in ,

Spider-Man: No Way Home İncelemesi: En İyi Örümcek Adam Filmi!

Spider-Man: No Way Home incelemesi sizlerle. Marvel ve Sony filmi, bugüne kadar çekilmiş en iyi live action Örümcek Adam yapımı olmayı nasıl başarıyor?

Spider-Man: No Way Home incelemesi

Spider-Man No Way Home incelemesi yayında. Uzun süredir merakla beklenen Marvel Sinematik Evreni’ndeki üçüncü Örümcek Adam filmi, neyi doğru yaptı? Detaylarıyla inceleme zamanı.

Zaman normalden hızlı mı geçti, yoksa bana mı öyle geliyor? Spider-Man: Far From Home’dan çıktıktan sonra serinin üçüncü filmini beklemeye henüz başlamışken oturup filmin incelemesini yazışım daha birkaç gün önce gibi. Gerçi benzer şeyleri sinemada ilk izlediğim Spider-Man filminden sonra geçen zaman için de hissediyorum. Bu filmi benim için bütün bu duygulardan bağımsız düşünmek imkânsız. Çünkü o günün öncesinden bugüne, tükettiğim her Spider-Man hikâyesinden bir parça benimle birlikte buraya kadar yolculuk etti. No Way Home macerasını seyrederken de hepsi tekrar gözümde canlandılar. Bu, nihai bir filmdi.

Filmin kısaca konusuyla başlayalım isterseniz. Kazara bu evrene geçen eski filmlerin kötü adamlarını iyileştirmek ve hayatlarını kurtarmak. Evet, gerçekten bu kadar kısa. Bu tam da Spider-Man’in sahip olacağı türden bir duyarlılık, o yüzden böyle bir konuyu başka işlerde pek göremezsiniz. (Belki Doctor Who. Evet, orada kesin görürsünüz.) Ama birbirini yumruk, tekme, tokat manyağı yapan, hatta düşmanlarının üstüne mermiler yağdıran taytlı karakterlerin evreninde böyle bir duyarlılık görmek gerçekten yürek ısıtıcı. Örümcek Adam dendiğinde de hem yürek ısıtıcı hem yürek burkucu bazı temaların iç içe geçmesine hazır olmanız gerekir zaten.

Bugüne kadar çıkan birçok Spider-Man filmi bunu denemiştir, az ya da çok başarmıştır, güçlü yanları olmuştur, zayıf yanları olmuştur ama bu film sonunda hepsini bir araya toplayıp bize özlediğimiz Spider-Man’i sunuyor. Bunu beyaz perdede daha önce yapabilen sadece bir film olmuştu, o da bir animasyondu. Into the Spider-Verse’den bahsediyorum elbette. O günden beri de onun kadar iyi yazılmış ve gerçek oyuncularla çekilmiş bir evrenler arası kesişim filmini hevesle bekliyorduk. Çünkü hepimizin geçmişe favorisi olmuş, çocukluk anılarını renklendirmiş bazı karakterler vardı.

Örümcek Adam 3 inceleme

Bir Örümcek Adam filminin, Spider-Man’e has unsurları güzelce bir araya toplaması için elbette evrenler arasında geçmesi gerekmiyor ama eğer toplanırsa ve geçerse… İşte o zaman ortaya müthiş bir duygu yoğunluğu çıkıyor. Çünkü Spider-Man her zaman hepimizin gündelik hayatta sıklıkla yaşadığı problemlerin çilesini çeken bir karakter olagelmiştir. Şimdi bunu üçle çarpın. O dertlerin farklı varyasyonlarını alın. Başıma böylesi değil de öylesi gelse ne hissederdim, kendime nasıl yardım ederdim diye düşünün. İşte No Way Home da öyle bir film. Bir, hayatla başa çıkma, iyileşme ve iyileştirme filmi.

Nasıl Batman denince akla gelen, onunla özdeşleşmiş bazı motifler, motivasyonlar, değerler varsa Marvel’ın klasikleşmiş süper kahramanı Spider-Man için de var. Ekonomik sıkıntılar, bin parçaya bölünüp her yere yetişememek, seçtiğin hayat tarzı yüzünden sevdiklerinden vazgeçmek zorunda kalmak, bir kaybın acısı, suçluluk hissi, sorumluluk hissetmek, harekete geçmek, kendini kahramanca feda etmek, intikam yerine sağduyuyu ve adaleti seçmek… Bütün bunlar onlarca yıldır örülmüş ve insanların ruhunda iz bırakmış Örümcek Adam motifleri. Görüyoruz ki filmi yapanlar bu defa bunları güzelce analiz etmişler ve filme çok doğru anlarda, tam da çalışacak şekilde yerleştirmişler. Filmin görece basit konusu böylece fazlasıyla tatlanmış. Bu duyguları hem yeni izleyicilere geçirmişler hem de bunca senedir bu filmlerle ve hikâyelerle duygu yoğunluğu biriktirmiş eski seyirciye aktarmışlar.

