SHAZAM! Filmine Füze Attık: Hafif Spoiler’lı İnceleme

DC'nin yeni süper kahraman filmi SHAZAM'ı inceledik! Hafif spoiler içeren yazımızda filmi nasıl bulduğumuzu enine-boyuna anlattık.

Shazam’e gittiniz mi? Bir DC filmi için bir gün bu soruyu soracağım aklıma gelmezdi ama ne yapalım bugünlerde işler böyle yürüyor artık. Gittiyseniz biraz konuşalım, gitmediyseniz de yazıyı okuyabilirsiniz, çok da spoiler verme niyetinde değilim. Filmi konuşmak için spoiler’a pek gerek yok zira ama izlemiş olmanızın faydası olur.

Shazam’in eğlenceli bir film olacağı ta en başından belliydi, buna kimsenin şüphesi yoktu. Baş karakteri bir çocuktu bi kere. Bunu nasıl ciddileştirebilirlerdi ki? Eh, aklıma birkaç yol gelmiyor değil ama DC o kulvardan ayrılalı uzun bir zaman oldu. DCEU için hala umutlarımı taze tutmaya gerek görmüyorum. Gerçi umutlarımı DCEU’nun dışında bir film olacak olan Joaquin Phoenix’in Joker filmine saklıyordum ama onun da fragmanı Joker’i ajite edilmiş bir anti-kahraman gibi sununca ve YouTube yorumlarında da Joker’in ne kadar harika bir anti-kahraman olduğu yorumlarını görünce artık yarım kalan işlerimi halledip birkaç yıl içinde dünyayla kalan bağlarımı da koparmam gerektiğine kanaat getirdim.

Neyse, o zamana daha var. Aquaman örneğinde olduğu gibi bu DCEU evreninin filmlerini böyle kabul ederek son bir iki laf etmek istiyorum. Evet, Shazam eğlenceli bir çocuk filmi. DC MC fazla kafa yormadan bu gözle bakıp geçerseniz ve 13-15 yaş arası bir bireyseniz keyifli bir film denilebilir. Gene de ben çocuğuma daha kaliteli şeyler izlemesini önerirdim.

Karton kötü karakter

Her şeyden önce, konvansiyonel bir filmden bahsediyorsak, birine izlemesini tavsiye edeceğim filmin doğru düzgün bir karşıt karakteri olmasına özen gösteririm. Shazam filminin kötü adamının motivasyonu anlaşılır olmakla birlikte çok da karton bir kötü karakter. Çocukken dışlanmış diye kötü olmuş ama hep kötü olmuş, tam kötü olmuş. Bir çocuk için bir anlığına izlemesi keyifli olabilir ancak bir an sonra karakteri diğer bir açıdan düşündürtecek başka bir boyuta sahip değil karakter. Hele de bir yetişkinin gözünden olgunlaşmamış, gerçek dışı bir villain var ortada. Yani “çocuğun düşmanı, yaşı büyümüş olsa da yine çocuk kalmış bir adam” diyebiliriz bu noktada. Shazam bir anda yetişkin olduğu için çocuk kalması anlaşılır bir şeyken villain olacak adamın onca yıl yaşayıp bir arpa boyu yol almayıp, kendini inşa etmeyip mal biri haline gelmiş olmasını filmin çocuk filmi olmasına vermemiz bekleniyor herhalde.

Bu şu anlama geliyor aslında kısaca: Filmin kötü adamı, Home Alone kötü adamları kalibresinde bir kötü adam. 90’lı yıllarda cumartesi günleri TV’de yayınlanan çocuk filmlerindeki kötü adamlardan hani. Bu filmleri IMDB’nin en kötü filmler listelerinde 3-5 puan arasında görebilirsiniz. Ucuz oldukları için 90’lı yıllarda televizyon kanallarımız bunları satın almış, “sinema şöleni!” diye reklamlarını bolca çevire çevire defalarca yayınlamıştı. Biz garibanlar da bunları film diye izleyip sevmiştik. Sanmıştık ki sinema böyle bir şey. Ben yaşım ilerleyip de internete kavuştuğumda acaba çocukluğumda elli defa izleyip çok sevdiğim filmler hakkında dünya ne düşünüyor diye baktığımda kimi filmi batakhaneye düşmüş, kimini köprü altında tiner çekerken bulunca çok şaşırmış ve üzülmüştüm. Dünya bu filmleri toplumdan dışlamıştı resmen.

