The Boys 2. Sezon İncelemesi: Karakter Odaklı Süper Kahraman Hikâyesi

The Boys 2. Sezon incelemesi sizlerle. Amazon Prime'ın en başarılı işlerinden olan çizgi roman uyarlaması yapımın yeni sezonu hakkındaki ilk yorumlar.

Amazon Prime Video’nun en başarılı işlerinden birisi olarak dikkat çeken The Boys yeni ve heyecan dolu sezonuyla ekranlarımıza geri döndü. Preacher’ın yazarlarından Darick Robertson ve Garth Ennis’in aynı adlı grafik romanından uyarlanan dizi 1. sezonunda olduğu gibi bu sezonda da izleyicileri kendine kilitledi. Peki bu 8 bölümden oluşan 2. sezon nasıl olmuş? The Boys 2. sezon incelemesi ile karşınızdayız!

1. sezonda, dünyayı korumaktan çok mahveden süper kahramanlara karşı yükselen/oluşan The Boys ekibi diziye konu olurken bir yandan da Amerika’nın “Avengers’ı” The Seven’ın yozlaşmış bir tarafını gösteren The Boys, 2. sezonda ise bu konular üzerine ve kaçış hikâyesine benzeyen bir yönde şekilleniyor. İlk sezon finali ile 2. sezonun başladığı yer arasında az da olsa bir sürenin geçtiği aşikâr olsa da hikâye büyük ölçüde kaldığı yerden devam ediyor. Bu da senaryonun ilerleyişi bakımından doğal bir uyumluluğu gözler önüne sunuyor.

The Seven’a 7. Lazım: Stormfront

İlk sezonda Translucent‘ın ölümüyle 6 kişiye düşen The Seven ekibine yani bir üye arayışları daha sezonun başından başlıyor. Madelyn Stillwell’in ölümüyle kendini kaybetmiş olan Homelander ekibinin başında olması gerekliliği ve sorumluluğuyla kendini oyalıyor. Bu da doğal olarak hem medyada hem de grup içerisinde oluşan tatsızlığı kaldırma isteğine, onları yeniden kendi The Seven’ı yapma isteğine neden oluyor. Oldukça açık ve vahşi olan dizimiz bu noktada Homelander’ın süper kahraman ve iyi bir süper kahraman arasındaki farkı vurgulamasını (daha amiyane tabiriyle, patlatmasını) dehşetler içinde izliyoruz.

the boys 2. sezon inceleme

Bu noktada Vought şirketinin önemli bir varlığı olan The Seven’a yeni bir üye katılıyor. Bu kişi de fragmanlarda gördüğümüz Stormfront. Oldukça mizah ve sosyal medya düşkünü(!) olan Stormfront başlarda bize ve Starlight’a iyi biri gibi gözüküyor ama sezon finaline yaklaşırken bu yıllanmış üyenin üzerine bir toprak atasımız bile gelmiyor. Daha fazlasını söylemek, spoiler bölgesine girmek olur, ancak şunu söyleyebilirim ki 2. sezonda Stormfront’un gelişi Eric Kripke’nin süper kahraman serisini daha hırslı ve daha başarılı bir hale getirmiş.

GÖZ ATIN  Snowpiercer 1. Sezon İncelemesi: Kıyamet Günlerinde Devrim

The Boys 2. Sezon Bölümlerinde Bizi Neler Karşılıyor?

Vought International’ın yeni patronu (Giancarlo Esposito tarafından canlandırılan) Stan Edgar’la işler yoluna giriyor ve şirketin girdiği durumdan en fazla parayı kazanmaya çalışılıyor. The Boys, peşinde The Seven varken gizlenmeye ve aynı zamanda tüm şirketi çökertme planları üzerine yoğunlaşıyor. Starlight ise içerideki ismimiz oluyor. 1. Sezondaki kan gölü bu sezonda karşımıza koca bir deniz olarak sunuluyor.

İlk sezonda da ucundan inceleme fırsatı bulduğumuz Vought, bu sezonda da bir yetenek ajansı olarak, temsil ettikleri süper kahramanları eğlence sektöründe, askeride, orduda kullanarak adeta ticari bir mala dönüştürmesini ilerletiyor. Bu noktada Vought’un medya görünümüne zarar veriyor gibi gözüken Stormfront; hayranları, kitlesi ve sosyal medyanın gücünü kullanarak daha çok süper kahraman üreterek bu insanlardan bir ordu kurmak derdinde. Yer yer ırkçı kişiliğini bizlere gösterip sosyal medyada olan kişiliğini koruyarak bu iki personası arasındaki farkı yüzümüze çarpmadan da geçemiyorlar.