Yazının bu noktadan sonrasının spoiler içereceğini ve henüz filmi izlememiş okurlarımız için tat kaçırıcı olabileceğini belirtelim. Spoiler içermeyen yorumlarımızı paylaştığımız YouTube canlı yayın kaydımıza buradan ulaşabilirsiniz.

Spider-Man: No Way Home Neden En İyi Örümcek Adam Filmi Oldu?

Spider-Man: No Way Home incelemesi

Filmde diğer iki Spider-Man ve bir sahnede de Matt Murdock olmasa bile film kendi başına yeterince iyi. Hikâyelere göndermeleri yerli yerinde. Fakat onların da varlığıyla film seviye atlamış.

Matt Murdock rolünde Charlie Cox’un Netflix yapımı Daredevil dizisinden Marvel Sinematik Evreni’ne nihayet transfer olması hepimizi mutlu etti. Bir noktada dahil olacağını umuyorduk ama bunun Spider-Man filmiyle olması ayrıca tatlı bir nüans. Çünkü iki sokak seviyesi kahramanın çizgi romanlarda yollarının kesiştiği hikâyeler pek tatlıdırlar. Filmde çok kısa görünmüş olsa da Murdock “bu evrende ben de varım” demiş oldu ve Örümcek’le paylaşacakları yeni hikâyeler için bize umut verdi.

Far From Home’un sonunda görünce heyecandan yerimizde duramadığımız bir de J. Jonah Jameson vardı ki kendisini yine eski Spider-Man filmlerinde canlandırmış olan J. K. Simmons oynuyordu. Adamın çizgi romanlardaki tipiyle birebir uyumlu oluşu herkes tarafından bir oyuncu seçimi harikası olarak nitelenmiştir. Simmons da kendine has tavırlarıyla karaktere unutulmaz bir tat katmıştır. Bu karakterin ve aynı oyuncunun bir kez daha MCU’da yer alması bize evrenler arası bir geçişin olduğu sinyalini ve dahasının da gelebileceği hissini vermişti ama anlaşılan durum öyle değil. Ne Matt Murdock ne de Jameson bu evrene başka evrenlerden geçmiş değiller. Kang yüzünden mi bilinmez ama bu evrende de varlar. Bir yerden gelmedikleri gibi bir yere gittikleri de yok.

Film boyunca Jameson’ın geç yaşında yeni başladığı gazetecilik kariyerinde saldırgan ve aktif tavırlarıyla hızla ilerleyişine de şahit olduk. Garajında yeşil perde önünde tek başına başladığı online habercilik kariyerini filmin sonunda gerçek bir stüdyo, profesyonel bir kamera ve bir sürü çalışanla bitirdi. Filmde bu tür karakter hikâyesi akışlarının unutulmaması, karakterlerin sadece süs gibi orada durmayışları takdir edilesi kafaların ürünü.

Spider-Man 3 inceleme

Yine Far From Home incelemesinde Tom Holland’ın Spider-Man’inin öncekilerden çok farklı bir orijini olduğuna değinmiştim. Farklı Spider-Man’ler söz konusu olduğunda bu durum böyledir. Tekrar tekrar Ben Amca’nın öldürülüşünü okumazsınız. Eğer okur ya da izlerseniz bu durum zamanla bir şakaya dönüşmeye başlar. MCU’da yeni bir Spider-Man filmi olacağı duyurulduğunda herkes çok sevinmekle birlikte “yine mi Ben Amca ölecek?” mırıltıları da yükselmişti. Sonra bu defa o hikâyelerin filmin çok öncesinde yaşanmış olacağı duyurulmuştu. Tony Stark’ın daha çok dahil olduğu, yüksek teknolojisinin etkisi altında, May Hala’nın gayet genç olduğu, Oscorp’un henüz bulunmadığı, Peter’ın çok farklı arkadaşlıklar kurduğu, kimliğinin çok sayıda insan tarafından bilindiği bir evrendeydik. Bunun da negatif tarafları vardı elbette. Görünüşte güzeldi ama bir türlü o tanıdık tadı da alamıyorduk. Çünkü motifler çok farklıydı. Eve Dönüş Yok ile o tanıdık motiflere de bir giriş yapmış olduk. Farklı bir orijin hikâyesi olarak bu defa May Hala öldü ve sorumluluk hakkında o ünlü sözü o söyledi: Büyük güç, büyük sorumluluk getirir. Böylece üç filmlik Home serisi bir Spider-Man orijini olarak bağlanmış oldu. Spider-Man Infinity Saga dahil birçok macerasını bu orijin sırasında yaşadı. Bu şimdiye kadar anlatılmış en uzun orijin hikâyesi olabilir.

