in ,

Olandan Olasıya – Rabia Elif Özcan | Çevirmenin Çemberi

İngiliz yazar ve akademisyen Rob Hopkins’in Olandan Olasıya adlı kitabını Türkçeye kazandıran Rabia Elif Özcan, eserin çeviri macerasını kaleme aldı.

Olandan Olasıya - Rabia Elif Özcan | Çevirmenin Çemberi

Çevreci ve aktivist Rob Hopkins’in düşlere seslendiği yeni kitabı Olandan Olasıya, hayal gücüyle nelerin mümkün olabileceğine dair deneysel bir çağrı!

Gerçekler biz dokunmasak da orada. Hayallerden başka neyimiz var ki oynayacak? Ama yirmi dört saate bölünmüş vakitlerin iki yakasını bir araya getirmeye çalıştığımız bu sözüm ona modern zamanların koşullarında zor, diyor Hopkins. Öyle görünüyor ki hayal etmek herkesin harcı değil. Çünkü çoğu için işten bile sayılmayan bu büyülü eylem, gerçekliğin sınırlarını yerle bir etmekten geçiyor önce. Buysa yaşantılarımızın çevresine inşa ettiğimiz sabit, doğadan uzak, her anlamda betonarme dünyalarımızın kurallarını aşıyor. Ama olanlarla yetindikçe farklı olasılıkların, henüz dillendirilmemiş ihtimallerin, “başka türlü bir geleceğin” kaderini de imkânsızlıkla mühürlüyoruz. İşte kuş seslerini ilk defa işitirken attığı her adımın topraktaki ağırlığını hissettiği gün, Rob Hopkins kollarını sıvayarak tam anlamıyla doğaya soyunuyor.

Önce çevresine kulak veriyor; sonra bir adım ötesine geçip duyulmamış, yazılmamış seslerin hayalini kuruyor. Tarihinden ve geçmişinden yola çıkarak yaşanmamış gelecekler tasarlıyor. Tüm insanlık olarak doğayı hizmetimize amade kıldığımız bugünlerin aksine, doğanın bağımlısı olduğumuz bir dünya kurguluyor. Ancak bu hayallerin hiçbirini tozpembe bir gözlüğün arkasından değil, ayakları yere sağlam basan bilimsel verilerin, deney ve gözlemlerin ışığında kuruyor. Yıllarca sürdürdüğü çalışmalar, yaptığı röportajlar, katıldığı atölye ve deneylerin sonundaysa ortaya hayal gücünün gelecek üzerindeki inanılmaz etkisi, Olandan Olasıya çıkıyor.

Nasıl Başladı Yolculuk?

Olandan Olasıya - Rabia Elif Özcan

Orijinal adı From What Is to What If ile 2019 yılında yayımlanan eser yayınevine geldiğinde editörümüz Ayşe Tuba Ayman, genel bir inceleme ve değerlendirme için bana gönderdi. Kurgu dışı eserlerle aramın her zaman iyi olduğunu söyleyemem; fakat henüz ilk cümlesiyle Hopkins beni tam da düşlerden oluşan bir kurgunun içine bırakıverdi:

“Gözümü, ailemle birlikte yuva adını verdiğimiz, duvarları saman balyasından örülme evimizde, güzelce dinlenmiş hâlde açıyorum.”

Uzun süredir ne böyle bir “yuva”yı teneffüs edebilmiştim ne de en son “güzelce dinlendiğim” zamanı hatırlayabiliyordum. Uzak bir gelecek miydi Hopkins’in sözünü ettiği? Yoksa gün içinde dakikalarca, saniyelerce bölük pörçük edilmiş “zamanların” arasında varlığını gözden kaçırdığımız bir vakit mi? Anlatılan kurgusal dünyada olandan olasıya ilerledikçe içlerindeki huzurun yüzlerine yansıdığı insanlara, ağır ağır yükselen günün ilk ışıklarını sükûnetle karşılayan sokaklara, yeşilin bin bir rengin içinde kaybolmuş otobüs duraklarına rastladım. Gürültüden, hengâmeden, yorucu kalabalıklardan uzak bir kentin haritasında gezindim. Ellerimin arasında bir anda sayısız nesneye dönüşen, kanatlarının üzerine alıp bana görmediğim toprakların neşesini tattıran oyuncaklarla oynadım. Olmayan her şeyin düşünü kurdum; olanlardan daha gerçek kıldım.