Karakterlere Odaklanmanın Bedeli: Tekdüze Bir Hikâye

the boys 2. sezon incelemesi

The Boys yeni sezonunda yalnızca Stormfront’u kadrosuna katmakla kalmıyor tabii ki. İlk sezonun sonundan beri emin olduğum bir şeyi yapıyor. Halihazırda çok yerinde ve gelişmeye yatkın olan karakter hikâyelerine odaklanıyor. Karakterler bu sezonda zamanla derinlik kazanırken Queen Maeve (Dominique McElligott) ve The Deep (Chace Crawford) gibi karakterler bu sezonda çok farklı yollara yöneliyor. The Deep’in yöneldiği “The Seven’daki yerine giden yol”da kilisenin ve saçma bir şekilde sürekli tekrar eden “Fresca?” esprisinin iğneleyici ve gereksiz sahnelerine maruz kalıyoruz. Bu bir noktada o kadar abartılıyor ki Translucent’ın The Seven’dan atılıp da kiliseye düşmesi ardına yeniden yükselmesi gibi şeyler bizi hiç etkilemiyor.

Öte yandan ilk sezonda Vought medya ekibi tarafından hazırlanan imajının zedelenmemesi için eski kız arkadaşıyla birlikte görünmekten kaçınan Queen Maeve, bunun asıl sebebinin Homelander’dan ve kıskançlık nedeniyle o ve kız arkadaşına yapacaklarından korkması olduğunu söyleyerek bu konuda içimize su serpiyor. Ama yine de Homelander bizi burada da üzmeyi başarıyor. Umrunda olmadığını söylemesine rağmen Maeve’in keyfini bozmak için her şeyi yapıyor.

GÖZ ATIN  The Kominsky Method İncelemesi: İhtiyarlığın Canlı ve Yaşayan Tablosu

Her Karaktere Parlama Fırsatı Veren Bir Sezon: Peki Ya İyi mi?

The Boys’un çok sevilmesinin nedenlerinden biri kesinlikle eleştiri tarzı ve bunu kime/neye karşı yaptığıdır. Bu sezonda 21. yüzyıl Amerikan yolsuzluğunun kutsal üçlemesine yönelen The Boys bunu başarıyla yaparken bizlere oldukça kaliteli bir sinematografiyi de beraberinde sunuyor. Esasında bir süper kahraman dizisi olan seri gözlerimizi yeşil perde ve efektlerle yormaktan büyük miktarda kaçıyor. Sosyal medya, korkulu bir halk ve iktidarda olan güç delisi avcılar. Bu üçlemenin yanına kadın haklarına, azınlıkların durumuna, beyaz üstünlükçü beyinlere aşağılık muamelesini çok tatlı bir şekilde yapıştırıveriyor dizi. Genellikle bu özelliğine fazla güveniyor gibi gözüküp ilerlese de bizce başarılı bir eleştiri sunuyorlar. Hem de kendi ekranlarından…

the boys 2. sezon

Peki yanlış olan ne? Esasında The Boys’un ilk sezonuyla bizi büyük bir sevgiyle kendine kilitlemesi. Benim gibi hikâyeye düşkün olan kişiler bu sezonda ilk sezon kadar zevk almamış olabilir. Ki bu, “The Boys 2. Sezonu kötü olmuş,” demek değil. Muhteşem olan her şeyin yanında sanki isteksizce, hikâyenin ilerleyişinden ve kalınan tekdüzelik durumundan kurtulamamışlık var. Sanki her şey kendini tekrar ediyor ana hikâyede. Herkesin minik hikâyelerine odaklanmaktan ana hikâyeyi bile kaçırıyoruz hatta. Geçen sezon sonunda ölen Madelyn Stillwell’a suç atılmasıyla bir çukurdan çıkan Vought bu sezon finalinde de Nazi “süper kahraman”ımız Stormfront’a atılan suçlamayla tekrarlanmış oluyor. Hikâye dönüp dolaşıp aynı noktasında kendisine tosluyor.

Dizi 3. sezon onayını çoktan aldı. Yapımın toplamda 5 sezondan oluşması bekleniyor. Ayrıca bir de yan dizinin (spin-off) yolda olduğunu hatırlatalım.

Sizler Amazon Prime Video’nun popüler yapımlarından The Boys’un 2. sezonunu nasıl buldunuz? Teori ve yorumlarınızı Kayıp Rıhtım Forum’da bizimle paylaşabilirsiniz.

GÖZ ATIN  Roman Empire: İhtişamlı Roma'nın İhtişamdan Uzak Anlatımı

* * *

* Raised by Wolves 1. Sezon İncelemesi: Kaliteli Bilimkurguya Aç Olanlara




19 yaşında, Eskişehir doğumlu. Hayallerim oldukça sayısal işlerde olsa da edebiyata ve yazarlığa tutku ve sevgiyle bağlı biriyim. Her alanda herkesten bir şeyler öğrenmeyi ve kendime bir şeyler katmayı çok seviyorum. Devam ettirmekte olduğum bir fantastik serim olmakla beraber aklımdan geçen her konuda içerik üretmeyi seviyorum ve bunları paylaşmak için her zaman can atıyorum. Ayrıca tam bir kahve aşığıyım.

The Boys 2. Sezon İncelemesi: Karakter Odaklı Süper Kahraman Hikâyesi

The Boys 2. Sezon incelemesi sizlerle. Amazon Prime’ın en başarılı işlerinden olan çizgi roman uyarlaması yapımın yeni sezonu hakkındaki ilk yorumlar.

Başa dönün