in ,

Don’t Look Up İncelemesi: Kuyruklu Yıldız Altında Trump

Don’t Look Up incelemesi yayında. Netflix’in Adam McKay imzalı yeni filmi, kara mizahla kıyamet senaryolarını bir araya getiriyor.

don't look up incelemesi netflix

Don’t Look Up inceleme yazımız sizlerle. Oscar ödüllü yönetmen Adam McKay imzasını taşıyan Netflix yapımı, 2021’i geride bırakırken bizlere konuşacak çokça başlık sunmayı başarıyor. Yıldızlar geçidi kadrosuyla bilimkurgu ve kara mizahı bir araya getiren yapımı detaylarıyla masaya yatırıyoruz.

24 Aralık 2021 tarihinde Netflix kütüphanesinde yayına giren Don’t Look Up (Yukarı Bakma), oyuncu kadrosu ve ele aldığı konu nedeniyle kısa sürede izleme listelerinin ilk sıralarında kendisine yer bulabildi. Golden Globes’ta 4 dalda aday gösterilen yapım, şimdilik toplamda 7 ödül ve 30 adaylığa sahip.

Leonardo DiCaprio, Jennifer Lawrence, Meryl Streep, Cate Blanchett, Rob Morgan, Jonah Hill, Timothée Chalamet, Ariana Grande, Kid Cudi ve Mark Rylance gibi isimleri bir araya getiren film kıyametin günbegün yaklaştığı bir dönemde insanlığın olası davranışlarını konu alıyor.

Yapımın senaryosunu Adam McKay, David Sirota ile birlikte kaleme alıyor. Film, Sirota’nın ilk senaryo deneyimi.

Tüm bu temel detaylardan sonra inceleme kısmına artık geçebiliriz. Post-truth çağında kıyamet günlerine odaklanan yapımın beklentileri ne kadar karşıladığına birlikte bakalım.

Don’t Look Up İncelemesi: Dijital Dünyada Sıradan Bir Gün

Don’t Look Up’ı izlerken aklımdan geçen ilk düşünce şu oldu: “Bu bir film değil, küresel bir kriz anında internette yapılan sıradan bir gezinti.” Bu his peşimi bırakmadığı için, belki de yapımın Netflix gibi bir dijital mecraya gelmesinin de verdiği etkiyle filmi bir tür meme’ler bütünü gibi gördüm. Dozu ayarlanmayan eleştirinin, karikatüre kaçan tasvirlerin fazlalığı da bu konuda bana pek yardımcı olmadı. Tüm bu tercihlerin bilinçli olduğu kabulüyle söze başlarsak yapımın başından tatmin olmuş, iyi bir deneyim yaşamış ya da sadece eğlenmiş olarak kalkmanın pek de mümkün olmadığını söyleyebilirim.

meryl streep netflix yeni

Adam McKay kuşkusuz kendisini kanıtlamış bir yönetmen. 2015 tarihli The Big Short filmiyle En İyi Uyarlama Senaryo Oscar’ını alan McKay, Vice ve The Other Guys filmleriyle de tanınıyor. McKay ayrıca son dönemde çokça konuşulan HBO dizisi Succession’da da bir bölümün yönetmenliğini üstlenmişti.

Don’t Look Up’ta McKay’in yeni çağa getirdiği çoktan eskimiş eleştirel bakışına şahitlik ediyoruz. Film, hızla eskiyen trend’lerin etrafında dolaştığı için söylediği söz de aynı oranda geriden takip ediyor.

Don’t Look Up bir doktora öğrencisinin bir kuyruklu yıldız keşfetmesiyle başlıyor. Jennifer Lawrence’ın canlandırdığı Kate Dibiasky, keşfini okuldan hocası Dr. Randall Mindy (Leonardo DiCaprio) ile paylaşıyor. Çok geçmeden bunun sıradan bir kuyruklu yıldız olmadığı anlaşılıyor. O bir “gezegen katili” ve artık harekete geçme zamanı.

yukarı bakma inceleme

Dibiasky ve Dr. Mindy, çoğu Amerikan filminde olduğu gibi meseleyi Beyaz Saray’a taşımak üzere apar topar yola çıkıyorlar (çıkartılıyorlar). Ardından Yukarı Bakma ilk bombasını patlatıyor: Meryl Streep’in canlandırdığı Başkan Orlean. Acil buluşma talebi günübirlik bir mesele yüzünden bir günlük gecikmeyle gerçekleştiriliyor. Orlean, herkesin ilk bakışta fark edeceği gibi bir Donald Trump potpurisi. Başkan meseleyi tıpkı Trump’ın iklim krizini ya da Koronavirüs pandemisini ele aldığı ciddiyette takip ediyor. Yapımın bundan sonrası ise Levent Kırca ve Oya Başar’lı Olacak O Kadar skeçlerinin bir karışımı olarak karşımıza çıkıyor.

