in , ,

Emrah Ablak: “Karikatüristler Muhalif Olur Görüşü Bizim Mesleğe İnanılmaz Zarar Veriyor”

Emrah Ablak söyleşisi sizlerle. Tübitak, Jamal: Bir Sevgi Faresi, İlk İhsan serileri başta olmak üzere pek çok karikatüre imza atan usta sanatçıyla keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

emrah ablak söyleşi

Emrah Ablak, Kayıp Rıhtım’da başladığımız röportaj serisinin bu haftaki misafiri oldu. Tübitak, Jamal: Bir Sevgi Faresi, İlk İhsan gibi serilerin yaratıcısı, başarılı karikatürist Ablak ile kapsamlı bir söyleşi gerçekleştirdik.

Bu seride karikatür dergilerinde, çizgi romanlarda adlarını sıkça duyduğumuz çizerlerimize mizah kültürüne ve dergilere yönelik çeşitli sorular yönelteceğiz. Böylece pek çok değerli ismin kariyer yolculuğuna dair fikir edinebileceğimiz gibi, çizerliğin ne memen bir meslek olduğunu da bizzat onlardan okuyabileceğiz.

Emrah Ablak bu hafta bizlere karikatür çizmeye nasıl başladığını, son zamanlarda neler yaptığını ve karikatürün iktidarla olan ilişkisini anlattı.

Emrah Ablak: “Biz Hikâye Anlatıcılarıyız”

Çizerlik serüveniniz nasıl başladı? İlk karikatürünüzün yayınlanma hikâyesini bizimle paylaşır mısınız?

Babam madenci olduğu için şantiyeler mantiyeler çok gezdik Türkiye’yi. 5 yaşında Sivas’ın Divriği ilçesinde Cürek diye bir dağ köyüne gittik. Orada da bir demir-çelik madeni var. Babam orada görevliydi. Dağ başında kalem kâğıt çok yoldaş oluyor insana. Bir anda arkadaşlarından başka bir coğrafyaya gittiğinde kaleme kâğıda sarılıyorsun. Kâğıtta kendine içinde durabileceğin bir dünya kuruyorsun yani. Böyle olunca da çizgili şeylere ilgin artıyor, ki bizim çocukluğumuzda çizgili şeyler çok fazlaydı. Aslında çizerlikle buluşmam biraz böyle başladı. Daha sonra da o sevgi hep devam etti. 80’lerden sonra işte Tommix Teksas bitti, sadece mizah dergileri kaldı artık. Çizgiyle iletişimi onlardan kuruyorduk.

90 senesinde üniversiteyi kazanıp İstanbul’a geldim, gelir gelmez de Avni dergisine, Gırgır dergisine karikatürler götürdüm ve onlar yayınlanmaya başladı, derginin arka sayfasında amatörler için yer vardı orada. O tarihte amatör karikatürlere de güzel para veriliyordu. Benim için bir yan gelir oluyordu yani, o şekilde başladı.

emrah ablak kitapları

Tübitak, Jamal: Bir Sevgi Faresi, İlk İhsan gibi unutulmaz serilere imza atarak çizerliğin yanında yazarlığın da önemine vurgu yaptınız. Peki çizerlikle yazarlık ilişkisine dair neler söylemek istersiniz?

Bizim işte ikisi çok beraber gidiyor zaten. Biz hikâye anlatıcılarıyız. Ana akımdaki bütün herkes aslında bunu yapıyor, bir hikâye anlatıyoruz. Anlattığımız hikâyeyle karşı tarafta bir duygu uyandırıyoruz, işte ne bileyim; bazen güldürüyoruz, bazen aksiyona-maceraya sokuyoruz, nefes nefese bırakıyoruz, gurur duyuruyoruz, hepsini yapıyoruz. Hikâye anlatıcısı olduğumuz için de sadece çizgi değil, yazı da gerekiyor. Anlatacağımız şeyi çizgiyle güçlendiriyoruz, insanları o atmosfere sokuyoruz diyebiliriz. Bizim işte ikisi hep beraber gidiyor.

“En Büyük Korku Objesi İktidardır”

Karikatürlerinizde genelde insanların ya da insani özellikler taşıyan hayvanların kendilerini soktukları birbirinden trajikomik hâllere değiniyorsunuz. Bu noktada karikatürün bir modern toplum aynası olduğu iddia edilebilir mi?