Tüm bunları yaparken bir yandan kurgusal anlatıma bilimsel bir dil eşlik etmeye başladı. Söz gelimi gelecekte üzerinde yaşamak istedikleri dünyaları karton kutulardan inşa eden bir grupla yapılan deneyler… Önlerine getirilen farklı sayıdaki oyuncakla yaratıcılıklarının sınırlarını ne kadar zorlayabildiklerini gösteren çocuklar… Kelimelerle her yöne çekilebilen duyular ve hisler… Her birinde hayal gücünün insan bedeni üzerindeki bir başka etkisini gördüğümüz bu deneyler, Hopkins’in koyulduğu yolun aslında hiç de afaki olmadığını gösteriyordu. Aksine bu hayaller, geleceğe ilişkin olasılıkların simülasyonunu sağlıyordu bize. Dahası Hopkins, dünyanın çeşitli coğrafyalarından, hayal etme yöntemiyle sürdürülebilir çevre planlamalarının örneklerini sunuyordu. Bu satırları bir solukta okuduktan sonra artık aklımdan geçen tek bir şey vardı: harekete geçmek!

Olandan Olasıya Geçmek

“Hayal gücünün kitabını” böylesi bir heyecan ve coşkuyla okuyup raporunu hazırladıktan kısa bir süre sonra editörümden ikinci bir mesaj aldım: “Kitabı madem bu kadar severek okudun, bir de çevirmek ister misin?”

Soruyu daha yanıtlamadan işe koyulmuştum bile. O güne dek hep kurgu romanlar üzerine çalışmış bir çevirmen olarak kurgu dışı eser alanında ilk deneyimim olacaktı bu. İtiraf etmek gerekirse kurgu roman veya öykü çevirisinden de epey farklı bir süreç izledi. Temel fark şuydu: Edebî eserlerin çevirisinde doğal söyleyişi, kelimeler arası ezgisel uyumu gözetmek zorundaydık. Betimlemelerde akıcılığı korurken Türkçenin zenginliklerini de bir o kadar gösterecek ifadeleri bulmak esastı. Kurgu dışı, bilim ve düşün temelli bir eserde ise dilden ziyade fikrin doğru şekilde nakledilmesi öne çıkıyordu. Bu yüzden benim için çeviri sürecinin edebî eserlere göre çok daha kolay olduğunu söyleyebilirim.

Rob Hopkins
Rob Hopkins

Kaliteli, yapaylıktan uzak ve özgün bir dil kazanmış çevirilere dikkat ederseniz, orijinal eserle çevirmen arasında hem zihinsel hem de duygusal bir bağ muhakkak ortaya çıkacaktır. Zira bir eseri tam anlamıyla, tabir yerindeyse hakkını vererek çevirmek için öncelikle o eseri doğru şekilde anlamak, akla yatırmak ve en önemlisi içe sindirmek gerekir. Şayet orijinal eseri benimseyememiş, kendi güzelliğine hayranlık duymamış, coşkuyla okumamışsanız bir başka dile çevirisi de yavan olacaktır. Üstelik çeviride uzun süreli kopuşlar, tutarsızlıklar, ezgisel bozukluklar, eğreti söyleyişler, birer yama gibi parlayıverecek, okuyucuyu da eserden temelli uzaklaştıracaktır.

Bir Gönül Bağı: Çevirmen-Eser-Çeviri

Hopkins’in samimi ve keyifli kalemiyle aramda kurduğum gönül bağı, sanıyorum ki çeviri sürecini benim için de eğlenceli bir oyun ve merakımı gideren bir öğrenim hâline getirdi. Bunun yanı sıra Hopkins’in sade ve akıcı dilinin de çeviride düzenli bir tempo oluşturabilmemde etkisi oldukça büyük elbette. Çünkü yazar, ustalığını serip dökme gayesiyle uzun uzadıya cümleler kurup zamanla kendisi de işin içinden çıkamayınca çevirmen, eserle bütünleşip onun diline dönüşemez. Hopkins ipin ucunu kimi zaman kaçırsa da geniş kitlelere hitap edebilmek adına dilini sade tutmaya çalışmış. Bu da biz çevirmenlerin, onun kalemine bürünebilmemizi, onun diliyle düşünebilmemizi kolaylaştırmış.