“90’lı yıllarda çocuk olanların izlediği bir film”

Sonra filmleri kendim açıp izlemeyi denedim de hakikaten göz kanatacak derecede kötü filmlermiş ama ben çocukken izlediğim için bunu anlayamayıp çok sevmişim. 90’lı yıllarda çocuk olanlar böyle filmlerden çok izlemiştir. Anne tektir, baba hapistedir ya da kirli işlere bulaşmıştır ya da çocuk tektir, çocuk okulda zorbalığa maruz kalır, çocuk sihirli kaykay bulur, çocuk sihirli kılıç bulur, çocuk uzaydan gelmiş bir kostüm bulur. Nedeni nasılı pek önemli değildir, onu hayatında kullanır, ailesini kurtarır, sorunlarını çözer. Bir şeyleri ele geçirmeye çalışan kötü şirket patronunu durdurur. (Hatta Shazam’deki “bu kostümün içinde nasıl işeyeceğimi bilmiyorum” repliği de yine benzer filmlerden biri olan Star Kid filminden alıntıdır.)

Bu tür filmlere 3 örnek vereceğim ve o dönemin çocukları ne demek istediğimi hemen anlayacak: Kazaam, Evde Tek Başına 3 ve Santa with Muscles. Daha böyle tonla film var. Bunların kötü adamlarını alın, işte Shazam’ın kötü adamı. Filmin teması da zaten oldukça benzer. Santa with Muscles’ta uçarı zengin Hulk Hogan hafızasını yitirip kendisini Noel Baba olarak bulur, bir yetimhanedeki kimsesiz çocuklara yardım eder, sonra hafızası yerine gelince onları umursamaz ve evine döner ama çocukların başı sıkışınca bir şeyler tetiklenir, kahramanlık rolünü hatırlayıp dandik kötü adamları döver, dandik yokoluş mekanizmasını durdururdu. Kazaam’da da keza benzer bir konu ve kahramanlık türü işlenir. Shazam’ın konusu elbette bu olmamakla beraber, benzer bir kahramanlığı, benzer bir duygusallığı ve benzer bir işlenişi barındırıyor. Shazam bu tür filmlerin bir parodisi demeyelim de,  günümüzde aynı temanın bir yeniden çekimi.

“Kimsesiz bir çocuk yeni ailesiyle birlikte olmak istemez, sonra bir gün sihirli bir şeyler bulur, sonra bir ara ailenin ne demek olduğunu kavrar ve onları kurtarmak için geri döner.”

Shazam bundan ibaret. Bu 80’lerin sonu 90’ların başı çocuk filmi yazma metodudur. Aslında bugün nasıl Marvel mizahı ve Deadpool dönemin ruhunu belirlediyse, yeni çıkacak olan Hellboy bile fragmandan göründüğü kadarıyla onlara öykünerek şakalı komikli “cool” bir iş ortaya çıkartmaya çalışmışsa, çocuk filmi olmayı amaçlayan Shazam de tatlılık ve farklılık olsun diye bu bahsettiğimiz önceki zamanın ruhuna öykünen bir iş yapmaya çalışmış.

Bunun bir diğer kanıtı da filmdeki efektlerin bugün Hollywood’da kasıtlı olarak yapmadıkça neredeyse yapılamayacak derecede kötü olması. Uçma sahneleri adam filmden makasla kesilip gökyüzüne 404’le yapıştırılmış gibi. Hele yedi büyük günahı temsil eden o canavarlar filan 15 yıl öncesinin bilgisayar oyunu grafikleri gibiler.

