in ,

Ejderha Yolu İncelemesi: Epik Fantastik, Yeniden

Ejderha Yolu incelemesi sizlerle. The Expanse’in yazarı Daniel Abraham, Hançer ve Sikke serisinin ilk kitabıyla fantastik kurguya yeni bir soluk getirmeyi hedefliyor.

Ejderha Yolu Daniel Abraham

Ejderha Yolu incelemesi sizlerle. Kitap, ülkemizde Enginlik serisi (The Expanse) ile tanınan James S. A. Corey mahlaslı Daniel Abraham’ın Hançer ve Sikke serisinin ilk romanı.

Epik fantastik türünü ve türden alışık olduğumuz karakterleri yeni bir gözle işleyen romanın incelemesinden önce genel bir uyarım var.

Şu an sözüme güvenip kitabı alacaksanız incelemeyi okumayabilirsiniz. Herhangi bir sürprizi bozmadan sadece kitabın ilk yüz sayfasından bahsetsem de, ben okumaya, “Yeni bir fantastik evren, hoş olur,” düşüncesiyle kitap hakkında hiç fikrim yokken başlamıştım. İlerleyen paragraflarda anlattıklarım Daniel Abraham’ın –kesinlikle bu incelemedekilerle kısıtlı olmayan yaratıcılığı hakkında bazı fikirler vererek benimle aynı tecrübeyi yaşamanızı engelleyebilir. Kitabı sipariş etmeden önce biraz daha ikna edilmeye ihtiyaç duyanlar benimle gelsin.

Ejderha Yolu, epik fantastiğin içinden çıkması imkânsız görünen bir döngüye girdiği anda var olan, (en az epik fantastiğin kendisi kadar kullanılmaktan eskimiş bir tabir olsa da) şaşırtıcı, yeni ve başka bir kitap. Modern hâliyle çoğumuz için J.R.R. Tolkien tarafından yaratılan bu özel ve çok sevdiğimiz tür, ustadan sonraki yıllarda pek çok şekilde kullanıldı. Ursula K. Le Guin tarafından daha derin mesajların sunulduğu bir kabuk olarak; Robert Jordan tarafından türün sunabileceklerinin nihai sonucu olarak; Margaret Weis tarafından sonsuz hikâyelerin yurdu olarak…

Sonra da, Terry Pratchett tarafından Tolkien’den beri neredeyse herkesin uyduğu yazılı olmayan kurallarla dalga geçmek amaçlı kullanıldı. Pratchett, ejderhalarını da, büyücülerini de, hırsızlarını ve görev adamlarını da alt üst etti ve zekâsıyla türü kendisinin ironisi hâline getirdi. Cinsiyeti hâlâ araştırılan bir kaplumbağanın sırtında yükselen dört filin taşıdığı Disk; epik fantastiği komedinin sınırlarını keşfetmek için kullandı.

Pratchett bunu yapadursun; George R. R. Martin bir köşede bütün dünyayı epik fantastikle ve yapabilecekleriyle tanıştırmaya hazırlandı. 20 yıla yakın bir zamanda çıkan beş kitapla, edebiyat konusunda Homeros’tan; epik fantastik konusunda Tolkien’den kendisine kadar gelen bütün ustaların hazırladığı kurallarla, açtığı ışıkla ve hayal gücünün desturuyla, 21. yüzyılın şimdiye kadar sunduğu en büyük tüketim çılgınlığı GRRM’nin kıvılcımıyla yandı.

Ejderha Yolu – Kendini Isıran Bir Yılan Olarak Epik Fantastik

O güne kadar Yüzüklerin Efendisi dışında Dungeons & Dragons oynayan tuhaf tiplere ait görülen epik fantastik şimdi HBO’nun en çok izlenen dizisiydi. Lost’un bıraktığı teori çılgınlığı Game of Thrones’la devam etti. Sonu belki hayırlı olmadı ama bu tür, popüler kültürdeki yerini böyle almıştı.