Kesinlikle edilebilir. Aslında ben şuna inanıyorum; evrimbilimciler gülmeyi araştırıyorlar, insanda niye gülme diye bir şey var. Memeli canlılar arasında bir tek insanda var gülme. Bir de bazı maymun türlerinde. Araştırmadan şu sonuç çıkıyor; gülme davranışının bir korku ifadesi olduğunu görüyorlar, çünkü memeli canlılar korktukları zaman diş gösteriyorlar. Ancak bu korku durumu senin başına gelmediği zaman, başkasının başına geldiği zaman, sen de bunu empati yoluyla hissettiğinde gülme denen davranışı sergiliyorsun. Senin hayatta korktuğun şeyler neyse ve ayrıca toplumsal olarak korktuğumuz şeyler nelerse bu konuların mizahı yapıldığında muhakkak karşı taraf gülüyor. O yüzden mesela mizah dergilerinde iktidarla uğraşılır, çünkü en büyük korku objesi iktidardır. İktidarı çizdiğin zaman insanlar gülerek karşılık verirler, korkarlar yani. Dolayısıyla insanların korktukları şeyleri biz insanlara gösteriyoruz ve modern dünyada ne oluyorsa onu gösteriyoruz.

emrah ablak - karikafilm

Emrah Ablak deyince Karikafilm’den bahsetmemek olmaz. Karikafilm’ler herkes tarafından çok sevildi, çok paylaşıldı. Bu fikir nasıl ortaya çıktı peki?

2007 yılında yazın motorla çıktım buradan gezmeye, gezerken de İzmir’den geçerek güneye indim. İzmir’de bir mola verdim, orada tanıdık bir arkadaş vardı, onun da etrafında kendi arkadaşları vardı. O kadar güzel misafir ettiler ki beni, bir gün kaldım ve yola devam ettim, ama öyle güzel ağırladılar ki, tur dönüşü bunlara ben de bir jest yapayım dedim.

İzmirli bir grup var Less diye, bu çocuklar işte Less grubuydu, bunların bir parçalarını aldım, ne yapabilirim diye düşündüm. Sonuçta çizebilen biriyim, bir tane de kameram vardı, dedim ki çizeyim, kare kare çekeyim. Nihayetinde müzik dediğin şey de, aslında bütün o melodili bölümlerden oluşuyor, seni bir duygu durumuna taşıyor. Bizim resimlerle yaptığımız gibi aslında, bu ikisi beraber çok güzel çalışıyorlar. Bunu yaptım ben de.

YouTube yeni açılmıştı o dönem, YouTube’a koyduk. Çok güzel ilgi gördü. İki tane daha yaptım, fakat yapması çok uzundu ve benim başka işlerim vardı. Dolayısıyla dedim ki sosyal medyada bunu ben yaparım, ama şu an uygun değil, tekrar dergiciliğe döndüm. Seneler sonra sosyal medya yeterince güçlü hâle gelince Instagram’da başladım tekrar.

Onun hikâyesi böyle. Güzel de oldu, bayağı eğlendik yani. Şimdi onu da yeni bir yere taşımak lazım artık veyahut da başka bir şey yapmak lazım, bilmiyorum.

“Karikatür Etkili Bir Muhalefet Aracı Değildir”

Çizerlikte usta-çırak ilişkisinin önemi yadsınamaz. Eskinin çırağı, şimdinin ustası olarak bu konuyu nasıl yorumlarsınız?

Usta-çırak ilişkisi sanırım bizim kuşakla beraber bitti. Bizden sonra gelen kuşak, Y kuşağı çok da sevmediler ustaları, tek tabanca takılmak istediler. Bütün sektörler bunun sancısını çekti. Usta-çırak ilişkisi bitmez aslında, ama bunun yeni dünya düzeninde şekli değişiyor artık. Sanki YouTube tek başına usta gibi. Bütün her şeyi YouTube’dan öğrenebiliyorsun.

Çağ değişince artık hayat boyu eğitim denen şeye giriyoruz. Herkes ömrü boyunca ortalama iki-üç kariyer yapacak, dolayısıyla usta-çırak ilişkisinin ustalık kısmı dijital mecralarca desteklenecek ve insanoğlu her zaman çırak olacak. Kendini geliştirecek bir şey yapacak, ama daha sonra başka bir konuda tekrar kendini geliştirecek. Çırak olmak zaten güzel. Sevdiğim bir arkadaşım vardı, müzisyen, rahmetli oldu, Hariçten Gazelciler’in vokalistiydi. Onun çok güzel şarkısı var bir tane: Mutluyuz çırak olmaktan, gidecek yol var Allah’tan, diye. Biraz öyle bir kafa yani.

Karikatür dergileri güncel siyaseti yakından takip edip bazı kişi ve kurumlara gereken eleştiriyi yapmaktan çekinmezler. Bir siyasal eleştiri yöntemi olarak karikatürün etkili bir muhalefet aracı olduğunu söyleyebilir miyiz?

Ben bu görüşün tamamen karşısındayım. Yani mizah, karikatüristler muhalif olur görüşünün bizim mesleğe inanılmaz zarar verdiğini düşünüyorum. Karikatürist adam, mizahçı adam herhangi bir görüşte olamaz. Bizim tek yaptığımız iktidarı işaret etmek, o kadar. Bizler siyasetçi değiliz abi. Siyaseti takip edersin de yani siyasetçi olman gerekiyor, o bir bilim, siyasetçiler o işi yapıyor. Biz sadece iktidarı, iktidar durumlarını, halkın korktuğu şeyleri işaret ediyoruz. Bu hep böyledir. Mizahçı işaret eder iktidarı, çünkü ne bileyim yani kendim bizzat içinde bulunduğum için, etraftaki arkadaşların çok da siyasi olduğunu söyleyemem. Bizler hepimiz mizahçıyız, hepimizin hayata bakışı aynı.