[irp posts=”33819″]

Benim bundan çıkarabildiğim tek sonuç bunun 90’lardaki eski sevimli çocuk filmlerine benzemesi için kasıtlı olarak böyle yapıldığı oldu. Filmin temasının ve işlenişinin de o filmlere benzemesi bu düşüncemi pekiştirdi. Zaten hatırlarsınız, eskiden bu ayrımlar bu kadar net de değildi. Artık son yıllarda “Çocuk filmi, aman dikkat! Yaş sınırı!” diye her şey yumuşatılır, her filmin yaş ortalaması aşağı çekilir, pamuk şeker gibi filmler yapılır oldu. Onların yanında Deadpool filan “sert film” sayılmaya başlandı.

Oysa eskiden böyle bir ayrım çok yoktu, filmler de daha sertti. Allah’ın 1987 yılında Robocop diye film çıkmış. Üstüne asit dökülüp helva gibi eriyen adam sahnesi var ama kim takar yaş sınırını. Aynı yıl çıkan Predator keza öyle. Bir film çıktı mı, hele de TV’ye düştü mü herkes ayıla bayıla izlerdi. İşte Shazam de bir çocuk filmi olmasına rağmen günümüzün çocuk filmleri kadar naif değil. Biraz o dönemin filmlerini hatırlatır şekilde sert sahnelere sahip. Camdan atılan adamlar, vahşi yaratıklar filan gibi bizim çocukken ağzımız açık izleyeceğimiz şeyler var filmde. Bugün sert film diye Deadpool’a alıştırılmış nesil için Shazam bir nebze farklı bir iş. İyi de DC’nin buralarda ne işi var yahu?

“Her büyücünün farklı “günahla” mı savaşması gerekiyor?”

Hadi şu canavar günahlardan bahsetmişken buradan devam edelim. 2019 yılında çıkan bir çocuk filminde düşman olarak “günah” diye bir konseptin olması bir yana, bir de “günahla savaşmak” denirken hakikaten canavar olarak temsil edilmiş günahlarla yumruklu kavganın kastedilmiş olması da filmdeki ayrı bir absürtlük.

Zaten o kısım da belirsizliklerle dolu. Shazam vuracağı zaman dumana dönüşerek onun hamlesini boşa çıkartan günahlar neden diğer büyücülerle dövüşecekleri zaman bunu yapmıyorlar? Her büyücünün önceden belirlenmiş farklı bir günahla mı yumruklaşması gerekiyor illa? “DCEU” dediğimiz Nolan sonrası çizilen yeni evrenin sığlığı o evren içerisinde geçecek diğer tüm filmlerin de konunun işlenişindeki derinlik bakımından elini kolunu bağlıyor ne yazık ki. Ya bunu böyle yapmayacaksın, bazı konseptleri sembolik olarak alıp işi günümüzün çocuk filmi olmaktan epey bir çıkaracaksın ya da Shazam gibi her şeyin kelime anlamıyla gerçekten varolduğu absürt bir evren yaratacaksın işte.

Ben bunun bahanesini Shazam’in bir çocuk filmi olmasında bulmuyorum. Flash ve Arrow gibi berbat dizileri de yapan The CW kanalının dizisi olan Constantine de bir DC eseri, 2005 yılı yapımı Keanu Reeves’in oynadığı Constantine filmi de bir DC eseri. Ama ikisi arasında işlenişin derinliği bakımından dağlar kadar fark var.

Film olan Constantine kusursuz değilse de derinlikli sayılabilecek ağır bir yapım. Diğerini ise suya atsan batmaz hani, öyle köpük bir iş. Yani Shazam’de Biblical aleme gireceksek de bunu mağarada bekleyen 7 ölümcül günah-canavarın lunaparktaki kavgası şeklinde izlememeyi tercih ederdim, anlatabildiysem eğer.