Game of Thrones’la epik fantastik yükseldiğinden bu yana neler yaşandı? Her ay sonunda batıp batmadıklarını piyango gibi öğrenen pek çok değerli yayınevi bastığı eserlerin hak ettiği performansı yakalamasıyla türde daha da açılmaktan çekinmedi. Tolkien’den de eski yazarlar belki ilk kez basılırken; türe yeni soluk getiren isimler dilimizde de dizi ve film uyarlamaları çok büyük başarı göstermeden önce okunabilir oldu. Patrick Rothfuss, Scott Lynch ve Brandon Sanderson gibi isimler çok satanlar listesine girmeye başladı.

Nihayetinde, türün çok daha önceden ünlendiği başka ülkelerde olduğu gibi epik fantastiğin yaşattığı heyecan kendi kendini yedi. Okurlar artık kaderi büyük kötüyü yenmek olan seçilmiş kişiyi okumak istemiyorlardı. Mesih hikâyeleri tahmin edilebilirlikleriyle esnetiyordu. Ana karakterin ahlaken gri alanlarda gezdiği fakat iş net olarak iyi veya kötü olmak ayrımına gelince ışığın yolunu seçtiği seriler, bilindikti.

Daniel Abraham, bu noktada epik fantastiği bütün kurallarına uyuyor gibi görünürken yeni baştan yaratıyor. Adında ejderha kelimesi olan bir kitaptan beklenmeyecek bir yenilik sunuyor. Okur “Ben bu yoldan yürüdüm,” demek üzereyken bütün yaptıklarını yıkıp hiçbir kurala uymadan yeni baştan yaratıyor.

Ejderha Yolu’nu ve sunduğu yenilikleri önce yaratılan evren olarak geniş noktada sonra da karakterlerine odaklanarak iki ayrı şekilde inceleyerek bu özel kitabın hak ettiği özeni ancak verebilirim. Ejderha Yolu’nun adı henüz söylenmemiş dünyasındaki en önemli şehirden başlayalım: Vanai.

Bir Şehre Gelmek ve Bir Şehri Terk Etmek

Tolstoy bütün edebiyatın iki şekilde başladığını söyler. Ya doğup büyünülen şehir terk edilerek bir yolculuğa çıkılır ya da şehre bir yabancı gelir. Ejderha Yolu’ndaki bütün karakterlerimiz için bu şehir Vanai. Kimisi yolculuğuna buradan başlıyor, kimisinin hedefi burası. Vanai’ye geldikten sonra hem şehri hem kendisini değiştirip yolculuğuna yeni baştan başlayan karakterler de var; Vanai’de yaşadığı hayattan sökülüp alınanlar da. Vanai’nin bir duraktan başka bir şey ifade etmediği karakterlerimiz de.

Kitap yönünü Vanai’ye çevirmiş bir orduyla başlıyor. Karakterlerimiz Vanai’nin sakinlerinden, ordudaki askerlerden ve yakasını bırakmayan talihsizlikler yüzünden iki ateş arasında kalanlardan oluşuyor. Kitabın olağan dışı karakterlerinden en tanıdık gözükeni son tarif ettiğim. İlk bakışta “Aha bu işte esas adam, şunları yapacak kahraman olacak da sonsuza kadar mutlu yaşayacak,” demeye en müsait olanı. Gelgelelim, karakterimiz bu hikâyeyi yaşamış ve bitirmiş.

Ejderha Yolu - Daniel Abraham

Yüzbaşı Marcus Wester: Kahramanın Sonsuz Yolculuğunun Sonu; Evsizliğin Başlangıcı

Wester kitabın okuruna sunduğu en geleneksel kahraman. Elinde kılıcıyla yoluna çıkan bütün engellerle yüzleşmeye hazır bir şövalye. En yakın dostu kendisini ölüme kadar takip edecek olan yardımcısı. Prensesler kurtaracak, Krallar öldürecek, Diyarlar yönetecek bir kahraman… Bunların hepsi geçmişte kalmış.

Wester’i korumak için yemin ettiği her şey ellerinden alınmışken görüyoruz. Kahramanlıkları ve şanı, karanlık geçmişinde gömülü kalmış. Kitaptaki ilk sözleriyse sadık yardımcısının kendisini öldüreceği günün bugün olup olmadığı. Bütün bu geçmiş yükler yetmezmiş gibi, geçimini sağlamak için paralı askerlerden kurduğu küçük birliği hapiste.