Eleştiri ve Kara Mizahın Dozu

Film boyunca altı aylık ömrü kalan bir Dünya’yı kurtarmak yerine Ara Seçimler’e odaklanan bir ABD başkanı, Dünya’nın kıyameti olacak kuyruklu yıldızdan milyar dolarlar kazanmayı uman zengin bir girişimci ve iş insanı, gezegen günlerini tüketirken medyanın meseleyi ele alış biçimi ve halkın ne kadar kolay manipüle edildiği gerçeği etrafımızda dönüp duruyor.

Tüm bunlar akla ilk gelen, defalarca sosyal medyada meme’lerle sıradanlaştırılan, sayfalarca üzerine konuşulan metotlarla yapılıyor. Dolayısıyla eleştiri, kara mizah ya da adına her ne derseniz deyin bir noktadan sonra izleyici için vuruculuğunu kaybediyor. Film bir tür, “Evet burada da şuraya gönderme var, tamam bunu da kaçırmadık”a dönüyor. Bu varış noktalarında yapım bize yeni bir söz söylemeyi başaramıyor.

don't look up trump

Evet, Elon Musk ya da Jeff Bezos günü geldiğinde aynen böyle davranabilir. Evet, Donald Trump ne kadar da fenaydı. Doğru, gerçekten de medya manipülasyonu işte tam böyle bir şey. Tüh ya, kimse bilim insanlarını dinlemiyor. Gerçekten, insanlar ne kadar da vurdumduymaz, dışarıda kıyamet kopuyor yahu?

Bunların ötesine geçmek, dozu ayarlamak, dalga geçilen şeyin kendisine dönüşmemeyi başarmak bir tercih. Don’t Look Up’ın böyle bir yola yönelmek istememesi, her şeyin bu denli kör göze parmak ele alınması tek bir nedene bağlanabilir: İyi film yerine, herkesin hızla kavrayabileceği ve kulaktan kulağa yayabileceği bir olay yaratmak. Top 10 listelerine baktığımızda, yapımın bunu başardığını söylemek de mümkün.

Cesaret Bunun Neresinde?

Yapım herkesin kolayca söyleyebildiği (hatta milyonlarca insanın zaten söylediği ve artık üzerine düşünmekten sıkıldığı şeyleri) bir araya getirip paket yaparken yeterince cesur davranmayarak da sınıfta kalıyor. Trump’a, sosyal medyaya, milyarder iş insanlarına, yönlendirilmiş halka ateş etmek kolay. Hatta, doğru bir sunum yolu tercih edilmezse düpedüz klişe.

don't look up yukarı bakma netflix inceleme

Don’t Look Up klişe adlı güvenli yapımdan ayrılmadan Kilise’yi ya da herhangi bir dini inanışı işaret etmeye cesaret edemiyor. Belli başlı noktaların dışına çıkmadan, sanki kendisi için çizilmiş oyun alanı içerisinde sözünü söyleyip ardından fişi çekiyor.

Kilise yalnızca bir örnek. Kolayca çoğaltılabilir. Ama az çok neyle karşı karşıya olduğumuzu anladıktan sonra, biraz da oyuncu performanslarından bahsetmek gerek.

Yıldızları Bir Araya Getiren Don’t Look Up Oyuncu Kadrosu Nasıl Bir Performans Gösteriyor?

Her biri birbirinden kariyerli isimleri buluşturan filmler, çoğu zaman kolayca yalpalayabiliyor. Bu yapımda da birbirinden değerli oyuncular bir araya geliyor. Ancak hem yıldız yönetimi hem de senaryonun kolayca karikatüre kaçan sahneleri zayıf kaldığı için birçoğu bekleneni veremiyor.

Leonardo DiCaprio benim için filmde değişim geçiren, biraz derinlik kazanabilen tek karakteri canlandırdığı için bir adım ötede. Yükselişi ve düşüşü yapımda size ulaşmayı başaran nadir performanslardan birisi.

Jennifer Lawrence üzerine düşeni tamamen yerine getirse de boyutunu zaman içerisinde kolayca kaybediyor.