Diyeceğim o ki DC kendi eserlerini çocuk filmi olmasalar da sığlaştırıyor zaten, Constantine dizisinde yaptığı gibi. O yüzden ben Shazam’ın sadece çocuk filmi diye bu kadar basit ve iki boyutlu olduğunu zannetmiyorum. Shazam bir çocuk filmi olmasaydı da DC bu saatten sonra onu ince düşünülmüş bir film yapmaya uğraşmazdı. Çünkü DC efsane olmak istemiyor. DC insanları güldürmek, yılan gibi alemlere akmak, ortamın balını emiklemek istiyor.

Zachary Levi’ye gelelim

Zachary Levi iyi bir oyuncu ve sevimli bir adam. Kendisine laf etmek pek içimden gelmez açıkçası. Problem, adama yazılmış Shazam karakterinde. Karakterinin naifliği, komikliği, sanıldığı gibi onun aslında bir çocuk olmasından kaynaklanmıyor. Verilmek istenenin aksine Shazam’de “yetişkin görünümüne bürünmüş bir çocuğun” ruh hali yok hiç. Yetişkin bir oyuncuya “sen aslında çocuksun” denmiş, o da yardır Allah yardırmış.  Yazanlar yazarken bir çocuğun karakterine bir Shazam’ın karakterine bakıp “yav bu iki karakter aynı olmadı pek?” dememişler mi acaba? Ya da Zachary Levi senaryoda kendi kısımları dışında kalanları da okuyup “İyi de bu çocuk bana yazdığınız biri gibi değil ki?” dememiş mi?

Ortaya çocuğun karakterinden farklı bir karakter çıkmış resmen ve aralarında bir geçiş skalası hiç yok. Shazam Shazam iken bir an bile çocuk gibi depresif değil. Çocuk “Shazam!” dediği an bambaşka bir karaktere bürünüyor, Jim Carrey’nin The Mask’ı gibi.

Yani filmde çocuğun yetişkin bedeni edinmesinden ve yeni güçlerinden  dolayı çok mutlu olmasını izlemiyoruz Shazam iken. Eğer öyle yapılmaya çalışılmışsa film o konuda başarısız. Shazam’in şabalaklığına dümdüz bir şekilde “o aslında çocuk olduğu için öyle” demek biraz filmin vasat niteliklerine göz kapatmak olur. Evet o aslında çocuk olduğu için öyle de, çocuk aslında öyle bir çocuk değil işte, mesele o. 1 saniye önce dünyanın en karamsar, en depresif ergeni iken 1 saniye sonra dünyanın en neşeli, en şabalak süper kahramanı. Arada hiçbir geçiş evresi yok. Shazam’in çocuktan ayrı bir karakteri varsa, tamam. Yok çocuk Shazam olduğu için çok mutlu olduğundan öyle şabalak oluyorsa bu geçiş bu filmde hiç verilmemiş.

DC Evreni’ne Uyumlu mu?

Çocuk güçlerini deniyor, güçlerini anlamaya çalışıyor ama yetişkin birisi olduğunu fark ederek yavaş yavaş neşelenmiyor. Bir anda karakter değiştiriyor, bira almaya koşuyor. Bir an sonra Shazam olmaktan çıkınca da yine dünyanın en mutsuz çocuğu olmaya geri dönüyor. Çocuk olmaya geri döndüğünde bir “vay be, o neydi öyle” diye neşelenme ve biraz mutlu olma gibi bir hali de yok. Arada hiçbir geçiş yok. Bir an çok salak, bir an sonra yine çok mutsuz. Bunu da mı kasıtlı olarak kötü yapmışlar acaba? Ne bileyim, insan çocuk haline dönünce de biraz mutlu olmaya devam etmez mi, “ben neler yapabiliyorum istediğimde,” diye?