Örümcek Adam: Eve Dönüş Yok Filminin İyi Yaptığı Şeyler

Spider-Man: No Way Home inceleme

Filmin beni en memnun eden yanlarından biri de aksiyonun anlamlı olmasıydı. Filmin ilk çıkan fragmanına ne kadar yükseldiysem ikinci fragmanla beraber bir o kadar çakıldım ve filme karşı olan heyecanım söndü. Çünkü bir fragmanın işlevi buysa eğer, bu fragmanın verdiği fikre göre tüm örümcek adamlar toplanıp tüm eski örümcek adam kötülerini durdurmak için saldıracaklar ve büyük bir savaş yaşanacaktı. Bu bende “bütün tuşlara aynı anda basma” hissi yaratmıştı. Konu bu muydu yani? Ama neyse ki film böyle çıkmadı. Filmde bu aksiyon sahnesi evet var. Ama bu aksiyonun bir anlamı da var. Her aksiyon filmde bir işe yarıyor, hikâyeyi ilerletiyor, karakterleri geliştiriyor. Düşününce ne kadar basit, öyle değil mi? Ama ne kadar çok sayıda, yüzlerce milyon dolarlık koca koca filmin bunu göz ardı edebildiğini ve kimsenin de bu sırada “Biz ne yapıyoruz?” demediğini düşünecek olursanız bunun kıymetini daha iyi anlarsınız.

Filme dair bir diğer soru işareti de çoklu evrenlere Doctor Strange’in büyüsünün mü sebep olacağıydı. Çünkü Loki dizisini düşünecek olursak eğer çoklu evrenlere yol açan olaylar Lady Loki’nin başının altından çıkıyordu. Filmin bu iki konuyu nasıl bağlayacağı merak konusuydu ama dikkatli izlerseniz eğer bu tür sorulara birer cümleyle de olsa bir cevabı var filmin. Doctor Strange normalde çoklu evrenlerin var olmaması gerektiğini, bu karakterlerin neden var olduklarını bile bilmediğini söyledi. Yani onların var olmasına sebep olan Loki’nin zaman çizgisini serbest bırakmış olması, onları bu tarafa çeken ise Strange’in büyüsü imiş. Güzel açıklama bence.

Filmin en sevdiğim yanlarından biri de Sony’nin Venom’unu devre dışı bırakması oldu. Hem de komik bir şekilde. Bu hareketiyle Marvel demiş oldu ki, “Kardeşim, dandik karakterini benim evrenimden uzak tut. Ver oradan bana bir parça symbiot, hah. Hadi şimdi yallah!” Buna sevindiğim için de bir yandan üzgünüm ama bu benim suçum da değil. Güzel film yapsalardı da izleseydik… Ben bu karakterlerle büyüdüm kardeşim. Bu karakterleri seviyorum ben. Güzel hikâyelerini izlemek en çok beni mutlu eder, kötü kötü çıkmalarına en çok gene ben üzülürüm.

Spider-Man ve Doctor Strange

Venom’dan geriye bir parça symbiot kalması da bize bu evrenin kendi Venom’u olacağının işaretini vermiş oldu. Kayıp Rıhtım’daki Marvel filmleri incelemelerini takip ediyorsanız (genelde ben yazmış olurum) son birkaç yazıda sorduğum sorulardan biri de buydu. MCU’nun kendi Octopus’u olacak mıydı mesela, yoksa No Way Home’da gösterdiklerini yeterli bulacaklar ve yola yeni kötülerle mi devam edeceklerdi? Bu hâlâ belirsiz ama eğer evrenin kendi Venom’u olacaksa kendi Dr. Octopus’u da olur, neden olmasın.