Vanai’nin komutanı Wester’i kendi ordusunda görmek istiyor ve bunun için kirli oynamaktan çekinmiyor. Kurulan birlik Wester’in savaştan kaçış planı. Bir ticaret konvoyuna eskortluk etmek için sözleşmesi var ve bu sözleşme Vanai’den kurtulmak için tek planı. 9 askeriyle birlikte konvoya katılamazsa da, sözleşmesi iptal olacak ve Vanai için savaşmaktan başka çaresi kalmayacak. Yaveri dışındaki askerleri de adi suçlular olarak herkesin ibret alması için açık cezaevinde.

Wester, savaştan kaçınmak için gösterdiği çabayla geleneksel kahraman arayanların başka bir karaktere yönelmesi gerektiğini söyleyen ilk karakter. Sokakta gezerken karşısına çıkan 7 kişilik bir tiyatro ekibini asker rolü yapması için tutması da en az kötüler kadar cesur olan iyilerden olduğunu açıkça anlatıyor.

Korunması gereken konvoyla birlikte ikinci karakterimize geçiyoruz: Cithrin.

Cithrin Bel Sarcour: Belki Bu Roman Yaşa Geliş Hikâyesidir

Cithrin Bel Sarcour kitabın anlatacakları başlamadan hayatın sillesini yemiş ikinci karakterimiz. Tüccarlıkla uğraşan ailesi kendisi çok küçükken ölüyor ve hiçbir yakını da yok. Ailesinin iş yaptığı banka, mirasını devralabileceği yaşa kadar kendisine bakmak zorunda ve bu bankanın müdürü Immaniel’in elinde büyütülüyor.

Vanai’nin sakin sokaklarında, Immaniel’in evinde ve onun oğluna karşı hissettiği platonik aşkla geçirdiği hayatı bir gecede tamamen değişince, karakterimiz yaşa geliş öykülerinin aksine hiçbir şey yapamadığı, sadece başına gelen olayları izlediği bir hayata sürükleniyor. Kendisini bankanın bütün varlığını birkaç parça yünün altında gizlenmiş şekilde taşırken buluyor.

Cithrin’i tanıdık bir karakterden uzaklaştıran en temel noktası hayatta hiçbir dayanağı olmaması. Harry Potter’ın Dumbledore’u, Bilbo ve Frodo’nun Gandalf’ı, Arya’nın bile Jaken H’ghar’ı varken, Cithrin’in kendisine doğruyu ve yanlışı öğretecek bir baba figürü yok. Immaniel onu bankaya hizmet verebilecek bir çalışan olarak görüyor. Kervanda tanıdığı Marcus bu görevi geçmişi yüzünden reddediyor. Asker rolü yapan aktörlerin lideri bile, acıdığı bu kıza destek olurken gösterdiği babalığın samimi değil, rol yeteneği sayesinde olduğunu hissettiriyor. Cithrin, Ejderha Yolu’nun büyük bir kısmını hayatına yön verme gücü olmayan, nasıl bir insan olduğunu bile bir türlü öğrenemediğimiz bir karakter olarak geçiriyor.

Önemli karakterlerden ikisinin yaşadıkları şehri ve bildikleri hayatı terk etmesine sebep olan bu savaş için bir de düşmana ihtiyaç var. Bu düşman, Antea İmparatorluğu olarak boy gösteriyor ve hikâyenin diğer iki kahramanına ev sahipliği yapıyor.

Geder Palliako: Yanlayacak Kahramanı Olmayan Bir Yancı

Samwise Gamgee ve Samwell Tarly. Geder’in ne olduğu konusunda bu iki isim dışında hiçbir şey söylemeye gerek yok. Ana kahramanın arkadaşı, sırdaşı ve gerektiğinde yardımcısı olması gereken, ciddi ve sert hikâyeyi bazen esprileriyle bazen salaklıklarıyla yumuşatıp biraz eğlence katması için var olan karakterler.