Filmin bu denli çocuk filmi olması aslında parçası olduğu DC evreninden de koparıyor hikayeyi bir bakıma. Daha doğrusu, insan filmi o evrene eklemekte zorlanıyor. Çünkü bu filmin evreni ile DCEU’nun mantık kuralları aynı değil. Shazam’de ne çocuğun yetişkine dönüşmesinin sonuçları var, ne birilerinin camdan atılmasının sonuçları, ne çocuğun vahşi bir yaratıkla burun buruna gelmesinin sonuçları ne de şehrin göğünde iki süper güçlü kişinin çarpışmasının sonuçları var. Bu filmi bir çocuk filmi olarak alacaksak bunları görmezden gelmek kolay ama bir DC filmi olarak bakacaksak daha ciddi sorular sormamız gerekiyor ve o zaman da problemler çıkıyor.

Hem sonra bu karakteri bu haliyle diğer DC filmlerinde nasıl kullanacaksın? Yok kullanmayacaksan bu kadar güçlü karakteri boşuna mı yarattın? DC filmlerini izlerken onun varlığını unutarak mı izleyeceğiz? Onun filmi geldiğinde de DC filmlerine sadece birer gönderme mi olacak? Nerede kaldı o zaman ortak evren muhabbeti? Neler oluyor DC?

Bu filmde DC referansları olmakla birlikte, filmin hangi evrende geçtiği tam olarak belli değil dedik ama aslında filmin son sahnesinde kesin olarak belli oluyor ancak o zaman da tutarsız bir hale geliyor.

Mantığını açıklayayım: Villain çocuk filmi villain’ı, olaylar bir çocuk filmindeki gibi gerçekleşiyor.

Örneğin, çocuklar canavarlarla burun buruna geliyor ama canavarlar onların kafalarını koparmıyor. Ama öte yandan baş karakterin annesi üzerinden hayatın bazı acımasız gerçekleri de filmde var. Biz o zaman hangi evrendeyiz? Acı olayların da yaşandığı DC evreninde mi, yoksa camdan atılan kişinin son anda bayrak direğine takıldığı, canavarların çocukların kafalarını koparmayıp sadece ağzını açıp bağırdığı bir çocuk evreninde mi? Böyle bir film DC evrenine nasıl bağlanabilir ki? Bu film DCEU’nun diğer filmleriyle aynı mantık düzleminde geçmiyor, aynı kurallar burada işlemiyor. Ortak bir filmde hangisinin kuralları geçerli olacak o zaman? Filmler arasında gidip gelirken “neden o filmde olabilenler bu filmde olmuyor” diye sormayacak mıyız hiç? “Çocuk filmi” olması meta bir cevap. Bunun film içinde bir açıklaması yok ki?

Filmin duygusal damarı oldukça kuvvetli. Aslında anne sahnesi ile özetlenebilecek o duygusal damar, filmin en gerçek yeri. Dünyanın tüm acımasız gerçekliği o sahnede birden filme geri dönüyor. Filmin geri kalanındaki aksiyonlarda ise bu düzeyde gerçekçi sonuçlar yok. Bu da yine eski çocuk filmlerinin karakteristik özelliklerinden birisidir. Dahası, işe de yarıyor. Bir çocuk filmi içinde evet, o sahnede siz de duygulanıyorsunuz izlerken ve çocukla birlikte aile kavramının ne anlama geldiğini şöyle bir aklınızdan geçiriyor ve filmin geri kalanı için gazlanıyorsunuz. Bu zamanında tutmuş bir formül ki buna benzer 500 tane film çekildi o yıllarda. Ama yine sormak aklıma geliyor:

“DC’nin buralarda ne işi var yahu?” Bu DC evreni değil ki!