Buradaki ikircikli nokta, Peter’ın artık Otto Octavius adlı birini görürse onun Octopus’a dönüşebileceğini biliyor olacağı. Aslında düşünecek olursak Peter bu filmde herkes onu unuttuktan sonra tüm karakterlere karşı bu haksız avantaja sahip. O herkesi tanıyor, her şeylerini biliyor ama insanlar onu tanımıyor. Bu çok kullanışlı bir durum olabilir… Tabii film Into the Spider-Verse’ün yolundan gidip kötü karakterlerin farklı versiyonlarını da bize sunabilir. Öyle ya, madem farklı bir evrendeyiz, Peter’ın orijini epey farklı, örneğin kadın bir Octopus, başka türlü bir Yeşil Cin neden olmasın? Çok da tatlı olur.

Home serisinin bitimiyle birlikte MCU hikâyeleri içinde o gezegen senin bu havaalanı benim telef olmuş Spider-Man’in hikâyeleri de dürülüp toplanmış oldu ve biz mahallemizin dost Örümcek Adam’ıyla baş başa kaldık. Filmin sonuna koydukları sahneyle giderayak Spider-Man onu tanıdığımız motiflere bir adım daha yaklaştı ve ileriki hikâyeler için umut verdi. Peter’ın okulunun bitişiyle birlikte yapayalnız kendi evine çıkması, yaşayacağı maddi zorluk, şehirdeki vakaları polis telsizinden takip etmesi ve klasik tasarıma çok benzeyen kendi kostümünü dikmesi, bu esnada MIT için sınavlara çalışmaya vakit ayıramayacağını bilmemiz, hepsi bizim tanıdığımız Spider-Man. Yolda Daredevil ile de karşılaşırsa ne güzel olur. Ayrıca Peter’ın kendi kostümünü dikmesinin mantıksız olduğunu, Tony Stark’ın yapıp vermesinin daha inandırıcı olduğunu söyleyenler umarım biraz utanmışlardır. Peter Parker’ın terzilik marifetlerini sorgulamayın. (Bu arada Stark teknolojisi desteği olmadan yeni kostümde hareketli göz detayı olabilecek mi, merak ettim şimdi?)

Spider-Man No Way Home green goblin

Filmde beni gülümseten bir iki küçük detaya da gitmeden değinmek istiyorum. Tobey Spider-Man’inin sırtının ağrıması, sanırım sadece ilerlemiş yaşına bir gönderme değil. Bu adam ikinci filminde güçlerini geçici olarak kaybedince yüksek bir yerden çok kötü düşmüş ve sırtına ağır bir darbe almıştı. Bunun o ana bir gönderme olduğun düşünmek hoşuma gider. Üç Spider-Man’i Ark Reaktörü ile tam şarj olmuş bir Electro’dan kurtaranın Doctor Octopus olması duygusal bir andı. Willem Dafoe Peter suratını yumruklarken hiç kıpırdamadan manyak gibi gülüşüyle bir oyuncu olarak kendine yine hayran bıraktı. (İyi bir filmde bu adamdan ne kadar harika bir Joker olacağını bir kez daha düşünmeden edemedim.) Miles Morales göndermesi de belki bir gün görürüz minvalinden güzel bir andı.

Yeşil Cin ve Peter’ın son karşılaşmalarını yine yıkıntılar arasında ama bu defa dev bir Captain America kalkanı içinde yapması da tiyatral bir seçim olmuş.

Filmin bitiş jeneriğinin ardından Doctor Strange: Multiverse of Madness fragmanını görmeyi beklemiyorduk. Bu güzel bir sürprizdi. Anlamış olduk ki bu film başka filmlerin karakterlerinden ziyade What If…? serisinin bize sunduğu alternatif MCU karakterlerini konuk edecek. Kim bilir belki bir göz kırpışı saniyesince Kang bile görürüz.

Peki Eksiklikler ve Olsaydı Daha İyi Olacaktı Denilen Sahneler?

Son olarak geldik filmle ilgili daha iyi mi olurdu dediğim bazı hususlara. Herkesin Peter Parker’ı unutması konusu sanıyorum sizin de kafanıza tam olarak yatmamıştır. Neyi unuttu bu insanlar tam olarak? Spider-Man’i hatırlıyorlar. Sadece Peter Parker’ın Spider-Man olduğunu unutmamışlar, duygusal olsun diye Peter Parker’ı da komple unutmuşlar. O zaman, onca macerayı onun Peter Parker olduğunu bilmeden mi yaşadıklarını sanıyorlar yani?

