Yazarının Kaleminden: Franz Kafka ve Sinema – Mehmet Öztürk

Mehmet Öztürk, sinema ile Kafka arasındaki ilişkiyi analiz eden "Franz Kafka ve Sinema" adlı kitabının ortaya çıkış sürecini kaleme aldı.

Franz Kafka ve Sinema kitabı bildiğim kadarıyla şimdiye değin Kafka ile sinema arasındaki ilişkileri inceleyen dünyadaki üç kitaptan biri.

İlkini Hanns Zischler 1996’da Almanca olarak yazdı; diğer kitabı ise yine Almanca olarak 2009’da Peter-André Alt yazdı. Benim kitabın ilk baskısı 2007’de olmuştu.

Hanns Zischler’in Kafka Sinemaya Gidiyor (Kafka geht ins Kino) adlı kitabını inceledikten birkaç sene sonra, 2004’te Prag’ta ünlü sinema akademisi FAMU’de “Sinema ve Kent” konusundaki bilimsel toplantılara katılmıştım. Bu toplantılar sırasında öğrendiğim yeni bilgilerden ziyade Prag’ın şehir topografyası ve verdiği duygu –dar ve sıkışık sokaklar; birdenbire bir meydana ve Moldau nehri kıyısına çıkan labirent Ortaçağ sokakları, özellikle akşam karanlığının verdiği duygu.

Franz Kafka

Franz Kafka

Kafka’nın “kara film”e ve kontrastlardan oluşan film anlayışına oldukça elverişli olduğunu yeniden hatırlattı. Bunu, bilginin yanında somut olarak görmek kitabı yazma konusunda benim için cesaret vericiydi. Ve şüphesiz Kafka’nın kullandığı Prag Almancası’nı inceleyen en tanınmış Kafka biyografi yazarı olan Klaus Wagenbach’ın bakışı ile sade sinema tekniği ve dilini kullanan Bela Tarr, Tarkovski, Haneke, Jean-Marie Straub/Danielle Hubbert ikilisi, ayrıca Şengeleya gibi yönetmenlerin bazı filmleri Kafka ile sinema arasındaki ilişkinin bambaşka şekilde yorumlanabileceğini düşündürttü bana.

Bu yönetmenlerin filmleri bilimkurgu, korku sineması veya Alman ekspresyonist filmlerinden daha çekiciydi. Bahsettiğim yönetmenlerin “sinema dilleri”nden farklı olan Orson Welles’in Dava filmi ise oldukça zengin ve tartışmacı entelektüel imkanlar veriyor. Bu filmden önce Welles’in Mrs. Arkadin ve Yabancı filmleri de Kafkaesk izler taşıdığı için Orson Welles’in Franz Kafka ve Sinema kitabının tamamlayıcısı olduğunu söyleyebilirim.

Kimsenin Tahmin Edemediği Yeni Bir Hayat Düşü

Benim amacım sadece Kafka’nın sinemayla, sinemanın da Kafka’yla ilişkisini ortaya çıkarmak değildi; aynı zaman da modern zamanların sinematografik -ve bazen edebi- biçimlerini ve hayata bakışlarını inceleyip değerlendirmek. Kitabı bazen bir inceleme tarzında bazen serbest deneme üslubuyla yazdım; bazen Kafka öne çıktı bazen Prag, bazen de sinema…

GÖZ ATIN  Dönüş Üçlemesi "Girdap" İle Sona Eriyor

Franz Kafka ve Sinema - Mehmet Öztürk

Bu kitapla ilgili özellikle Almanca, Fransızca, İngilizce yazılmış belli başlı çalışmaların yanında Çekoslovakya’da, İtalya’da, Sovyetler Birliği’nde, Türkiye’de yazılmış bazı araştırmalara da baktım. Fakat karşılaştığım, kitapta kullandığım ve kullanmadığım bütün bilgiler içerisinde biri vardı ki, beni olağanüstü şaşırtmış ve sevindirmişti.

Kafka hayatının sonlarında Berlin’de Polonya Yahudilerinden Dora’yla birlikte yaşarken kimsenin tahmin edemeyeceği yeni bir hayat düşlemişti: Doğu Akdeniz’e, Tel Aviv’e Dora’yla birlikte gidip bir lokanta –restoran- açmak: “Kafka ve Dora’nın Lokantası”. Aşçı veya garson olan Kafka… Önünde Akdeniz, üstünde mavi bir gökyüzü ve parıldayan bir ışık. “Küçük pençeli anne”ye, yani Prag’a ve “kül rengi”nde olan Berlin’e benzemeyen bambaşka bir “Kafkaesk manzara”.

Bilinmeyen, yepyeni bir Kafka duygusu ve filmi için sinemasal bir keşif…

Mehmet Öztürk

Esere dair görüşlerinizi Kayıp Rıhtım Forum’da bizlerle paylaşabilirsiniz.

* * *

Sitemizde bulunan diğer yazım maceralarını okumak için tıklayın!




Siz de Kayıp Rıhtım'da konuk yazar olabilirsiniz! İletişim: info@kayiprihtim.com

Yazarının Kaleminden: Franz Kafka ve Sinema – Mehmet Öztürk

Mehmet Öztürk, sinema ile Kafka arasındaki ilişkiyi analiz eden “Franz Kafka ve Sinema” adlı kitabının ortaya çıkış sürecini kaleme aldı.

Başa dönün