Geder’le ilk tanışmamız bir deneme okurken oluyor. Bu dünyada soylu erkekler için kabul gören tek entelektüel aktiviteyse şiir. Nesir, boş zamanını geçirmek için bir şeyler okumak isteyen çocuk ve kadınlara ve gerçek dünyaya hiçbir faydası dokunmayan düşünce insanlarına ait bir edebiyat türü.

Soylu erkeklerin hor gördüğü ve anlaşılması için kendilerinin üstün zekâlarına ihtiyaç olan şiir dışında bir şey okuyan karakterimiz, bu düşüncelerle okuduğu kitabının başından tuvalete gitmek için kalkıyor. Geceyi geçirmek için kurduğu çadırından çıkıp ordunun ortak tuvaletine girdiğinde de soylu arkadaşlarının hazırladığı bir eşek şakasına kurban gidiyor.

Geder’le böylesine kahramanlıktan uzak bir hâlde tanışıyoruz ve aslında diğer soyluların kendisi hakkında düşündükleri doğru. Gerçek hayatın nasıl işlediğiyle ilgili bir fikri olmayan; içinde bulunduğu savaş konusundaki bilgileri okuduğu abartılmış kahramanlık öykülerinden gelen saf bir genç. Fakat bu hikâyenin kahramanı Geder. Yardımcısı olacağı bir esas oğlan yok ve Geder hikâyeden muzaffer ayrılmak istiyorsa değişmek zorunda.

Değişemiyor. Geder Palliako, hayatın önüne çıkardıklarını bütün saflığı ve tecrübesizliğiyle olabilecek en kötü şekilde karşılayan, hayatta kalabilmek için ihtiyaç duyduğu Rincewind balına bir türlü denk gelemeyen bir adam olarak kalıyor. Bu adamın durumundan faydalanmak isteyen bir kurt da her hikâyede olduğu gibi burada da var.

Dawson Kalliam: Akıntıya Karşı Komplo Kurmak

Edebiyatta komplocu karakterler aşina olunan bir konsept. 5 Kasım’ı hatırlamak ve Locke Lamora’nın planlarını zevkle okumak hoşumuza giden, içimizdeki asiyi ortaya çıkartan konular. Bu romandaki komplo ve taht oyunu bir devrimi, tahtı işgal etmiş bir tiranı yıkmayı anlatmıyor. Dawson Kalliam, Vanai’yi kuşatmaya hazırlanan Antea’nın bir soylusu ve gölgelerde kurduğu komplosu gönülden bağlı olduğu kralının tahtta kalmasını sağlamaktan başka bir emel gütmüyor.

Dawson’un Antea saraylarında kurduğu müttefiklikler ve yaşadığı ihanetler ilk kez gücü ele almak için her kötülüğü yapmaya hazır bir adamı değil; ailesini ve dostlarını korumak için bütün mevkileri reddeden bir adamı okurla tanıştırıyor.

Kalliam’ın kuşkuculuğu ve ince planlar yapmadaki yeteneği, değişen zamanlara ve akıntıya karşı kürek çekmekten başka bir işe yaramıyorken, bu tersine çevrilmiş karakter romanın içindeki yerini alıyor.

Daniel Abraham
Daniel Abraham

Dört Ana Karakter, Dört Yersizlik

Kitapta hissettiklerini okuyacağımız ve yakınlaşacağımız ana karakterlerimiz bunlar. Kitap boyunca birisi Dawson Kalliam’ın komploculukta kendisi kadar başarılı olan eşi Clara, diğeri serinin epik fantastik olmasını sağlayan Dönek olmak üzere iki karakterle daha tanışsak da, bu ikili daha çok ilerleyen kitaplarda boy gösterecek.

Ejderha Yolu’nun sayfalarını çevirdikçe oynamaları gereken role hiç uygun olmayan karakterlerimizin cebelleşmelerini ve başarısızlıklarını okuyacak; yel değirmenleriyle ve içlerindeki şeytanlarla kaybedeceklerini bilmelerine rağmen savaşmalarını içinizde bir yumruyla takip edeceksiniz.