Happy, May’i Spider-Man sayesinde tanıdığını söylediğinde, bu onun yeğeninin Spider-Man olduğunu biliyor demektir. Bu durumda onun yeğeninin Peter olduğunu nasıl bilmiyor olacak? Unutulan kişiye dair eşyalar nereye gidiyor? Olaylar yaşanmamış olmadığına göre eşyalar da yerli yerinde duruyor olsa gerek. Kimse geçmişten bir gazete fotoğrafı, bir video da mı görmeyecek? (Film boyunca hepsinin ellerinde binlerce liralık telefon.) Peter herkes kendisinin varlığını unutmuşken, nasıl bir ev kiraladı? Madem Spider-Man unutulmuş değil, Doctor Strange’e gidip maskesini çıkarıp, “Merhaba, böyle böyle oldu” demesinin önünde ne engel var ki? Tek başına birisi olarak kaybedeceği bir şey de kalmadı, isterse gene MJ’e zarar gelmesin diye kimliğini açmasın.

Örümcek Adam: Eve Dönüş Yok inceleme

Tobey Maguire ve Andrew Garfield Spider-Man’lerinin biraz fazla karikatürize bir şekilde yansıtıldığını tek düşünen ben olamam değil mi? Özellikle Tobey Maguire, kendisini çok sevsem de Spider-Man gibi davranmayı unutmuş gibi geldi bana. Neyse, 20 yıl geçti, normaldir. Acaba J. Jonah Jameson’ı ekranda görseydi ne düşünürdü? Gördüğünü ve kızdığını görmek isterdim doğrusu.

Sandman ve özellikle Lizard biraz daha işe yarayabilirdi. Bu karakterlerin oyuncularını bile görmedik, hikâyeye çok bir etkileri olmadığı gibi, olan kadarında da neden bunu yaptıkları belli değildi. Biraz fazla atıl kalan bu iki karaktere biraz daha rol vermek güzel olabilirdi.

60 yıllık karakterlerin sorunlarına lise laboratuvarındaki birkaç kimyasalı karıştırarak çare yaratmak bir parça zorlama idiyse de inanın bu güzel hikâye içinde bunu hiç dert etmedim. Aynı sıkıntı Peter’ın ilk filmde kendi ağ kapsüllerini aynı yerde yapmasında da mevcuttu zaten. Hem onu yapan kendi kostümünü de diker bence.

Yeni Örümcek Adam filmi incelemesi

Filmle ilgili son diyeceğim, Stan Lee’siz bir dünyaya alışmaya çalışıyoruz. Stan Lee görmediğimiz Marvel filmlerini kabul ettik. Bari şu filmde kenardan bir fotoğrafı gözükseydi ne iyi olurdu. Yoksa gözüktü de ben mi kaçırdım, aydınlatırsanız sevinirim.

Sözün özü, senelerce tekrar tekrar izlenip duygulanılabilecek bir iş var ortada. Ben buna ancak şapka çıkartırım.

Şimdi, nostalji soslu bunca laf salatasını niye yaptım? Çünkü siz de Spider-Man’le ilgili anılarınızı Kayıp Rıhtım Forum’da paylaşırsanız ben de sizi zevkle okuyacağım. Sebebi bu. Yeni film kim bilir ne zaman gelecek, biz o zamana kadar neler yaşayacağız? Eğer yazarsanız ben de size yazacağım. Bu zamanın bir şekilde geçmesi gerek.

Oyla!

Atakan Uçar

1990 İstanbul doğumlu tiyatro insanı, yazar ve çizer. Hoşnutsuz kişi. Dedektiflik ve bilimkurgu sever.

2 Yorum BULUNUYOR


  1. Avatar for GkiraraJ GkiraraJ dedi ki:

    Tobey ve Andrew’in gelmesi dışında tahmin edilebilir ve basit bir yapımdı bence. Bazı şeyleri direkt filme gitmeden anladım yani. Özellikle ilk yarıyı pek beğenmedim ben. Tobey ve Andrew’in gelmesinin üzerinde ise daha fazla durulmalıydı bence. İki üç espri yapıp son savaşa geçtiler, aralarında daha güzel bir bağ oluşsun isterdim.

Söyleyeceklerin mi var? Forum'a gelip sohbete katıl.

1 cevap daha var.

Avatar: Son Hava Bükücü Oyuncu Kadrosu Azula

Avatar: The Last Airbender Dizisinde Azula, Suki ve Avatar Kyoshi’yi Canlandıracak İsimler Belli Oldu

Cicero - Anthony Everitt

Antik Roma’nın En Önemli Politikacılarından Cicero’yu Konu Alan Biyografi Kitabı Çıktı