Amerikan Başkanı’nı oynayan Meryl Streep’in oyunculuğu ise tamamen bir taklitten ibaren. İyi bir taklit ama izlerken ötesini görebiliyorsunuz.

Cate Blanchett da Streep ile aynı paydada buluşuyor. Medyanın yüzü olma rolü, belki de karakterin doğal yapısından ötürü bununla sınırlı kalıyor. Başarılı oyunculuk yine bir kutunun içerisine hapsedilmiş hissi uyandırıyor.

Timothee Chalamet yukarı bakma

Son dönemlerin parlayan oyuncusu Timothée Chalamet ise çekimler sırasında bölgeden geçen herhangi birisi kıvamında. Karakteri de rolü ele alışı da bu çizgide ilerliyor. Sanki son dakikada, filmin rüzgârına bir katkı da Chalamet’ten gelsin diye kadroya eklenmiş gibi duruyor.

Müzisyenlerin büyük filmlerde rol alması artık alışılageldik bir başlık olmasına rağmen, Ariana Grande’nin yapımda yine bir şarkıcı olarak karşımıza çıkması yerine oturan bir taş etkisi yaratıyor. Grande’nin hikâye içindeki konumu ve performansı olumlu bir tercih gibi duruyor.

Son Akşam Yemeği

Film hakkında son sözlere geçmeden önce yapımın kurgu tercihleri hakkında da birkaç satır konuşmak istiyorum. Filmi skeçler bütününe çeviren ani kesmeler, bazı noktalarda hikâyenin eğlenceli adımları için başarılı destek noktaları görevi üstlenmiş. En ciddi anlarda, bir tür motivasyon konuşmasına dönen diyaloglardan aniden ve tezatlık oluşturacak sakinlikte karelere geçişler işleyen bir buluş olarak karşımıza çıkıyor. Bu noktada aksayan taraf, daha önce de dile getirdiğim “doz ayarlama” konusunda gerçekleşiyor. Hamleler, tekrarlandıkça etkisini yitirmeye mahkûm kalıyor.

don't look up akşam yemeği

Ana hikâye, karakterlerin kıyamet gününde yedikleri bir akşam yemeği sahnesiyle noktalanıyor. Film belki de ilk çeyrekten sonra ilk defa izleyiciyle doğrudan bağ kurma şansını yakalıyor. Birçok okumaya açık bir şekilde, güçlü bir sahneyle öykü tamamlanıyor. Ancak konulan bu noktalı virgül (bir şakayı tamamlamak için jenerik sonrası eklenen sahneye hitaben, yoksa nokta koymak için en harika an) yeterli olmuyor.

Neticede Yukarı Bakma her gün parçası olduğumuz dünyayı, gereğinden uzun bir sürede kimi anlarda eğlenceli kimi anlarda klişe unsurlarla eleştirmeye çalışan ve tüm bu mesaj yükünün altında kalan atıştırmalık bir film olarak aklımızda yer ediniyor.

Siz Don’t Look Up hakkında ne düşünüyorsunuz? Yorum ve eleştirilerinizi Kayıp Rıhtım Forum’da bizimle paylaşabilirsiniz.

Oyla!

Eda Aydın

1992 yılında Bursa'da doğdum. Radyo, Sinema ve Televizyon Bölümü mezunuyum. Filmler, kitaplar hakkında inceleme ve görüş yazıları yazıyorum. Tanpınar'ı seviyorum.

2 Yorum BULUNUYOR


  1. Avatar for edi_Cag edi_Cag dedi ki:

    Netflix’in ‘Bütün meşhur oyuncuları bir araya toplayalım gerisi önemli değil’ projesinden bir örnek. Keşke birisi bana bu yorumu yapsaydı da zamanım boşa gitmeseydi. Anlamsız ve uzun ara sahneler, acele yazılmış gibi duran bir senaryo. 2/10 Benim puanım. :-1:

  2. Avatar for kivoethe kivoethe dedi ki:

    Ben genel kanının aksine filmi çok beğendim. Süresine oranla yer yer temposu düşse de gayet keyifli ve “dolu” bir film. Şiddetle öneriyorum. :slightly_smiling_face:

Söyleyeceklerin mi var? Forum'a gelip sohbete katıl.

Şeytanın Müridi - Ölüler Cinayet İşler mi? - Glenn Meade

Şeytanın Müridi: Glenn Meade Kitabı Yıllar Sonra Yeniden Raflarda

Mike Mignola hellboy nft sahte

Hellboy’un Yaratıcısı Mike Mignola: “Sahte Hellboy NFT’lerine Dikkat Edin”