne geçememenin vermiş olduğu vicdan azabıyla yaşayıp gideceğiz.

Savaşların ne kadar acımasız geçtiğine dair pek çok sanat eseri üretildi, üretilmeye de devam ediliyor. İnsanlar yaşanılan acı ve dramı anlatmak için bir şekilde kendine dil kurmayı başarıyorlar. Özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrası, bu eserlerin her sanat dalında üretildiğini görmek mümkün. Sinemada, tiyatroda, edebiyatta işlenen konular, yaşanılan acıları seyirciye ve okura en çok yansıtan eserler. Geçenlerde okumuş olduğum Elena Poniatowska söyleşisi, o kadar haklı bir eleştiri içeriyordu ki, katılmadan edemedim. Kendisine sorulan “edebiyatın insan hayatını ne kadar etkilediği” sorusunu şöyle yanıtlıyor Poniatowska:

“Edebiyatın insanların hayatlarını etkilediğini düşünecek kadar iddialı değilim. Edebiyat da diğer şeyler gibi bir ticaret ve bence dünyada pek bir şey değiştirmiyor. Değiştirebilmeyi isterdim ama edebiyat, siyaset değildir. Eğer edebiyat bir şeyleri değiştirebilecek bir etkiye sahip olsaydı, İsrail’in Filistin’i işgali veya yaşadığımız diğer savaşlar benzeri canavarlıklar hayatımızda olmayacaktı.”

İsmail Kadare, Taş Kentin Kroniği ile Yaşadığı Coğrafyayı Anlatmayı Görev Bilmiş Yazarlardan

Çok haklı bir düşünce olmasına rağmen insan anlatmayı, aktarmayı, ders çıkartılması için iz bırakmayı kendine görev ediniyor. İsmail Kadare de yaşadığı coğrafyada yaşananları anlatmayı kendine görev edinmiş yazarlardan sadece birisi. Tıpkı Marquez gibi, tıpkı Erich Maria Remarque, Milan Kundera ve diğerleri gibi.

1936 doğumlu olan İsmail Kadare, bugünkü Güney Arnavutluk’ta doğdu ve İkinci Dünya Savaşı’nın şiddetli günlerinde çocukluğunu yaşadı. Gördükleri, dinledikleri, şahit olduklarını anlattığı yarı otobiyografik romanı Taş Kentin Kroniği, kendisinin önemli eserlerinden birisi. Cino del Duca ve Man Booker dahil olmak üzere pek çok eserin sahibi Kadare, Arnavutluk’un önemli yazarlarından birisi. Taş Kentin Kroniği, geçen aylarda Ketebe Yayınları etiketiyle ve Ece Dillioğlu’nun çevirisiyle yayınlandı. Biz de kendisiyle tanışma fırsatını edindik.

Taş Kentin Kroniği, yazarın doğup büyüdüğü Gjirokaster kasabasında geçiyor. Taş evlerin dik yamaçlara dikildiği, yüzyıllar boyunca Osmanlı kontrolü altında kalmış, Hıristiyan ve Müslümanların bir arada yaşadığı oldukça eski bir kent olan Gjirokaster, İkinci Dünya Savaşı’nda pek çok kez el değiştiriyor. Kadare de bu süreci, kentin çocukları, yaşlıları, kadınları gözünden anlatıyor.

Taş Kentin Kroniği - Heinrich von Kleist

Çoğunlukla küçük bir çocuğun bir oyuna benzettiği, kurulan savaş uçağı pistine hayranlığını, bombalar yağdıran uçakları alkışladığı, büyü peşinde koşturup kendince oyunlar oynadığı, savaşın tüm şiddetinin ve kanlı sahnelerinin yaşandığı anlarda dahi, çocuk olmanın masum yanlarını gösterdiği anlatımlar, bizi başka bir bakış açısına sürüklüyor. Savaş sürerken çocukların yaşadığı erken büyüme hallerinin yanı sıra, aslında eksik büyümelerini, fiziki yara almasalar bile asla unutamayacakları şekilde ruhen yaralandıklarını görüyoruz. Kadare, bir çocuğun gözünden şiddetin tablosunu çiziyor. Hem çok renkli, hem anlaşılamayacak kadar çetrefilli, gelgitli, hem de büyüklerin anlamayacağı kadar da basit.

Taş Kentin Kroniği Dönem Anlatıları İçinde Kendisine Yer Arıyor

İnanışların, kötü şans getirdiğini düşündükleri inançların, söylentilerin ufak topluluklar içerisinde ne kadar tesirli olduğunu da görüyoruz. Genç bir kızın sakal çıkarması, birden başlayan uğursuzlukların büyüye bağlanması, arkası kesilmeyen yağmurlar, bombalardan korunmak için saklanılan sığınakların aslında hiç korumadığının trajikomik bir şekilde öğrenilmesi. Tüm bu kasaba yaşamı bir şekilde sürerken de etraflarından geçen askerler, sanki hiçbir şey olmamış gibi, o insanlar sanki yokmuş ve bir değerleri kalmamış gibi kitap boyunca değişip duruyorlar. Kasabayı bir İtalyanlar ele geçiriyor, bir Yunan askeri. İngilizler, Almanlar. Çocuklar da kim güçlüyse onun tarafını tutuyor. Yerel halkın gençlerinin ayaklanma girişimleri, Komünist birlikler, çatışmalar… Sokak ortasında infaz edilen askerler, onların kopmuş kollarını ellerinde dolaştıran kasabalılar… Hayal ve tahayyül edebileceklerimizin çok ötesinde bir yaşam olduğunu, savaşın ne kadar şiddetli bir yıkım getirdiğini yaşamayanların anlayamayacağını bizlere gösteren güçlü bir metinle karşı karşıyayız.

İsmail Kadare, yaşadığı coğrafyada gördüklerini, duyduklarını, yaşadıklarını bizlere kendi anılarının etrafında çiziyor. Bir çocuğun saflığı, kasaba halkının inanışları ve savaşın olanca yıkıcılığıyla beraber Taş Kentin Kroniği dönem anlatıları içerisinde kıymetli bir konumda kendine yer bulabilir.

Caner Almaz

İsmail Kadare eserleri ve Taş Kentin Kroniği hakkındaki yorumlarınızı Kayıp Rıhtım Forum’da bizimle paylaşabilirsiniz.

Bu bir advertorial içeriktir.

Konuk Yazar

Siz de Kayıp Rıhtım'da konuk yazar olabilirsiniz!

İletişim: [email protected]

Rebel Moon: Yeni Zack Snyder Filmi

Zack Snyder’ın Yeni Filmi Bir Uzay Operası Olacak: Netflix İmzalı Rebel Moon Geliyor

The Addams Family 2 fragmanı

The Addams Family 2’dan İlk Fragman ve Karakter Posterleri