Burada bir not düşmek gerekirse çevirmenlerle anlaşma aşamasında çevirmenle eser arasındaki bu gönül bağını gözeten editörümüze bu yüzden ayrıca bir kez daha teşekkür etmek isterim.

Olandan Olasıya - Rob Hopkins

Düşlere Yönelen Davetiyenin Ardındaki Rob Hopkins Kimdir?

Yapısalcılar eserle yazar arasına metinsel bir duvar öredursun, ben eserin çevirisinde yazar gibi düşünebilmenin, onun zihniyle ve dimağıyla bakabilmenin, çeviri ahlâkının esası olduğuna inanırım. Dolayısıyla yazarı tanımadan çevirdiğim eserlerle yazarına aşina olduğum metinlerin çevirileri hemen kendini belli eder. Yazarın insan kişiliğine bağlı kalmam, fakat her şeyden evvel edebî kişiliğiyle oturup muhabbet ederim, ömrü boyunca geçtiği yolların haritasında dolaşırım. Böylelikle hangi ifadeyi neden kullandığını, kelime seçiminin kökenini, anlatmak istediklerini daha berrak görebilirim. Bu ilkeden hareketle önce Hopkins’i tanıdım.

Eserde de bahsettiği üzere Transition Town Totnes ve Transition Network’ün ortak kurucusu olan Rob Hopkins, The Power of Just Doing Stuff, The Transition Handbook ve The Transition Companion gibi kitapların yazarı. 2012 yılında Independent’ın 100 çevreci listesine seçildi, Observer’da da İngiltere’nin 50 Yeni Radikali listesine girdi. İlgili bir bahçıvan olan Hopkins, Totnes’ta bulunan New Lion Brewery’i kurdu; Atmos Totnes’ın, toplum destekli gelişim projelerini yürüten ardıl grubu olarak Totnes Community Development Society’nin yöneticiliğini üstlendi.

Kendini çevreciliğe adadığı günden bugüne çok da uzun olmayan bir süre içinde pek çok projeye imza atan yazarı bu hayat, düş ve güzelleştirme coşkusunu tanıyarak okumak, şimdi çok daha keyifli ve anlamlı hâle geliyor. Dilerim sizler de Hopkins’in satırlarında onun düşlerini paylaşır, hayal etmenin gelecek günler üzerindeki inanılmaz etkisini bizzat deneyimlersiniz.

Keyifli okumalar dilerim!

Rob Hopkins’in Olandan Olasıya romanı hakkındaki düşüncelerinizi ve eserin çevirisine dair yorumlarınızı Kayıp Rıhtım Forum’da bizimle paylaşabilirsiniz.

* * *

* Sitemizde bulunan tüm Çevirmenin Çemberi yazıları için tıklayın!

Oyla!

Rabia Elif Özcan

1995 yılında, dünyaya ilk defa dokunduğundan bu yana okuyor gözlerim, ellerim, kulaklarım ve hislerim. En çok doğayı okuyorum, sonra müziği, renkleri; ve edebiyat okuyup çeviriler yapıyorum, başka gözlerin bakışlarına dokunabilmek için. Dimağımın heybesinde biriktirdiğim kelimelerden masallar fısıldıyorum. Hayatı satır aralarına katık ediyorum; yağmurlu gökte vicdanı arıyor, mum ışığında güneşi buluyorum. Sabah günümü aydın eden kahve kokuları gece gözüme uyku sürüyor. Küçücük bir kutuda azıcık yaşıyorum, yetinmekle doyuyorum.

The Witcher: Blood Origin Jason Momoa

The Witcher: Blood Origin Dizisinde Jason Momoa Yer Alabilir

The Mandalorian 2. Sezon Yayın Tarihi

The Mandalorian 2. Sezon Yayın Tarihi Resmi Olarak Paylaşıldı