Shazam’da günümüzün alışıldık formatından çıkıp çok eski ve değişik bir şey yapmaya çalışmışlar, anlıyorum. Değişiklik olarak bu formatı seçmelerine gerek var mıydı, işte ondan emin olamıyorum. Daha yeni bir şey yapmak da denenebilirdi pekala. DC kendisi olmayıp, hiç risk almayıp, hep tutmuş eski konseptleri denemeyi tercih ediyor. Ama bu konseptler zaten varlar ve onları yapan sahipleri çok da güzel yapıyor. DC neden dönemin ruhunu yaratanlardan biri olmak yerine ısrarla kendisi olmaktan bu kadar kaçıyor ve başkalarının kendi için yarattığı konforlu alana sığınıyor anlamış değilim ben.

İnsanlar da bu sayede artık bir Suicide Squad uyarlamasının da kesinlikle komik olması gerektiğinden çok eminler mesela. Hatta DC, “DC olmayı” bırakıp “Marvel olmayı” kendisi beceremeyince Suicide Squad’ı da Marvel filmi gibi yapsın diye direkt Marvel’ın adamını getirdi başa. DC filmlerine yön veren insanlar bu evrenin karakterlerini anlayıp DC’nin kendisi olmaya dönmedikçe yapılan filmler asla bir DC filmi olarak başarılı olamayacak. Ya Marvel taklidi olarak anılacaklar ya da DC’nin o sert karakteristiği böyle böyle kırılacak ve değişecek.

Başarılı olan Marvel’ın formülünü taklit ederek Shazam gibi karakterleri öne çıkarabilirler elbette, supsulu, çok izlenen, çok gülünen “başarılı” filmler yapabilirler bu metotla ama bunlar hiçbir zaman gerçek birer DC filmi olmayacaklar ne yazık ki. Çünkü Marvel filmleri biraz Marvel’ın kendisi gibiyken DC Nolan üçlemesi sonrası sinemada kendisinden başka her şey olmayı deniyor sırayla. Çamur gibi renk filtreleriyle karanlık (!) filmler yapmayı denediler, olmadı. Suicide Squad ile Marvel gibi olup cıvıtmayı denediler, olmadı. Aquaman ile Disney filmi gibi olmayı denediler, biraz tuttu. Şimdi de 90’ların çocuk filmi gibi olmayı denemişler. Sırada da tam cıvıtmak için James Gunn gün sayıyor. Sonu hayrolsun.

Büyücülere de 7 ölümcül günahla çıkan tatsızlığı yumruklarıyla bitirerek dünyamızı bir cennete çevirdikleri için teşekkür ediyoruz.

1990 İstanbul doğumlu tiyatro insanı, yazar ve çizer. Hoşnutsuz kişi. Dedektiflik ve bilimkurgu sever.

SHAZAM! Filmine Füze Attık: Hafif Spoiler’lı İnceleme için 2 yorum

  1. Husey dedi ki:

    Abi çocuk suyun altında neden Shazam olamadı acaba?


  2. Ben filmi beğendim. Özellikle kötü karakter ile Shazam’ın geçmişine inmeleri çok iyi oldu. “Bu kim ?” demedik yani filmi izlerken. Dövüş sahneleri ve CGİ biraz düşük seviyede olsa da, eğlenceli bir film olmasından kaynaklı olarak sıkılmadan izledim. Elbette ki, Black Adam’ı görmek isterdim filmde. Ama, karakter henüz güçlerine aşina değil. Öyle bir karakter karşısında hiç bir şansı olmazdı. Belki 2. filmde görebiliriz. Ki, D.Rock Johnson’ın Black Adam filmi için anlaşma yapmış olması bu olasılığı daha da güçlendirdi. Dc sonunda iyi şeyler yapmaya başladı. Ekimde Joker ardından WW84 filmi ile bu yükselişi devam edecek diye umut ediyorum. Ve hiç bir umudum olmasa da güzel birer Batman, Süperman ve Flash filmleri bekliyorum :smiley:


SHAZAM! Filmine Füze Attık: Hafif Spoiler’lı İnceleme

DC’nin yeni süper kahraman filmi SHAZAM’ı inceledik! Hafif spoiler içeren yazımızda filmi nasıl bulduğumuzu enine-boyuna anlattık.

Başa dönün