Siyasal eleştiri yapabilirsin tabii karikatürle, ama siyasal eleştirini yaparken de hep iktidarı işaret ederek yapıyorsun aslında. Sen siyasal eleştiri yaptığını zannediyorsun, ama aslında iktidarın kim olduğunu herkese ilan ediyorsun. Peki etkili bir muhalefet aracı mıdır? Değildir abi. Etkili muhalefeti, siyasetin kor olduğu yerdeki muhalefet partisi yapmalı. Yani meclisteki muhalefet partisi kimse muhalefet ondadır. Siyaseti bilen insanlar onlar.

Mizah dergilerinin işi halkı eğlendirmek, güldürmek. Bizim işimiz bu abi. Bizler politikacı değiliz. İnsanlar gülmek için alıyorlar bizi.

“Çanakkale Savaşı’nın Çizgi Romanını Yapacağım”

Bize tavsiye edeceğiniz yerli-yabancı çizgi romanlar hangileri?

Ya o kadar çok ki abi. Bir de 50 yaşına geldim, benim gençken okumayı sevdiğim çizerler vardı, şimdi onlar artık müzelik oldular, ama bana böyle sorular geldiğinde, beni tamamlayan çizerler onlar olduğu için hep bu isimleri söyleyesim geliyor. Ancak yenilerden, hani biliyorum artık yeni mangalar okunuyor, Naruto’lar marutolar, çok başka bir dünya var. Ben de arada bir yakalamaya çalışıyorum ve inanamıyorum, çok korkunç işler geliyor dışarıdan. Mesela From Hell diye bir tane çizgi roman var, Alan Moore’la Eddie Campbell yapmış. Habibi’yi aldım. Craig Thompson’ın. İnanılmaz bir kitap bu da… Gönül rahatlığıyla önerebileceğim bir çizgi roman olarak Mous diyebilirim. Art Spiegelman’ın. Okumaya varsa muhakkak okusun. Yabancılardan söyleyeceğim budur. Yerlilerden de hepsi. Hepsine şans verin abi.

Mis Dergi emrah ablak

Türkiye’nin en kalın mizah dergisi olan “Mis”, Marmara Çizgi etiketiyle raflardaki yerini aldı. Takip edebildiğim kadarıyla en güncel çalışmanız bu. Peki şimdilerde masanızda neler var? Emrah Ablak’tan başka neler okuyacağız?

Mis dergisinin birinci sayısı güzel bir maket oldu, çünkü bu hacimde bir dergiyi dizayn etmek, raya oturtmak o kadar kolay değil. Üç sayıda olacak bir şey bu. İlk sayıda çok güzel dönüş aldık, ama ikinci sayımız bambaşka olacak. Şimdi içine tipler geliyor, çizilmeye başladı. Daha böyle sinematik işler geliyor, daha sağlam bir çizgi roman dergisi geliyor ikinci sayıda. Şu an masamızda o var bir tane. Bir işi Mimar Sinan’dan 3 tane kadın arkadaşımız beraber çizecekler, hepsi çok genç, takım işi olacak. Bir yandan şu an o tipi yazıyoruz, çizilmeye başlandı. Bir tane güzel polisiye-gerilim hikâyemiz olacak, Göbeklitepe’de geçen. O da güzel. Böyle birçok tip, birçok uzun hikâye olacak içinde. Sağlam geleceğiz inşallah bakalım.

En son Çanakkale Savaşı’nın çizgi romanını yapacağım size. Benim emekliliğim o olacak.


Emrah Ablak ve eserleri hakkındaki görüşlerinizi Kayıp Rıhtım Forum’da bizimle paylaşabilirsiniz.

Okan Çil

DEÜ GSF Film Tasarım ve Yazarlık mezunuyum. Çeşitli mecralara inceleme yazıları hazırlıyorum. B filmleri ve çizgi romanları çok seviyorum.

3 Yorum BULUNUYOR


  1. Avatar for ozanercan ozanercan dedi ki:

    Sanatçı muhalif olur.

  2. Avatar for HenriCharriere HenriCharriere dedi ki:

    Arttırıyorum; sanatçı 2x muhalif olur.

  3. Avatar for AhmetUsay AhmetUsay dedi ki:

    Bu adama bayılıyorum. Yaptığı karikatürler özellikle karikavideo adı altında olanlar muazzam kaliteli oluyor.

Söyleyeceklerin mi var? Forum'a gelip sohbete katıl.

Thomas Pynchon: Hayatı ve Edebiyatına Işık Tutan Önsöz

Thomas Pynchon’ın Hayatına ve Yazı Serüvenine Işık Tutan Önsöz

The Rings of Power Dizisinden Yeni Fragman

Amazon’un Yüzüklerin Efendisi Dizisi “The Rings of Power”dan Merakla Beklenen İkinci Fragman Geldi