Bir de, Daniel Abraham’ın Türkçeye duyduğu ilgi sayesinde kitapta yer bulan bazı kelimelerde duraksayıp kendi kendinize: “Hehe, bak adam çok iyi aktör bu yüzden adı Kitap Rol.” diyeceksiniz.

Hançer ve Sikke: Sordular Seni, Neredesin?

Burada! Pegasus Yayınları ve M. İhsan Tatari, Ejderha Yolu’nun devamı için arayı hiç açmayacak. Hançer ve Sikke serisinin ikinci kitabı Kral Kanı çok yakında kitapçılarda yerini alacak. Bu aynı anda hem tanıdık hem sıra dışı öykünün devamı için çok uzun süre beklememiz gerekmeyecek.

Bahsetmişken özellikle de belirtmek boynumuzun borcu. Ejderha Yolu, sıra dışı karakterleri ve özenle yaratılmış evreni ne kadar güzel olursa olsun okurlarımızın yakından tanıdığı çevirmen M. İhsan Tatari ve editörlerinin pürüzsüz Türkçeleri olmadan aynı roman olamazdı.

Romanın sadece ilk 100 sayfasından bahsedince bile devasa bir yazı ortaya çıkmış. Geri kalan 500 sayfaya yakın kısmı ve serinin geleceğiyle ilgili teorilerimizi Kayıp Rıhtım Forum’da konuşmaya devam edelim. Şimdiden iyi okumalar.

Oyla!

Mehmet Çakıcı

1999'da Balıkesir'de doğdu. Küçük yaştan beri fantastik edebiyata ilgi duydu, büyüdükçe diğer edebiyatlara da yaklaştı. Şu sıralar İstanbul Üniversitesi'nde bu ilginin üstüne iyice düşüyor. Uzun bir süre araknofobinin nasıl yazıldığını öğrenemedi.

5 Yorum BULUNUYOR


  1. Avatar for Batuhan Batuhan dedi ki:

    Kitap incelemesi değilde kitap tanıtımı olmuş bu daha çok… Güzel pazarlamışsınız ama teşekkürler.

  2. Avatar for Elmakurdu23 Elmakurdu23 dedi ki:

    Epik fantastik değil, low fantasty. Şu türleri doğru öğrenin artık insanları yanlış yönlendiriyorsunuz.

  3. Avatar for isos81 isos81 dedi ki:

    Bu ikisi birbirini dışarlamaz. Mesela Locke Lamora’nın Yalanları da epik fantastiktir ama büyü seviyesi yok denecek kadar az olduğu için “low fantasy” olarak geçer.

  4. Avatar for Elmakurdu23 Elmakurdu23 dedi ki:

    Locke Lamora serisinde O kadar az fantastik öğe varki dilim fantastik bir seri demeye varmıyor :grinning:

    Lomara’nın epik fantastik olduğu görüşüne katılmıyorum bence düpedüz low fantasty türünde. Epic fantasty türünde gördüğümüz farklı yaratıklar ya da büyü sistemleri lomara da yok. Low fantasty daha çok grimdark gibi türlerle iç içe gibi, epic fantasty ile değil.

  5. Avatar for isos81 isos81 dedi ki:

    Türlerin ve alt-türlerinin keskin hatları yok. Ejderha Yolu goodreads ve birkaç yerde daha “high fantasy” olarak gösteriliyor. Epic fantasy tanımını aratsanız onlarca farklı yanıt görürsünüz. O yüzden şu değil bu, bu değil şu demek her zaman doğru olmayabiliyor.

    Epicness, scope ile alakalı olabildiği gibi, heroic olarak da değerlendiriliyor, bazen de alternatif dünya için de kullanılabiliyor. Bu kitabı okumadım henüz, low fantasy olarak biliyorum ancak dediğim gibi low fantasy olması epic olamayacağı anlamına gelmiyor, bunlar birbirini dışarlamıyor.

Türk Ruhu Nasıl Yapılıyor? Filibeli Ahmed Hilmi

Âmâk-ı Hayal’in Yazarının 111 Yıldır Kayıp Olan Eseri Ortaya Çıktı

Fate: The Winx Saga incelemesi

Fate: The Winx Saga İncelemesi: Hatalar Silsilesi